kaynak olarak ekleyin
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde son günlerde yerel basına ve kamuoyuna yansıyan "ret" ilanları, bölgedeki derin sosyal sıkıntıları yeniden gündeme taşıdı. Viranşehir Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nurettin Karakış’ın kaleme aldığı analiz, ailelerin öz evlatlarını ve yakınlarını kamuoyu önünde reddetme noktasına getiren kritik süreçleri ve arkasındaki nedenleri gözler önüne serdi.
İşte Karakış’ın yazısı:
“Viranşehir’de son günlerde dikkat çeken bir gelişme yaşanıyor.
Aileler, kendi aile bireyleri hakkında kamuoyuna açık şekilde “ret” ilanları vermeye başladı.
Peki, bir aileyi kendi evladını, kardeşini ya da aile bireyini kamuoyu önünde reddetme noktasına getiren sebepler nelerdir?
Bu sorunun cevabını sadece ailelere sorarak bulamayız.
Bu mesele; Viranşehir’in kanaat önderlerinden aşiret temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarından oda başkanlarına, mülki idare amirlerinden belediye yönetimine, milletvekillerinden güvenlik ve adli birimlere kadar toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren ciddi bir sosyal sorun olarak ele alınmalıdır.
Ben de bir Viranşehirli olarak soruyorum:
Viranşehir’de ne oluyor?
Bu ilanlar neden çoğalıyor?
Viranşehir Gündem Gazetesi olarak yaptığımız saha görüşmeleri ve vatandaşlarla gerçekleştirdiğimiz değerlendirmelerde, özellikle üç başlığın öne çıktığını gördük:
1. Tefeciliğin ağına düşmek
2. Bahis ve kumar bağımlılığının pençesine düşmek
3. Gençlerin uyuşturucu ve diğer yasadışı maddelerin ağına sürüklenmesi
Elbette bunların tamamının her olayda doğrudan sebep olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak toplumda dile getirilen bu sorunların, mutlaka ciddi biçimde araştırılması gerekiyor.
Çünkü ortada sadece birkaç aileyi ilgilendiren meseleler yok.
Ortada ailelerin dağıldığı, gençlerin geleceklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığı ve bazı insanların çaresizlik içerisinde yanlış yollara sürüklendiği bir sosyal tablo var.
Tefecilik iddiaları araştırılmalı
Bir insan borç batağına düştüğünde, özellikle de yüksek faizli ve yasa dışı borç ilişkilerinin içerisine girdiğinde, bunun sonuçları sadece o kişiyi ilgilendirmiyor.
Borç büyüyor.
Baskı artıyor.
Aile içerisinde huzursuzluk başlıyor.
Baba evinden uzaklaşabiliyor.
Eşler arasında sorunlar yaşanabiliyor.
Çocuklar bu süreçten etkilenebiliyor.
Daha da kötüsü, çaresiz kalan bazı gençler borçlarını kapatabilmek için başka riskli yollar arayabiliyor.
İşte tam da burada ikinci tehlike karşımıza çıkıyor:
Bahis ve kumar.
Bahis, borcu kapatma umudu değil; yeni bir bataklık olabilir
“Bir kez daha oynayayım, borcumu kapatayım.”
“Son kez para yatırayım.”
“Kaybettiğimi geri alırım.”
Bu düşünceler, birçok insanı daha büyük bir borç batağına sürükleyebilir.
Kaybedilen para geri kazanılmadığında ise kişi yeniden borçlanabilir.
Borç büyüdükçe aile üzerindeki baskı artabilir.
Aile içerisindeki güven duygusu zedelenebilir.
Ve sonunda aileler, kendi evlatları hakkında “Bu kişiyi tanımıyoruz, ailemizden reddediyoruz” noktasına kadar gelebilir.
En büyük tehlike: Gençlerin uyuşturucu ağına sürüklenmesi
Bir başka önemli başlık ise gençlerin uyuşturucu ve diğer yasadışı maddelerle tanışmasıdır.
Burada sadece kullanan gençleri konuşmak yetmez.
Bu gençleri kimler hedef alıyor?
Gençlere bu maddeler nasıl ulaşıyor?
Kimler gençleri bağımlılığa sürüklüyor?
Aileler çocuklarının yaşadığı sorunu neden zamanında fark edemiyor?
Ve en önemlisi:
Bu ağlarla mücadelede yeterince etkin miyiz?
Bu soruların tamamına devletin ilgili kurumları tarafından bilimsel, hukuki ve sosyal veriler ışığında cevap verilmelidir.
Çünkü bağımlılık yalnızca bireysel bir mesele değildir.
Bağımlılık, aileyi de toplumu da geleceğimizi de ilgilendiren bir mücadele alanıdır.
“Bir heyet kurulsun, sorun araştırılsın”
Ben buradan açık bir çağrıda bulunuyorum.
Viranşehir’de yaşanan bu tablo, günlük tartışmaların arasında kaybolmamalıdır.
Bir çalışma ve koordinasyon heyeti oluşturulmalıdır.
Bu heyette;
• Mülki idare,
• Belediye,
• Güvenlik birimleri,
• Sağlık ve sosyal hizmet birimleri,
• Eğitimciler,
• Baro ve hukukçular,
• Sivil toplum kuruluşları,
• Oda temsilcileri,
• Kanaat önderleri,
• Muhtarlar,
• Gençlik alanında çalışan uzmanlar
yer almalıdır.
Amaç kimseyi peşinen suçlamak değil.
Amaç sorunun kaynağını bulmak olmalıdır.
Tefecilik iddiaları varsa araştırılmalı.
Yasa dışı bahis ve kumarla mücadele güçlendirilmeli.
Uyuşturucu ticareti ve gençlerin bağımlılığa sürüklenmesiyle ilgili mücadele kararlılıkla sürdürülmeli.
Ve bütün bunlar yapılırken aileler yalnız bırakılmamalıdır.
Ceza kadar rehabilitasyon da önemli
Suç işleyen varsa elbette hukuk önünde hesap vermelidir.
Ancak bağımlılıkla mücadele eden gençlere de yalnızca “suçlu” gözüyle bakmak doğru değildir.
O gençlerin tedaviye, psikolojik desteğe, aile desteğine ve yeniden topluma kazandırılmaya ihtiyacı vardır.
Bir genci kurtarmak, aslında bir aileyi kurtarmaktır.
Bir aileyi kurtarmak ise bir toplumun geleceğini kurtarmaktır.
Viranşehir susmamalı
Bugün bazı aileler evlatlarını reddediyorsa, yarın başka ailelerin aynı noktaya gelmeyeceğinin garantisi var mı?
Bugün bir genç bahis batağına düşüyorsa, yarın başka bir gencin aynı tehlikeyle karşılaşmayacağının garantisi var mı?
Bugün bir aile tefecilik nedeniyle dağılıyorsa, yarın başka bir ailenin kapısının aynı nedenle çalınmayacağının garantisi var mı?
İşte bu nedenle meseleye yalnızca “Aile kendi çocuğunu neden reddetti?” diye bakmak yeterli değildir.
Asıl soruyu sormalıyız:
Bu aileyi kendi evladını reddetme noktasına getiren toplumsal şartlar nelerdir?
Viranşehir’in yöneticileri, siyasetçileri, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ve toplumun bütün kesimleri bu sorunun cevabını birlikte aramalıdır.
Ben bir Viranşehirli olarak çağrıda bulunuyorum:
Gelin bu sorunu birlikte araştıralım.
Gelin gençlerimizi kaybetmeden harekete geçelim.
Gelin aileler daha fazla dağılmadan önlem alalım.
Ve eğer bu gençleri borç batağına, yasa dışı bahise veya uyuşturucuya sürükleyen suç yapılanmaları varsa, hukuk çerçevesinde tespit edilsin ve sorumlular hakkında gereken adli işlemler kararlılıkla uygulansın.
Çünkü mesele artık birkaç ailenin meselesi değildir.
Mesele Viranşehir’in geleceğidir.
Ve Viranşehir’in geleceğini korumak hepimizin sorumluluğudur.”
Kaynak: ALİ YALÇIN


0 Yorum