SAHTE (FAKE) HESAPLA KENDİNİ ÖVDÜRME HASTALIĞI

Günün birinde bir belediye başkanı,

—“Bahaddin bey, sosyal medya ekibimiz nasıl ama?” diye sordu. (Hafifte olsa gurur duyarcasına)

Dedim ki;

—“Sizi eleştirenlerin çoğu cahil. Bilgili ve donanımlı eleştiri pek az. Ancak sizin ekibiniz daha cahil.”

Başkan hafif bir afalladı. Cümlemin ilk kısmı onu mutlu etmişti ama ikinci kısmı soğuk duş oldu.

Ardından “rica etsem tekrar eder misiniz?” dedi.

Tekrar ettim. İyice anladı.

Hatta o ekibin başındaki kişiden ve fikir babasından müşteki olduğu imasını uyandıracak bir şeyler söyledi.

Bu sadece bir anı.

Ancak, öyle bir yaranın varlığını ortaya çıkaran bir anı ki, hem para veriyor hem gülünç oluyor.

Hani “paranla rezil olmak” diye bir deyim vardır ya, işte o deyimin hayat bulduğu bir olay. Üstelik belediyelerin çoğu bu kaynağı kamu parasından köşeye attıklarıyla oluşturuyor.

Ya; 21b maddesini kullanarak yıllardır aynı şekilde duran bir kavşağı “aciliyet” var diye sözde bir gerekçe yazarak istediği birine tek fiyat üzerinden veriyorlar. ((Yıllardır aynı şekilde duran bir yerin aciliyeti nedir? Sayıştay buna ne der?))

Ya; Belediye şirketi üzerinden aynı kanunun 3g maddesine göre 1 Milyon Dolarlık malı 3 Milyon Dolara almaya kalkışıyorlar. Bir kısmını da başka ihalenin içerisine ekleyerek gözden uzak hale getirmeye çalışıyorlar. ((Siyaseten kendini bitirme projesi desen, yine yapıyorlar. Ancak Sayıştay’ın söylemesi lazım.))

Ya; Hile yoluyla bir arsanın ebatını büyütmeye çalışıp petrol istasyonu ruhsatı vermeye kalkıyorlar.

Ya; Düne kadar sövdükleri, imara açılmasına bin türlü iftira ile karşı durdukları yeri imara açmaya kalkıyorlar. ((Bazı şehirlerde iftiraya uğrayanlar her mecraya çıkıp, geçmişte adlarını kirletenlerden hesap soruyor.))

Ya da; Nüfuz kullanarak alınması zor çeşitli lisansları alıp satarak kişisel zenginleşme yolunu seçiyorlar. ((Kimi şehirlerde muhalefet bu belgeleri pankart yapıp il binalarına asıyor))

Tabi ki; Bu bütçeleri elde edince, tamamını fake hesaplar için harcamıyorlar. Fake hesap sahiplerine binde biri bile düşmez.

Onlar ucuzcudur.

Çoğu, sigortalı bir asgari ücrete razı olan eğitimi düşük kimselerdir.

Yazdıklarını okuyunca ne denli pejmürde bir sosyo ekonomik ve kültürel yapıda olduklarını anlayabiliyorsunuz.

Onlar sadece karın doyuracak kıt imkanlarla beslenmekte.

Belki de Elon Musk’ın Twitter’i satın alması, bunları işsiz bırakacaktır. Malum fake hesapları kapatma şartı var.

Hadi fake hesap sahipleri Elon Musk’ı protestoya :)

Ama yabancı dil lazım değil mi? Sizde Türkçe bile kıt. Nasıl olacak bu iş? :)

Bence fiyatınızı artırın :)

Hem işinizin devamlılığı gözükmüyor hem de sizi yemleyenler devasa kaynaklarla oynuyor.

Neyse şaka bir yana, son olarak güncel bir anı daha paylaşayım,

Geçenlerde paylaştığım bir tweetin altına bu fakelerden biri konuyu manipüle edici mahiyette bir cevap yazdı. Tanımak için biraz lafı uzattım. Öyle tüyolar verdi ki.

Bir ekip olduklarını, çeşitli uzmanlarının olduğunu kırık türkçesiyle yazdı. Hatta twitte eleştirdiğim teknik hatanın müsebbiplerinden birinin kendi olduğuna dair çarpıcı ip uçları verdi. O hatadan dolayı başkaları da eleştirmiş olacak ki, canhıraş bir çabayla savunuyordu. Bazen saygısız, bazen görgüsüz, bazen de uyarıyı dinleyen bozuk bir ruh hali vardı. Haklı hiçbir maddeye cevap vermiyor sürekli demagojiye boğmaya çalışıyor ama bilgi sığlığıyla debelenip duruyordu. Kendilerini bir site olarak tanımlıyor ama yalan olduğunu “internette böyle bir sitenin olmadığını” söylediğimde derhal bu konuda susuyordu. Daha sonra ismini söylemekten neden bu kadar utanç duyduğunu, şaibeli bir isim değilse açıklamasını istediğimde yine kendini salaklığa vurarak anlamamış gibi yapıyor ve bozulan yazım şekliyle, orta yaş üstü, ruh hali bozuk, huysuz biri iması uyandırmaya başlıyordu. Tabi bu kişi yukarıda bahsettiğim asgari ücretli birine benzemiyordu. Belli ki günü geçmiş, pasmanda biri olsa da onları koordine eden biri gibiydi.

Bu da güncel bir anı olmakla beraber, konunun ne denli önemli olduğunu, bunlara ihtiyaç duyan yetkililerin ne denli aşağılık kompleksine sahip olduklarını ortaya koyan farklı bir örnekti.

İyi okumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. BAHADDİN YETKİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.

01

İso - Kurumlar büyük ölçüde böyle işliyor, böyle de gider çünkü şikayetçi değiliz. Mesela hem fedakarlık yapıp büyük işler başaranlar var hem de önceden insan hakları derneklerini, sendikaları dolaşan bazı kadroların yanlış gördüğü bir uygulamaya, bir zamma, bir kayırmaya filan karşı çıktığını gördük mü? Hayır. Bu konumda olanların da odaklandığı yer en üstteki koltuk. Yönetici kendi malı/çiftliği gibi kullanıyor kurumları, halk ise kendi malına sahip çıkmasını bilmiyor veya buna yönelmiyor. Sorun sistemsel.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Temmuz 13:02