Reklam Alanı

BUGÜNLERDE İŞLENEN CİNAYETLER TESADÜF MÜ, PLANLI MI?

Reklam Alanı
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Son zamanlarda artan cinayet haberleri, ülkede derin bir korku ve endişe iklimi oluşturmaya başladı. Özellikle son zamanlarda dikkat çeken cinayetlerden Santa Marina Kilisesi'nin papazı silahlı saldırıda öldürülmesi, Diyarbakırlı Ramazan Hoca (Ramazan Pişkin) İstanbul’da namaz üstünde bıçaklanarak hayatını kaybetmesi, İzmir'de yolda üşümesin diye aracına aldığı yolcu tarafından öldürülen bir taksicinin görüntüleri içimizi acıttı. En son olarak da müzisyen Emre Aytekin, kendi halinde eşiyle akşam yemeği yerken yan masadan eşine laf atan adamları uyardıktan sonra arkadan yumruklanarak vahşice öldürülmesi bu ülkede neler oluyor sorusunu gündeme getirdi.

Peki, bu kadar ölümün ardı ardına gelmesi tesadüf mü? Yoksa birileri toplumsal huzursuzluk ve güvensizlik ortamı yaratarak başka amaçlara mı yöneliyor?

Bu sorunun cevabını kesin olarak vermek zor olsa da bazı dikkat çekici ipuçları olaylarla ilgili sorunları da gözler önüne seriyor. Örneğin, Santa Marina Kilisesi'ne yapılan saldırının, son zamanlarda artan Hristiyan karşıtı söylemlerle bağlantılı olması ihtimali üzerinde duruluyor. Ramazan Pişkin'in ölümü ise, bazı cemaatlerin hedef göstermesi sonucu böyle bir saldırının olması olarak gösterilebilir.  İzmir'deki taksi şoförünü öldürdükten sonra "kimseye güvenmeyeceksin" diyen katilin sözleri bu güvensizlik ortamını daha da tetikleyen türden… Diğer tarafta Emre Aytekin'in ölümüne sebep olan olaylar ise, artan öfke ve tahammülsüzlük ortamının sonuçları olarak değerlendirilebilir.

Bu vahşi cinayetlerin arkasında yatan motivasyonlar her ne olursa olsun, hepsi ortak bir gerçeğe işaret ediyor: Ülkemiz derin bir huzursuzluk ve güvensizlik sarmalı içine sokmak isteyen bir güç var.  Bu tür olaylar her geçen gün şiddeti, nefreti ve kutuplaşmayı artırırken, toplumumuzu tehlikeli bir uçuruma sürüklediğini görmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bu durum karşısında, hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Siyasilerden, toplum liderlerinden ve her bireyden, bu vahşete karşı sesini yükseltmesi ve çözüm için adım atması gerekiyor.

Nefret ve şiddet dilinin yerine, hoşgörü ve diyalog dilini hâkim kılmak için daha çok çabalamamız gerektiğini gösteriyor. Birbirimize karşı daha saygılı ve tahammüllü olmak için daha çok gayret içerisinde olmamız gerektiğini belirtiyor.

Unutmayalım ki, her can kaybı sadece bir istatiksel bir bilgi değil, aynı zamanda bir ailenin yıkımı, bir umudun sönmesi demektir.

Bu ülkede bu tür vahşetin daha fazla yaşanmaması için hep birlikte "Artık yeter" demeliyiz.

Not: bu yazıyı yazarken İstanbul Çağlayan adliyesi önünde polisle girilen çatışmada iki kişi öldürüldü.

BUGÜNLERDE İŞLENEN CİNAYETLER TESADÜF MÜ, PLANLI MI?
Reklam Alanı

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum