Bu hayatta herkesten ama herkesten bir şeyler öğrenebilirsin. Bunun için özel bir kişiye ya da özel bir yere ihtiyacın yoktur; algıların buna açık olsun yeter. Hayat, derslerini çoğu zaman yüksek sesle değil, küçük ayrıntılarla verir.
Ne yazık ki çoğu zaman hor görmeyi seçiyoruz. “O ne bilir ki?” demek, farkında olmadan kurduğumuz en büyük kibir cümlesidir. Kendini üstün görmek ise belki de en büyük körlük… Oysa her insan ayrı bir kitap, her insan ayrı bir deneyimler deryasıdır. Kimi sayfalar kolay okunur, kimileri sabır ister; ama her biri mutlaka bir anlam taşır.
Sokrates’in yüzyıllar öncesinden gelen şu sözü hâlâ yol göstericidir:
“Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.”
Gerçek öğrenme, insanın kendini kapatmamasıyla başlar.
Hayat bazen dersini fısıldar. Ufacık bir davranış, küçücük bir ayrıntı, insanda kocaman bir farkındalık yaratabilir. Bunun için yapılması gereken tek şey, yaşanan her anın bir öğreti taşıdığını fark etmektir.
Tesadüf diye bir şey yoktur. Bazen biri çıkar karşına, iki cümle eder ve hayata bakışın değişir. Bazen de biri çıkar, hayatının en ağır dersini verir. O kişi bir akademisyen olmak zorunda değildir; restoranda masanı silen biri, çöplerini toplayan bir emekçi, trafik ışıklarında su satan bir çocuk ya da markette yerleri silen bir çalışan da olabilir. Çünkü dersin değeri, dersi verenin konumunda değil, senin onu almaya ne kadar hazır olduğundadır.
Her insana, okunmayı bekleyen bir kitap gibi bakmak gerekir. Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan öyle davran; sana nasıl hitap edilmesini istiyorsan kelimelerin de öyle dökülsün dilinden. Çünkü dünya bir mağara gibidir: Ne söylersen, ne yaparsan, yankısı sana geri döner.
Hz. Ali’nin şu sözü bu gerçeği sade bir biçimde hatırlatır:
“İnsanlar bilmediklerinin düşmanıdır.”
Anlamaya çalışmak, hem kalbi hem yolu genişletir.
İnsan kendine şunu demelidir: Hayattaki her ayrıntı bir öğretidir ve atılan her adım, insanı olgunluğa ve bilgeliğe taşır. Bu farkındalıkla yaşamak, hayattan lezzet alabilmektir. Her olumsuzluk, kişiyi mutlaka bir olumlu sonuca yaklaştırmalı; aksi hâlde yaşananların anlamı eksik kalır.
Güzel bakarsan güzel görürsün. Gördüğün güzellik senden etkilenir ve sana, senin baktığın gibi geri döner. Niyetini iyi tutmak; iyi görmek, iyi hissetmek ve hissettirmek… Belki de hayatın en sade ama en derin öğretisi budur.
Elbette istisnalar vardır. Ancak olumsuza takılıp kalmak yerine, ondan öğrenilecek olanı alıp yoluna devam etmek gerekir. Çünkü bazen karanlık, sadece ışığın değerini öğretmek için vardır.
Varoluşun değerini ve anlamını unutmadan…
Kendine merhamet et.