Atlantik Cephesi/Emperyalizm geriliyor ve sıkışıyor; mevcudu koruma, erimeyi yavaşlatma sancıları onu agresifleştiriyor. Bazı bölgelerden çekilerek işlerini vekil güçlerine, işbirlikçi rejimlere ve teröristlere devrediyor…
ABD’nin Venezuela’da adam kaçırma korsanlığı ile hızlanan sürecin Latin Amerika halklarını nereye evireceği dikkate değerdir. “Guevara’dan çağrı: ABD zorbalığına karşı uluslararası direniş” https://ydh.com.tr/d/33938/guevara-dan-cagri-abd-zorbaligina-karsi
Bu olaydan Çin ve Rusya tehlikeli bir pasiflik içinde oldu. Zira Atlantik karşısında Avrasya olunacaksa bu pasiflik, stratejik ve geri dönülmez sonuçlar doğurabilir.
İran ile hesaplaşma da önemli. İran'da yönetimin ekonomik politikalarından memnun olmayan kesimler kalabalık olsa da nizama karşı olan veya hain olan kesimler ciddi bir tehdit oluşturmuyor. ABD veya ABD-İsrail, iç karşılıkları bahane ederek saldırabilir. Eğer buna cesaret edebilirlerse. Küresel anlamda büyük kırılmayı yönlendirecek olan bu çatışma olacaktır.
Emperyalizmin Batı Asya'dan tümüyle çekilmesi sürecinin başlaması bu çatışmanın sonucuna bağlı olacaktır. Zira Atlantik direniş ve Avrasya’nın yükselişi karşısında giderek bu cephede de zayıflıyor…
Çin ve Rusya’nın ABD’nin agresif hamleleri karşısında ki pasif tavırları Ukrayna ve Tayvan konusunda ada mevcut. ABD/NATO/Atlantik Ukrayna'da kaybetti. Ve Tayvan'da Çin tedbirli ve sabırlı ancak çok pasif ve ürkek. Bu da ABD’nin cüretini arttırıyor; cüret bazen güce dönüşebiliyor veya öyle görünebiliyor ve işleri zorlaştırabiliyor.
Küresel anlamda halklar AB’yi/siyonizmi/ABD'yi/BM’yi, uluslararası kuralları ve kurumları; soykırımlar, haydutluklar, işgaller, adam kaçırmalar ve her türlü gayri hukuki, gayri insani zorbalık ve dayatmalar eşliğinde gördü; küresel düzeyde anti emperyal, antisiyonist bilinç ve eylemler güçlendi…
Emperyalizm dünya kaynaklarını sömürme konusunda geriliyor. ABD, sadece Latin Amerika'da agresif davranmakla kalmıyor; uyuşturucu, iç karışıklık, terör ve benzeri bahaneler bulamadığı Kanada ve Grönland’ı da istiyor.
ABD tek başına davranarak kendini kurtarmaya çalışıyor gibi bir izlenim veriyor. Kendi deyimiyle mahallesine çekildi. 31'i BM bünyesinde olan toplam 66 uluslararası kuruluştan da çekilerek farklı bir yolda olduğu izlenimi veriyor.
ABD, Ukrayna’da da yaptı bunu ve kendi payını alıp NATO müttefiklerini yalnız bırakt. Aslında NATO'nun/Atlantik'in erimesini ifade ediyor bu durum. AB Ukrayna konusunda şaşkın ve seçeneksiz…
Ancak bazı bilmediğimiz nedenlerin de etkisiyle olacak, İsrail'i bir türlü terk edemiyor.
İran, kendi mahallesinde olmadığı halde onunla uğraşmaktan vazgeçemiyor… Anlaşılıyor ki, Batı Asya’dan, mutlak bir yenilgi almadan vazgeçmek istemiyor. Bu yenilgi bölgesel görünümlü küresel bir yenilgi olacak. Bu da büyük veya uzun bir savaş demek…
Bu durumda Suriye, Lübnan, Yemen, Irak ve İran'daki gelişmeler yakın vadede önemli stratejik ve yeni evrelerinin belirleyicisi olacak. Çin ve Rusya'nın bu cephelerde de Venezuela cephesinde olduğu gibi pasif ve ürkek olması süreci ciddi anlamda riske ve zora sokacaktır. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, her ne kadar: "İsrail, İran'a saldırıp saldırmayacağına bağımsız olarak karar verecektir." Şeklinde bir açıklama yapsa da bunun, ABD’nin İran’a olası saldırısında oynayacağı rolle ilgili yanıltıcı bir yönlendirme olabileceği de mümkündür. https://ydh.com.tr/d/33937/abd-nin-israil-buyukelcisi-israil-iran-sal
Neticede soykırım ve onursuz, orantısız düzenin zirve yaptığı, ümmetlerin neredeyse çoğunluğunun münafıklaşabildiği, edilgen ve haysiyetsiz bir ahmaklığa duçar olabildiği günler yaşıyoruz ve ancak yeni nesiller buna dahil değil. Onlarda ise vicdanın, devrimci ruhun, itirazın yeniden doğuşunu gözlemliyoruz ve umudumuzu korumaya devam ediyoruz.
Onlar soykırımı lanetliyor ve sorguluyor. Bu köhne emperyal dünya düzenine itiraz ediyor. Venezuela’da olanları doğru okuyor. Onurlu olana yapılan bir onursuzluk ve zulmün, onur sahibi herkese yapılmış sayıldığını biliyor.
Evet, mutlak kötülük odaklarına direniş gösteren bir nesil doğuyor ve büyüyor. Kaynaklarına sahip çıkmak isteyen her ülkeye, her halka çökmek, onlara diz çöktürmek isteyen küresel emperyalist, kapitalist ve Siyonist mutlak kötülüğe karşı onurlu bir duruş sergiliyorlar. Çünkü onlar, bu onursuz işlere girişenlere değer vermiyorlar. Çünkü onlar onurlu.
Emperyalizm mazlumlar üzerinde güç gösterme sahneleri ve dünya halklarına ait kaynaklara çökme, mafya, korsanlık, haydutluk yoluyla, açıkça ve kuralsızca devam ettiği bu yolla bir çıkış yolu bulabilecek mi?
Bu da elbette iyilerin, onurluların, sonuna kadar direnmelerine bağlı...