Öyle bir zaman ki herkesin elinde bir fotoğraf makinesi ve klavye var…
Yani herkes çeyrek gazeteci…
Sosyal medya sayfası olan her paylaşımcı bedava muhabire dönüşmüş,
bu paylaşımları alıntı yaparak habere dönüştüren,
yapay zekâ sayesinde çeyrek köşe yazarına evrilen…
Enteresan bir süreç yaşıyoruz.
Tabii bazı mesleklerde olduğu gibi gazetecilikte de diploma istenmiyor…
Boşta kalıp onlarca işi batırmış,
son çare şantaj gazeteciliğine soyunmuş,
ama şantaj gazetecilerini kınayan altyapısı
bir üflemeyle yıkılacak kadar yapay olanlar…
Allah var, şantaj gazeteciliğini hakkını vererek yapanlar da var,
“gazetecilerden rol çalan tipler” hariç…
Gazetecilik meslek hayatında;
araştırma yapmamış,
yolsuzluk dosyası açmamış,
kamu yararına bir tek habere imza atmamış
zatlar hariç…
Bizim yerel, küçük dünyamızda;
küçük meblağların döndüğü,
yerel seçim arifesinde mal varlığına ev araba eklenenlerin
bilinen gündemi karşısında
bunlar da gerçekten küçük kalıyor…
Misal; Habertürk meselesi…
750 milyon dolarlık el değişimi…
Bir gecede sınıf atlayanlar…
M. Akif Ersoy’la başlayan
Narko Medya olayları…
Kara paranın aklandığı bir “gazetecilik” türü türedi…
Son operasyon…
Ekol TV…
Olaylar zinciri devam ediyor…
Diğer yanda Gazze…
Bombaların altında
gerçeğin peşinde koşarken
ölen yüzlerce gazeteci…
Şimdi soruyorum:
Biz hangi gazetecinin gününü kutlayacağız?
Gazeteciliği tek meslek olarak icra eden, sahada ve büroda çalışan, emeğini koyan gazetecilerin günü kutlu olsun