Çökme
Kendi mahalleme çekileceğim mottosuyla deklare edilen Strateji Belgesi’nin Trump’ça uygulaması bu olsa gerek. Grönland hadisesinde de görüldüğü gibi ABD, artık müttefiklerinin varlıklarına ve toprağına da çöküyor. Ukrayna’da da olan buydu aslında. Ve Kanada. Belki sırada başka yerler de olur, kim bilir Almanya mesela. Olmaz demem…
NATO’da kalarak korunabileceğini düşünen ülkeler veya halklarına bu algıyı dikte ettirenler, ilk baştan ABD’nin niyetinin kötü olduğunu biliyorlardı…
Artık kabul edilen şu ki; kendilerini bu haydutlardan ve onların düzeninden korumak isteyen ve direnenler değil; dünyanın sorunu ABD ve İsrail ve İngiltere başta olma üzere destekçileri ve kurdukları düzendir. NATO’dur. Zira tüm terörün, darbelerin ve işgallerin, soykırımların failleri bu odak. Dolar sistemiyle ekonomik tahakküm, NATO şemsiyesiyle askeri tahakküm…
Amerikan düzeni, onların o toprakları vahşice gasp ettikleri günden beri aynıdır, sadece araçlar değişmiştir; ilkesizlik ve hukuksuzluk zulmü ve yöntemi hiç değişmemiştir.
“Otuz üç yıl dört ay boyunca aktif askeri hizmette bulundum ve bu süre zarfında zamanımın büyük kısmını büyük sermaye, Wall Street ve bankerler için yüksek sınıf bir kabadayı olarak geçirdim. Kısacası ben bir haraççıydım, kapitalizm için çalışan bir gangsterdim…” Bu sözler, 1898-1931 arasında Amerikan deniz piyadelerinde geçirdiği yılları “War is a Racket” adlı kitabında anlatan Tümgeneral Smedley Butler’a ait… Meksika, Haiti, Nikaragua, Honduras, Küba ve Çin’deki askeri operasyonlara katılmış, iki kez onur madalyası almış bir asker.” https://hurseda.net/fehim-tastekin/52564/gangsterin-donusu.html
İşte ABD Düzeni budur. Mafya.
*
KÜRESEL KÖTÜLÜĞÜN İRAN SORUNU
İran’da İslam Devrimi gerçekleşip, petrolünü kurtardığı günden bu yana kötülerin hedefinde. İlk aylarda NATO’nun dayattığı 8 yıllık savaş. İran-Irak Savaşı adını verdiler bu vekalet savaşına. Sonradan birçok ülkede yaptılar aynısını ve benzerini. Yemen, Irak, Libya, Yemen, Afganistan, Sudan, Suriye…
Müslüman NATOcular ile İran şii, molla rejimi vs algısal propagandalar…
Yetmedi ekonomik yaptırımlar, petrolünü satamama, satınca parasını alamama, dışarıda ki paralarına bloke koyma, hayati ilaçları bile dışarıdan almaya kısıtlama ve ekonomik diğer saldırı ve piyasa operasyonlar…
*
Venezuela da petrolüne sahip çıktığı gündendir Küresel kötülüğün, küresel mafyanın hedefinde…
Venezuela şoku yaşanıyorken İran için start verildi. İsrail ve İran’ın birbirlerinin ikizi olduğu tüm pratiklerle sahnelendi. Soykırım boyunca da ve devam eden soykırım sürecinde de böyle. Her şey ortada.
Bu defa İran halkına ateş açanları açıktan desteklediler. Operasyonu bizzat yönettiler.
İran, teslim olmuyor bu düzene, şerefini kaybedenlerden olmak istemiyor. Yarım asırdır kendisine dayatılan savaş ve ekonomik ablukalar da dahil her türlü yaptırım ve münafıklığa göğüs geriyor. Neredeyse ümmet denilenlerin tümü de soykırım cephesinin yanında ya da İran’ın yanında değil.
Evet İran çetin ceviz. Bir türlü saldırı kararı veremiyorlar. Bu süreç onları zorluyor. Bu süreçler onların gerçek yüzünü daha net ortaya koyuyor.
Zaten bilinse bile itiraflarda bulunuyorlar. ““Hukuka ihtiyacım yok benim” diyorlar. (Trump)
“Sokaklara çıkmış tüm İranlılara mutlu yıllar. Ve tabii yanlarında yürüyen her Mossad ajanına da…” (Pompeo)
“ABD, küresel siyaseti̇ haydutlar yuvasına çeviriyor”
(Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier)” https://qoshe.com/t24/akdogan-ozkan/eskiya-dunyaya-hukumdar-oldu/187280603
*
Özetle İran için yapılan son CİA-MOSSAD operasyonu da öncekiler gibi nizamın daha da güçlenmesi ve halkın birbiriyle kenetlenmesine sebep oldu. Her darbe daha da güçlendiriyor İslam ümmetini.
MEDYA-ALGI VE KRİZ YÖNETİMİ
Halkın, esnafın haklı olarak dile getirdiği sorunlar dinlendi, müzakere yapıldı ve halledilmesi yönünde gerekli çalışmaların yapılacağı belirtildi ve halk çekildi. Meydan İran içinde de yuvalanmış terör örgütleri, Vandallar ve İsrail, ABD/NATO ajanlarına kaldı. Kafa kesmeden yakmaya ve linç etmeye kadar Trump’un desteği ve talimatları ile her türlü vahşet sergilendi… İran tezgahlanan oyuna gelmedi, itidalli davrandı…
Süreç boyunca oluşturulan algı ve tehditler de iyi yönetildi. Hamaney’e bir şey olursa küresel cihad ilan edileceği duyuruldu. (“Uzmanlar Meclisi ve Faydalılık Konseyi Üyesi Ayetullah Muhsin Araki:
“Eğer Amerika ya da İsrail dini liderimiz İmam Hamenei’ye saldırırsa, Amerika ve İsrail’e karşı kapsamlı bir dünya cihatı ilan edilecek.
Tek bir Amerikalı ya da Siyonist politikacı bile güvende olmayacak ne elçilikleri ne ekonomik varlıkları ne de askeri üsleri, onlarla ilgili her şey bir hedeftir.
Bu cihat, her Müslüman için zorunludur ve ayrıca üç Avrupa ülkesine karşı ilan edilecek.” açıklamasında bulundu.” https://rasthaber.com/irandan-trumpa-uyari-cihat-ilan-ederiz/ )
İran’a saldırı olursa bölgede ki ABD üslerinin vurulacağı açıklandı ve o üslerin bulunduğu ülkeler bilgilendirildi. İletişim ve siber yetenekler devreye sokulşarak ciddi tespitler ve önlemeler yapıldı. Starlink bu defa işe yaramadı… İran hem toplumsal hareketler görüntüsü ile ortaya çıkan iç saldırılar ve hem de dijital ve siber alanlarda yeni bir yaklaşım ve doktrin devreye sokmuş durumda. Bu da 12 Günlük savaşın devamı olan ve yine İran’ın bu kez sıcak savaşa dönüştürmeye cesaret edemedikleri son kalkışmanın görmemizi sağladığı önemli gelişmelerdendi ve kim bilir daha ne sürprizler göreceğiz… https://ydh.com.tr/d/34166/iran-dijital-egemenlikle-silahlaniyor
Bu defa ki kalkışmada çevre ülkelerden de ağır silahlarla İran’a giriş yapan çok sayıda terörist veya vekil güçler olduğu iddiaları basına yansıdı ve bu iddialar yalanlanmadı…
Medya alanında da bu defa daha cüretkar ve sona yaklaşıldığı algısı odaktaydı. Bizim medyanın da harladığı bu algı realiteden oldukça uzak ve savaşın medya ayağının planlanmış algısıydı. Soykırım cephesinin yaptığı tüm soykırımlar, tehditler, kışkırtmalar ve insan haklarına uygun olmayan eylem ve söylemler, haksızlıklar ve hukuksuzluklar gözlerden uzak tutularak; İran sanık sandalyesine oturtulmuştu. Gerekçe ise İran’ın da hataları var klişesiydi. Böylece hatası olan her ülkenin -ki hatası olmayan ülke mi var?- tümüyle hata olan soykırım cephesinin saldırısına maruz kalacağı gibi bir durum bu algı ile meşrulaştırılmış oluyordu. Çoğu zaman medyamızın baskın ve önemli bir kısmının her defasında bu talimatı veya eğilimi dünya basını ile eş zamanlı veya daha erken devreye sokması dikkate değerdir. Maalesef bu defa da öyle oldu. https://ydh.com.tr/d/34155/iran-daki-protestolarin-anlatisini-kim-sek
“Psikolojik savaşın merkezinde “ezen-ezilen”, “özgür-despot”, “haklı-haksız”, “suçlu-masum” gibi kavramsal kategoriler yer alır. Bu kategorilerin ezen/destpot/haksız/suçlu tarafında hedef ülkenin rejimi ve onun temsilcileri/simgeleri yer alır. Psikolojik savaş bu kavramsal kategorilerin sahada taraflara dağıtılmasıyla başlar fakat burada önemli bir nokta bu dağılımda vurgunun eşit olmamasıdır.” https://islamianaliz.com/makale/27248976/mucahit-gultekin/iran-bir-devlet-algi-yonetimi-ve-manipulasyonla-yikilir-mi
ÖNEMLİ UYARILAR
Gerekli tembihler yapıldı. Örneğin; Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin, "Haziran ayında yaptığınız hatayı tekrarlamayın" uyarısı ve benzerleri…
Ancak öncesinde ise askeri anlamda da gerekli hazırlıklar yapılmış ve hava savunması güçlendirilmişti. Nitekim hesapladıkları sonuçları alamayacaklarını anladılar ve Suriye’de bir zamanlar Davutoğlu’nun sözcülüğünü yaptığı havuç politikasına dönüldü şimdilik. Neymiş; dünya/ABD Düzenine katılsın İran, uluslararası topluma katılsın, böyle olursa sorun olmaz söylemleri ile bölgede ki yeni sözcüler devreye sokuldu…
Oysa İran yokken de yani Devrimden önce de İsrail aynı İsrail idi ve o günden bugüne haritası hep genişledi. İsrail doktrinel bir kötülüktür…
Aslında esas sorun, biraz da sorunu doğru tespit etmemekte ki ısrar. Sorun Küresel emperyalizme direnmekte değil; Küresel Emperyalizm ve onun uygulamaları, hukuksuzluklarıdır. İyiler veya güvende olmak isteyenlerin yapması gereken direnenleri teslim olmaya davet etmek değil; onlarla birlikte direnişe katılmaktır. Bölge ülkeleri henüz bu imkanı kaybetmiş değil ve gerçekten de başka yolu da yok.
Özet olarak; Öncesi de olan ve 7 Ekim Devrimi ile yeni bir sürece giren mücadele genel hatları ile hak-batıl, iyi-kötü, hukuk-hukuksuzluk, sömüren-sömürülenlerin savaşı ve mücadelesidir.
İslam dünyasının bu soykırım karşısında direnmemesi utanç verici bir zillettir. Direnenlere elbette Allah yeter ama kendine iyi, İslam diyen her ülke ve toplumun yeri şerefli olan yer olmalıdır. Şerefli olan ve görev olan yer; soykırım ve soykırımcıların karşısında direnenlerin yanı, onları destekleyenlerin yanıdır. Gazze’nin bizim olması değil; soykırımdan kurtulmasını önceleyenlerin yanıdır.
Soykırım cephesi mutlak kötülüktür, soykırımcı ve işgalcidir, hukuksuz ve batıldır, dayatmacı ve diktecidir. Bu cephe ABD, İsrail, İngiltere başta olmak üzere NATO’nun önemli bir kesimidir. Bu cephe mutlak kötülük cephesidir, soykırım cephesidir…
*
Sonuç olarak; saldırı planı şimdilik askıya alındı ancak her şeye rağmen Küresel mafya İran’ın peşini bırakmayacaktır. Ve muhtemelen İran'daki protestoların hükümeti "zayıflatmasını" bekleyerek askeri müdahale konusunda "bekle-gör" stratejisi izleyecektir.
Buna rağmen hem İran ABD-İsrail saldırı olasılığı ve hem de İsrail, muhtemel bir İran saldırısına karşı teyakkuz durumunda olmaya devam ediyor.
ABD, İran konusunda ve genel anlamda Barı Asya Cephesi konusunda bir çıkmazda. Ne sürdürebilme ne de terk etme durumunda olabiliyor. Bu da sonun devam ettiğinin bariz göstergesi. Ağır adımlar ve büyük bedellerle de olsa küresel mutlak kötülük, küresel iyilik karşısında geriliyor ve bu sürecin geri döndürülmesi artık çok zor. https://ydh.com.tr/d/34156/israilli-uzman-amerika-iran-da-stratejik-cik
İran halkı, direniş ve velayet etrafında devrimi ve haysiyet ve bağımsızlığını, vatanını koruyarak kenetlendi. Tüm iyiler ve vicdanlılar da küresel anlamda haydutların bu havlama ve kuduzluğunu, düşen maskelerini bir daha görme fırsatı yakalamış oldu ve kötülük karşısında kenetlendi.
Dünya durdukça mazlum ve zalimin, iyi ve kötünün, hak ve batılın, ezen ve ezilenin mücadelesi de devam edecektir. Bu kural sünnetullah gereğidir. Rabbim, mazlumlara yardım et, bizleri onların ve iyilerin yanında kıl.