Yüreğimde kış, dışarı da bahar,
Sinemde birikmiş binlerce havar
Bir yanım ayaz, bir yanımda da kar
Kapalı kutu gibi bilinmez sırrım!
Çocukken temizdik ve masum idik
Zaman eskitince ne günlere geldik
Umut beslediğimin kahrını çektik
Şimdi iç dünyamla baş başayım.
Ektiğim topraktan diken yeşerdi
Rahmet yağmuru da yağmadı gitti
Gafil barındığı duvara dayadı itti
Yıkık virane bir şehir gibiyim!
Kime ne anlatsam anlamaz ki beni
Met'a ile bezenmiş insanın teni
Bilseydi tüm serveti yalnız kefeni
Sefa çekenlerin neden çilesiyim?
Bir yanı kurudu yeşeren bağım
Artık tutmaz oldu elim ayağım
Sızıyı yüreğimde kavuran yağı'm
Ben bu hayatın bir dert işçisiyim.
Her gülüşüm'de bir kedere gebe
Düşünü görmediğim çıktı önüme
Kimse yanamaz ki başkası yerine
Ateşim sinemde giz ocak gibiyim
Mizari ektiğine bak neleri biçtin?
Bu kadar acıları sen nasıl içtin?
Boş heveslere de takılmadan geçtin
Anladım ki bu dünya da bir kiracıyım!
KAR (III)
Yeryüzü kefen giymiş, dağlara el salıyor
Evde mahpus olan ben, şiirle uğraşıyor
Dün hayatta olanlar, bugün konuşamıyor
Seferberlik emri var, kafile yola revan!
Rabbimizin kenz'inden tarifsiz rahmet yağdı
Belki Pir-i fani'nin müstecap duasıydı
Susamış yeryüzüne, bereket mayasıydı
Nadanların aklında, zahire meftun plan.
Mizari kalp gözüyle, baktı işin seyrine
Rahman'ın bereketi indi maidesine
Nadanın aklı ermez işin hakikatine
Gerçek yolda olmaktır, gerisi masal yalan!