Bazen kelimeler eksik kalır. Eğer bir ülkede ölen de çocuksa, öldüren de çocuksa, ortada artık olay değil, derin bir toplumsal yarılma vardır. Bu noktada psikoloji bireysel bir suçtan çok, kolektif bir ihmal olduğunu savunur.
Bir çocuğun başka bir çocuğun hayatına son vermesi, yalnızca bireysel bir öfke patlaması değildir. Bu, uzun süre görülmeyen, duyulmayan, korunmayan çocuklukların çarpışmasıdır. Biri toprağa verilirken, diğeri henüz kendi hayatını bile tanımadan ağır bir suçun faili olarak etiketlenir.
Çünkü ölen bir çocuksa, artık hiçbir gerekçe yeterli değildir. Bir çocuğun hayatı, başka bir çocuğun öfkesiyle sona ermesi kabul edilemez. Elinde bıçakla dolaşan bir çocuk, sadece çocuk denilerek geçiştirilemez. Öfkesini kontrol edemeyen, şiddet taşıyan bir çocuğa zamanında engel olunması gerekir. Engel olunmaması büyük bir ihmaldir. 15 yaşında olmak, öldürmeyi normalleştirmez. 15 yaşında olmak bir cana kastetmenin ağırlığını ortadan kaldırmaz. Bir insanın yaşam hakkını elinden almak, hangi yaşta olursa olsun ağır bir fiildir. Evet, çocukların psikolojisi gelişim halindedir ve dürtü kontrolü yetişkinler kadar güçlü değildir. Ama bu bilgiler, suçu yok saymak için değil, nasıl cezalandırılacağına ve nasıl ıslah edileceğine karar vermek içindir. Çünkü adalet, yaptırım olmadan var olamaz.
Ölen çocuğun ailesi için “ama” ile başlayan hiçbir cümle teselli değildir. Çocukları geri gelmeyecek, hayatları sonsuza kadar eksik kalacak. Bu sebeple fail olan çocuk da böylesine ağır bir şeye sebep olduğundan gerekli cezayı çekmelidir. Ancak bu ceza, intikam değil, toplum güvenliği ve ıslah amacı taşımalıdır. Bir çocuğun eline bıçak alacak noktaya gelmesi, sistemin utancıdır ama bıçağı kullanması, kendi sorumluluğudur. İkisini birbirinden ayırmak zorundayız.
Hem koruyucu sistemler kurmak hem de ağır şiddetin karşılıksız kalmadığı bir adalet düzeni oluşturmak zorundayız. Çünkü aksi hâlde gösterilen her anlayış yeni mezarların yolunu açar. Kaybettiğimiz çocuklarımız için adalet, toplum için güvenlik istiyoruz. Bunu sağlamak zorundayız. Ve en önemlisi bir daha hiçbir çocuğun, başka bir çocuğun mezarı üzerinden konuşulmasını istemiyoruz. Çocukları koruyamadığımız bir dünyada, adaletten bahsetmek mümkün mü?
Kendinize nazik davranmayı unutmayın!