Altıncı Şehir Sivas yazarı Ahmet Turan Alkan vefat etmiş. Rabbim rahmet eylesin! Çok güzel, akıcı ve sıcak bir yazı üslubu vardı. Kelimeler dünyası bir serdarını daha kaybetti. Altıncı Şehir Sivas en güzel kitabıydı bence. Ruhumun Masalı Şehr-i Urfa'nın ilham kaynaklarından biriydi. Her şey bir üslup meselesi aslında. Ama üslup kimsenin umrunda değil artık. Edebiyat bir kelimeyle üslup demek. Bir zamanlar Ruhumun Masalı Şehr-i Urfa'yı hediye ettiğim emekli bir öğretmenim bir ay sonra yanıma gelmiş ve kendisini buraya getirenin kitaptaki üslup olduğunu söylemişti. Çok mütehassis olmuştum.
Üslup sahibi bir yazar olmak çok mühim. Üslupta üstadım Cemil Meriç. Cemil Meriç'te üslupla birlikte fikir var. Sade üslup retorikten öteye geçmez. Bir eser başka dile tercüme edilirse üslup kalır mı? Başka bir deyişle üslup tercüme edilir mi? Mesela Cemil Meriç İngilizce'ye tercüme edilse Cemil Meriç olarak kalır mı? Yazarın üslubu yazılan dilde önemli. Tercüme edilen dilde mütercimin üslubu önemli. Mütercim üslupsuz ve zevksiz biriyse gerçek bir katile dönüşür. Evet üslup önemli ama büyük yazarlarda önemini yitiriyor gibi. Tolstoy, Zweing, Dostoyevski, Nietzsche gibi yazarların üslubunu bilmiyoruz. Çünkü dillerini bilmiyoruz. Ama bütün dünya yıllardır okuyor bunları. Demek üslup bir yerden sonra teferruat. Konuşan yalnız hakikat. Yanlış mı düşünüyorum acaba?
Eski günlükler, eski yazılar. Cahilce ve acemice. Tebessüm ediyorum okurken. Cemil Meriç taklidi cümleler. İnsanın kendisi olamaması. Salınım, bunalım ve çalkantı. Kendisi olana kadar bitiyor hayat. Bütün mazi bir taklitten, bir özentiden, bir özlemden ibaret. Dürüstlük, içtenlik, samimilik, kendilik çok sonraları ulaşılan erdemler. Cemil Meriç kitap hazırlıklarına devam. Meriç'in bazı yazılarını da almam gerekiyor. Dosto ve Biz, Hasbi Tefekkür, Peşin Hükümler, Ezeli Bir Şifadır Aldanmak, Said Nur ve Talebeleri... Bunlar yeterli bence. Gerçi bunları bilmeyen yok. Yüzleşme yayınlarından çıkacak galip ihtimalle. İz'den ses çıkmadı. Diğer yayınevlerinin çoğu para dolabı. İçimde çok az bir sevinç ve heyecan var. Çünkü sonucu görebiliyorum. Her şey içerideki cinin ortaya çıkması için. Yaşamda kalmak, yaşama tutunmak için bir şeyler yapmak gerekiyor.
Bunun için yapabildiğim tek şey okumak ve yazmak. Nakş-ı ber ab. Su üzerine çizilen şekiller. Su üzerine yazılan yazılar. Anlık. Görünecek, bakılacak, okunacak ve unutulacak. Ümitsizlik yanlış, ümit aldatmaca. Van Gogh kendi zamanında anlaşılmamış bir ezeli mağlup. Hal onu dışarıya itti, istikbal kucakladı. Kendi zamanında beş para etmeyen tabloları ölümünden sonra paha biçilmez bir kıymete bindi. Hiçbir sancılı zeka kendi zamanında tam olarak anlaşılmamış. Her nesil kendisinden öncekileri mezardan ayağa kaldırır. Van Gogh nesl-i ati tarafından ayağa kaldırılmış talihlilerden. Peki kendisine bir yararı dokundu mu? Herkes bir masal söyler, herkesin bir masalı var. Ne mutlu masalını dinletebilene! Farkında mısın, bir masalın bile yok.
Geçen Cuma namazına yeni aldığım ayakkabılarla gitmedim. Çalınmasından korktum. Geçen yıl başıma gelmişti. Ortalıkta rezil olmuştum. İçeride ayakkabıları düşünmek istemedim. Yıllardan beri ilk defa sabah 07:30'a kadar uyuyamadım. Hastalıktan falan değil. Çok şükür iyiyim. Nedense hiç uykum gelmedi. Kahve, demli çay falan da içmedim. Sigara zaten kullanmıyorum. Sabaha kadar yazmayı düşündüğüm Cemil Meriç kitabının planını çizdim kafamda. Cin bir defa içimden çıkacak. Başka çaresi yok. Nasıl yazsam, nereden başlasam, mevcut yazıları mı bir araya getirsem?
Beşir Ayvazoğlu gibi desem Yahya Kemal dışındaki biyografileri cansız ve renksiz. Stefan Zweing gibi desem Zweing Allah vergisi bir kabiliyete sahipti. Herkese nasip olmaz. Dücane Cündioğlu gibi desem üç kitabı da doktora tezleri gibi aşırı akademik, yorucu, soğuk ve iktibaslarla dolu. Tekrar olmak ve taklitte kalmak istemiyorum. İstiyorum ki bazı vurucu değinilerle Cemil Meriç'in ruhuna ve üslubuna özet bir ayna tutayım. En iyisi kendim gibi, bildiğim şekilde yazmak. Kendimi merhuma karşı borçlu hissediyorum. Bir vefa borcu olarak yazmak istiyorum. Tahmin ediyorum, eser çıkacak, içim rahatlayacak, birkaç intiba ve tebrik yazısından sonra sükut suikasti'ne kurban gidecek. Ama olsun. İçimdeki cin çıkacak ve rahatlayacağım. O bana yeter.