Bazı kamu kurumlarının kapısında hemen her sabah rastlanılan bir manzara insanların tepkisine neden oluyor… Saat dokuz olmuş, mesai başlamış; ancak içeride hayat henüz “kahvaltı faslı”nı tamamlayamamış. Vatandaş sırada, evrak elinde, sabır taşını cebine koymuş beklerken; kurumun bir köşesinde çaylar tazeleniyor, açmalar, simitler bölünüyor, hatta iş bir adım öteye taşınıp fırına gönderilen görevlinin getirdiği "balcan isot ve tırnaklı ekmek, ya da tava veya tepsiyle “küçük bir ziyaret sofrası” kuruluyor.
Elbette kimse çalışanların kahvaltı yapmasına karşı değil. Büyükşehir trafiği, sabah koşturmacası, çocuk okula bırakma telaşı derken evinde kahvaltı yapamayan çalışanı anlamak zor değil. İnsan açken verimli de olamaz. Buna itiraz eden yok. Ancak mesele kahvaltı yapmak değil, kahvaltıyı mesainin yerine koymaktır.
Bir yanda, ayakta atıştırılıp birkaç lokmayla geçiştirilebilecek makul bir ihtiyaç; diğer yanda ise biber közlemesiyle, patates veya diğer sebzeler ile hazırlanan tepsi , en az yarım saat kırk beş dakika süren adeta “seremoniye dönüşmüş” kahvaltılar… İşte vatandaşın mağduriyeti tam da bu noktada başlıyor. Vatandaş, işinden izin alan, bazen şehir dışından gelen bir insan. “Mesai saatleri” tabelasına güvenerek kapısını çaldığı kamu kurumunda, kendisini bekletenin evrak yoğunluğu değil, kahvaltı masası olduğunu görüyor. Bu durum sadece zaman kaybı değil; aynı zamanda kamu hizmetine duyulan güvenin de zedelenmesi demek.
Kamu görevi, özünde hizmettir. Bu hizmetin temel ilkesi ise vatandaşı bekletmemek, işini zamanında ve saygı çerçevesinde yapmaktır. Kurum içinde görevli bir hizmetliyi fırına göndermek, kahvaltı hazırlığını kolektif bir mesaiye dönüştürmek, bu ilkeyle bağdaşmaz.Aslında çözüm zor değil. Kahvaltı yapılmasın demiyoruz. Ama mesai başlamadan önce basitçe yapılsın, ya da hizmeti aksatmayacak şekilde planlansın. Kamu binasının içi lokanta, mesai saati de kahvaltı saati değildir.
Unutulmamalıdır ki;
Bekleyen vatandaş sadece saatine bakmaz, devlete olan bakışını da yeniden ayarlar. Ve bu ayar bozulduğunda, kaybedilen sadece dakikalar değil, itibardır.
Afiyette kalın.