RAMAZAN

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ramazan’ın gelişi takvim yapraklarında yazsa da asıl değişim sokakta başlar. Çarşıda, pazarda, markette bir düzen göze çarpar. Sebzeler daha özenle dizilir, raflar daha dikkatli yerleştirilir. Sokakların sesi biraz kısılır, şehir sanki kendi ritmini yavaşlatır. İş yerlerinde telaş azalır, molalar daha anlamlı hâle gelir.

Ramazan, dış dünyada bu kadar hissedilirken insanın iç dünyasında ne kadar karşılık bulur?

Oruç, yalnızca midenin aç kalması değildir. Asıl olan, insanın bütün azalarıyla oruç tutabilmesidir. Dil daha temkinli olabiliyor mu? Kalp daha yumuşak atıyor mu? Sözler daha dikkatli seçiliyor mu? İşte Ramazan’ın gerçek sınavı burada başlıyor.

Bu ayda camiler dolup taşar, namazlar daha huşû içinde kılınır. Tesbihat dile yerleşir, insan kendini daha çok sorgular. Çünkü Ramazan, insanın kendi içine doğru yaptığı bir yolculuktur. Niyeti tazeleme, kalbi arındırma, hataları fark etme mevsimidir.

Beden açısından bakıldığında ise Ramazan bir mola gibidir. Vücudun dinlendiği, fren yaptığı, insanın kendini kontrol etmeyi öğrendiği bir süreçtir. Açlık sadece mideye değil, nefsin taşkınlığına da tutulur. Susuzluk yalnızca boğaza değil, kırıcı sözlere de sınır çizer.

Ancak Ramazan’ı yalnızca aç ve susuz kalmak olarak görenler için tablo farklıdır. Sabah uyandığı andan itibaren iftarı düşünen, sinirini oruca ya da sigaraya bağlayan, sabrını kaybeden bir anlayış… Oysa oruç, öfkeyi meşrulaştırma değil; öfkeyi terbiye etme ayıdır.

Ramazan; sofrada sadeleşmek, hayatta derinleşmek demektir.

Daha çok şükretmek, daha az incitmek demektir.

Gizli iyilikleri çoğaltmak, görünür hataları azaltmak demektir.

Fakat belki de en önemlisi; gelecek nesillere bırakacağımız manevi atmosferdir. Çocuklarımıza anlattığımızdan çok yaşattığımız şey kalır. Onlara örnek olacak davranışlar sergilemek, Ramazan’ın ehemmiyetini hissettirmek bizim sorumluluğumuzdur. Ne yazık ki bu sorumluluk çoğu zaman geri planda kalmaktadır.

Oysa biz bir değeri ne kadar sever, ne kadar önemser ve hayatımızda ne kadar görünür kılarsak; çocuklarımız da o bilinçle büyür. Ramazan, sadece bizim ibadet ayımız değil; aynı zamanda bir nesil inşa etme zamanıdır.

Bu ayın bereketi, onu nasıl yaşadığımızla doğrudan ilgilidir. Ramazan’ı sadece takvimde değil, kalbimizde ağırlayabilirsek; şükrün, sabrın, merhametin ve sevginin ayı olur.

Temennimiz odur ki bu mübarek ay; kalplerimize sükûnet, hanelerimize bereket, memleketimize dirayet getirsin.

Ramazan’ımız hayırlara vesile olsun.

RAMAZAN

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.