Mescidlerde (camilerde) îtikâf hâlinde iken kadınlarınızla ailevî münasebette bulunmayınız." (Bakara, 2/187).
Kim benden sonra terk edilmiş sünnetimden bir sünneti ihya ederse, ona, insanların o sünnetle amel etmesinin ecri kadar ecir verilir. (İbn-i Mace)
Terkedilmiş olan sünnetlerin ihyasında, Efendimiz (s.a.v)’in; o sünnetleri ihya edenlere büyük müjdeleri vardır… Öyle ki, Mü’minler; bu Nebevi müjdelerden dolayı, dünya ve ahirette kazançlı çıkmaktadırlar!.
Ramazan manevi bir mekteptır ki; Mü’minlerin kendisinde ruhen, bedenen, aklen ve manen sükûn buldukları ve huzura erdikleri alternatifi olmayan, Rabbani ve Rahmani bir mektep mesabesindedir. İşte, yukarıda ifade etmeye çalıştığımız, sünnetlerden biri de, İtikâf Sünnetidir. Bu Sünnet-i seniyye'nin ihyası için; ele geçilmez kutlu ve mükâfatı bol olan bir zaman diliminin sonuna doğru yaklaşıyoruz...
Bu kutlu ve mükâfatı bol olan zaman dilimlerini; gayret ve sebat göstererek, lehimize çevirebilir ve terk edilmiş olan bir Sünnet’in ihyası adına da, çok önemli bir görevi ifa etmiş olabiliriz... İtikâf ibadeti, özellikle Ramazan-ı Şerif’in son on gününde ifa edilmesi tavsiye edilmekte ve bu sayede; itikâfa girmiş bulunanlar, ALLAH’IN izniyle, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini de ihya ve idrak etmiş olacaklardır!.. NitekimResulullah Efendimizin bu konunda birçok hadisi Şerifleri vardır: “Şöylebuyurmuştur Efendimiz (s.a.v): “Bana kadir gecesi, onda (son on gün içinde)gösterildi, sonra unutturuldum. “Ondan sonra ölünceye dek son on günde itikâfa girerdi. (Taberani) İ’tikaf sünneti, Ramazanın son on gününü; “Vakit ve Cuma Namazlarının kılındığı herhangi bir mescitte yerine getirilebilir. Yani Ramazan’ın son on gününde, itikâfa giren kişi; itikâfı süresince, zaruri ihtiyaçlarının dışında caminin içerisinde; zikirle, tefekkürle, Kur’an okumakla, istiğfarla, Efendimiz'e (s.a.v) salavat getirmekle meşgul olmalıdır. Özellikle malayaniden, dünyevi ve boş şeylerden uzak durmak; İ’tikaf ın adabındandır.
İtikâf sünneti, terk edilmiş veya ihmal edilmiş sünnet olarak; zamanımızda ve özellikle ülkemizde, çok nadir ifa edilen sünnetlerdendir. Hâlbuki imkânların, çoğaldığı günümüzde, Müslümanların bu mübarek ayda ve kutlu zaman dilimlerinde; hiçbir mescidi i’tikafsız bırakmamaları lazımdır. İmam Zühri (r.alh):“İnsanların İtikâfı nasıl terk ettiklerine şaşıyorum,”demekle, itikâf ’ın önemli bir sünnet olduğuna dikkatlerimizi çekmektedir.
Resulullah(s.a.v)’in, Ramazanda her yıl, son on günde i’tikafa girerken; vefat edeceği sene ise yirmi gün girdiği, gelen sağlam rivayetler arasındadır. Ebu Hüreyre(r.a.) dedi ki: ”Nebi (s.a.v), her Ramazan son on gün i’tikafa girerdi. Vefat ettiği senenin Ramazanında yirmi gün İ’tikafa girdi.” (Buhari İ’tikaf) Öyle ki, İ’tikaf ibadetine; Kur’an’i Kerim de bile yer verilmiş olup ve Mü’tekifin (i’tikafa giren) uyması gereken ilkelere riayet edilmesi özellikle beyan edilmiştir.
“Bakara suresinin, 187 nci ayetinin sonunda Rabbimiz: “Mescitlerde ibadete (i’tikaf’a) çekilmiş olduğunuz zaman kadınlarla (eşlerinizle)birleşmeyin. Bunlar ALLAH’IN koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece ALLAH ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. Buyurmak suretiyle, bizi dini Mübin-i İslam’ın hassas noktaları konusunda uyarmıştır.
Evet, Müslüman; günlük ve süreklilik hayatında, Din disiplinine riayet eden sebatkâr ve vefakâr kişi demekse, ki öyledir; öyleyse Müslüman kişi, neyi niçin ve kimin için yaptığının şuurunda olması gerekmektedir. İslam’da hiçbir zaman, işler kişilerin istek ve arzuları doğrultusunda yürümez, yürümesine de zaten müsaade edilmemiştir. Her şeyin bir kural ve kaidesi vardır. Onun için, kişi İslam adına her hangi bir ameli işleyeceği zaman; işlemeden önce o amelin, Kur’an ve sünnetteki yeri, hikmet, hüküm, maksat ve gerekçesine bakmalı ve Dinin ön gördüğü kurallar çerçevesinde işlemelidir ki, makbul olsun...
İşte bu meyanda, İ’tikaf sünnetinin ihyasında, Mü’tekifin; nefis tezkiyesi için çekildiği on günlük Cami hayatında, çok dikkatli hareket etmesi ve daima murakabe halinde bulunması lazımdır ki, manevi bir mükâfat elde edebilsin.Yoksa ALLAH muhafaza, kendisine sadece beklemesi kalır ki, bu gerçekten bir tüccarın iflasından daha büyük sonuçlar doğurmaktadır.
İ’tikaf Sünnetinin ihyası adına, mescid ve Camilerimizi şenlendirelim. Ve bu aziz Ramazan günlerinin feyiz ve bereketinden nasip sahibi olabilmek için, gayret sarf etmenin tam zamanıdır. Ramazan mektebinde İ’tikaf vaktidir. Vakit nakit ve fırsat olduğu için, kaçırmamaya özen gösterelim. Kim bilir, belki de yapacağımız samimi ve içten bir duaya, melekler de iştirak edip âmin demeleriyle, Rahman olan ALLAH'ımız bizi bağışlar.
İ’tikafınız ve amelleriniz makbul olsun. Ramazan ayımızın, hayırla hitama etmesini Rabbim'den niyaz eder; sıhhat ve afiyet içerisinde bayrama kavuşmamız niyazıyla!