İçinizdeki en sünninin bile taş atamadığı bir meydanda sınırlar ötesinden gazel okumanın sarhoşluğu ile şiileri taşlamanın ulemalığından başınız dönüyor.
Bir kaç yanlama zırvayı fikrin ırzına geçer bir şovenizmle izah etmek izah ederken de iz’anını kaybeden mezhepçilik çukuruna girmek.
İran'a eleştirisi, amerika ve israili fersahla geçerken, ümmetin mihrabına atılan füzelerin yanına İran'a ama ile bakmak fikrin körlüğüne düşmektir.
Ortadoğu’nun kalbinde İran'a ve dünyanın kalbi Aksa'ya bunca hunharca saldırı yapılırken tam da dünyanın laneti israil ve amerika ile savaşırken İran ile ilgili her cümleye ama, fakat, lakin, amma ve lakin gibi kendinden önceki bütün manayı katleden bağlaçlara başvurmak, isramerikanin istediği mezhepçilik fitnesini daha da körüklemekten başka neye yarar.
İslam alimleri birliğinin, teşkilatlarının vesaire kurum kuruluşlarının Gazze'ye dair fetva ve hükümlerinin hiçbir değerinin olmadığı bu zamanda allame-i cihan kesilip sokak dilencisinin yalanından tutun da devletlerin günahını tartmaya koşacak kadar elinde teraziyle günah ölçmek de ayrı bir kramp gibi çakılıyor beyinlere.
Günahkar olanın hesabını, israilin katliamlarından amerikanın dünyaya baş belası olmasından daha çok sorgulamak, oturduğu yerden cihad ettiğini zannedenlere günah olarak kafidir.
Birkaç şiir, birkaç "ma kale" yazarak ne dediği izahtan vareste zerzevatın, bir kaç video çekerek, takipçi sayısınca aydın ve mütefekkir olduğu zannıyla hareket etmeleri ve gittikleri en aydın ufkun her zirvesi egolarını başkalarının suçlarını ifşa etmekten başka bir şeye yaramıyor.
Ne kadar takipçi, o kadar aydın ve bilumum ünlü mamulü ve entelektüel olma yarışına koşan yarış beygirleri bilmiyorlar mi ki, fikirden daha çok bir yerlerini kırıtıp kıvıranların takipçileri daha çok olan yarı mamul bir ülkede yaşıyoruz.
Çeyrek asırdır bir çeyrek altın parasına salonlarda adı konferans olan bir üretim yapan bu ülkenin aydınlarının İran'dan kusursuz ve tekmil bir dünya devleti beklentisi ve isramerikanın bombalarını bir yağlama eklentisinden öteye geçmiyor.
Ülkesindeki her cemaatin, din ve diyanete dair her derneğin birbiriyle dalga geçtiği ve hatta lanetlediği bir parçalanmışlığı atlayarak, İran hakkında mezhepçi konuşmaları ve konuşlanmaları, hiçbir din kardeşliğinin navigasyonunda doğru bir adrese çıkmayacaktır.
Filistinli mahkumları idam edecekler.
Sünni ama tasması israil ve amerika elinde olan bir köpek olmak mı, Allah’ı, Peygamberi, Kitabı, Kıblesi, Aksa'sı bir olan ve israamerikaya tek başına kafa tutup füze atan ve onları rezil eden İran mı?
Kimdensin kardeşim, aile meselerini sonraya bırak.
Gazze'nin hal ve melali ortadayken, mezhepçilik mecali bulanların meşrepleri ve mektepleri ne olursa olsun, bir kenef maşrabalığı yapmaktan öteye gitmeyecektir.
İlim ve irfan, marifet ve izandan beri olanların, siyasi minvalden islam okumalarının müslümanlara açtığı bir ufuk var mı?
Dünyanın en ucuz siyasetçinin de ve en iyi siyasi analistlerinin de kullandığı aforizma; "Düşmanımın düşmanı, benim dostumdur." sözünü bile idrakten yoksun bir pencereden muhal ama İran’a düşman bir hal ile bakmak körlük değil de nedir?
Ülkesinde, israile gidip Gazze'de çocukları katleden vatandaşı ve aynı zamanda israil vatandaşı olanlar hakkında oturduğu yerden ihbar etmekle vicdanını temizleyenlerin İran'ın günahını ölçmeye yüzü yoktur.
Son düzlükte konuşulan edilen ne varsa ilm-i ezelden yoksun, aynı kıbleye dönenlerle ilgili yapılan bütün mezhepçi konuşmalardan çıkamayanlar, amerika ve israilin maşrabalığı ve marabası olmaktan öteye geçmeyecek kitap yüklü bir merkep olma haline düşmüşlerdir.