KADIN VE SAHTE ÖZGÜRLÜK

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kadının metalaştırılması denince çoğu zaman bütün oklar erkek egemen düzene, medyaya, reklamlara, moda sektörüne ve tüketim kültürüne çevriliyor. Elbette bunda büyük bir haklılık payı var. Çünkü kadın bedeni yıllardır bir satış aracına, bir vitrin unsuruna, bir dikkat nesnesine dönüştürülüyor. Ancak dürüst olmak gerekirse bugün gelinen noktada bu düzenin sürmesinde yalnızca dış güçlerin değil, kadınların bir kısmının da aktif katkısı var. 

Bunu söylemek birçok kişiyi rahatsız edebilir. Çünkü çağımızda eleştiri yöneltmekten çok, alkışlamak makbul sayılıyor. Oysa insan, sadece maruz kalan değil, bazen maruz kaldığı düzenin gönüllü taşıyıcısı da olabilir. Modern kadın imajı tam da böyle bir çelişkiye hizmet ediyor. 

Bugün sosyal medyada, günlük hayatta ve popüler kültürde karşımıza çıkan kadın profiline baktığımızda dikkat çekici bir tek tipleşme görüyoruz. Aynı yüz hatları, benzer estetik müdahaleler, şişirilmiş dudaklar, belirginleştirilmiş elmacık kemikleri, birbirine benzeyen beden algısı, aynı pozlar, aynı bakış, aynı giyim dili. “Kendin ol” sloganıyla ortaya çıkan bir çağın, herkesi birbirine benzetmesi ayrıca ironikleşiyor. Bireysellik söylemi yükselirken kişilik değil, kalıplaşmış bir vitrin kimliği çoğalıyor. 

Üstelik bu yalnızca estetik operasyonlarla da sınırlı değil. “Cesur olmak”, “özgür giyinmek”, “bedeniyle barışık olmak” gibi kavramlar da çoğu zaman içi boşaltılarak sunuluyor. Elbette bir kadının nasıl giyineceğine kimse karışamaz. Ancak burada asıl sorgulanması gereken şudur: Gerçekten özgür bir tercihten mi söz ediyoruz, yoksa dikkat çekmeyi, arzulanmayı ve görünür olmayı değer ölçüsü hâline getiren kültürün dayattığı bir yönelimden mi? Çünkü bazen özgürlük diye savunulan şey, yalnızca daha rafine bir gösteriş biçimi olabiliyor.

İşin en çarpıcı tarafı ise buna karşı çıktığını söyleyen bazı çevrelerin de aynı mekanizmayı beslemesidir. Sözde kadın onuru, kadın özgürlüğü ve kadın hakları adına konuşan kimi gruplar, pratikte kadını yine bedeni üzerinden merkeze alıyor. Söylem değişiyor ama odak değişmiyor. Kadın yine görünüşüyle, bedeniyle, cinselliğiyle konuşuluyor. Yani itiraz ettiklerini söyledikleri metalaştırmayı başka bir ambalajla yeniden üretiyorlar.

Psikolojik olarak bu durum şaşırtıcı değil. İnsan, kabul görmek, beğenilmek, onaylanmak ister. Modern kültür de kadına en hızlı onayı bedeni üzerinden veriyor. Bu yüzden birçok kadın farkında olmadan değerini karakterinde, bilgisinde, üretiminde ya da ahlakında değil; görünürlüğünde, çekiciliğinde ve dikkat toplama kapasitesinde aramaya başlıyor. Böylece kadın, metalaştırmanın mağduru olduğu kadar, bazen onun pazarlayıcısı hâline geliyor.

Burada kimseye düşmanlık üretmek değil, gerçeği konuşmak gerekir. Evet, erkek egemen bakış kadını nesneleştirmiştir. Evet, piyasa düzeni kadını tüketim malzemesine çevirmiştir. Ama modern dünyada bazı kadınlar da buna gönüllü şekilde iştirak etmekte, bunu özgürlük diye sunmakta ve hatta eleştirilince mağduriyet kalkanının arkasına saklanmaktadır. Hakikat rahatsız edici olabilir ama gerçektir. Metalaştırma sadece dışarıdan dayatılan bir süreç değil, içeriden de beslenen bir düzendir.

Gerçek özgürlük, kendi şahsiyetiyle tanımlayabilmektir. Kadını yücelten şey bedeninin ne kadar dikkat çektiği değil, benliğinin ne kadar sağlam olduğudur. Aksi hâlde “özgürlük” adı altında anılan şey, kadının kendi eliyle kendi değerini düşürmesinden başka bir anlam taşımaz.

Bugün en büyük sorun, kadının metalaştırılmasına karşı çıkıyor gibi görünen bir dilin, aslında onu daha da görünür, daha da tüketilebilir, daha da bedene indirgenmiş bir noktaya taşımasıdır. Bu yüzden mesele sadece erkekleri, sistemi ya da medyayı suçlamak değildir. Kadının da kendine dürüstçe bakması gerekir. Çünkü bazı aynalar kırıcıdır, ama gerçeği yine de gösterir.

Kendinize nazik davranmayı unutmayın! 

KADIN VE SAHTE ÖZGÜRLÜK

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.