MAHMUR UYANIŞ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Katlanmaya razı olduğumuz her zulmün, alışılmadık bir eşiği yok ve artık bu, yaşadığımız, şahit olduğumuz çağın gerçeği. Alışmanın sıradanlaştırdığı her acı, bir sonraki acıya kapıyı aralıyor.

Demokrasi, özgürlük gibi yutturulan idealist söylemler ve bunların altında preslenen ve ırzına geçilmiş asgari insani değerlerle, özgürlük aşkına dünyanın getirildiği hal, insanlığın kırıntısına dair bir hayal.

Siyasetin, bir günü diğerini tutmaz doğasına uygun olarak, siyasetçinin de seçenin de her güne değişik bir hal ile uyanması, yürünecek ne bir istikamet ne de sınırları belirlenmiş bir alan bırakmıştır.

Doğa kendini yeniler, eskitir, yine yeniler ve bu doğanın doğasıdır. İnsan, ihtirasları, olumlu-olumsuz her türlü duygulanımıyla ilk insandan bugüne değişmez iç kodlarıyla gelmiştir. Taşı yontmayı başaran insanda, sevinç olduğu kadar keder de vardı ihtiras da. 

Mazlumun çığlığından daha hızlı araçlar icat eden bu çağın insanında da aynısıyla var. 

İnsanlık adına yapılabilecek bir şeylerin kalmadığı umutsuzluğuna kapılmakla birlikte, her yerde inancı fark etmeksizin insanlık adına küresel satıhta bir mahmur uyanışın olduğu da görünüyor.

Retoriğin, nutukların, hitabetin gaza getirdiği insan, sözün eylemle arasındaki uçurumu anlamakta ve insanlık adına yapılabilecek bir şeylerin olması gerektiğine dair küresel bir uyanışın kıyısında seyretmekte olması umut verici.

Tekerrür etmekten başka doğası yoktur bu hayatın. Varlığını, siyaset yapanlara kurban ederek, nihayetinde riyasetinde bulunduğu insanların başka insanları yok etmesini görmekle kalınmayacağına dair bir itiraza uyanış.

Ortadoğu’daki çığlık Avustralya’da bir insanı rahatsız ederken, Kızılderili biri amerika’da sesini yükseltebiliyor mesela. İtirazların, haksızlığa karşı çıkanların ve hatta isyanların daha görünür olduğu bu çağda yalan, propaganda, bilgi kirliliğine rağmen insanlık adına doğruların da er geç ortaya çıktığı ve karanlıklardan süzülerek gelen bir ışık gibi fark edildiği bir zamana geldik. 

Yapay zeka ile gerçekler birbirinden ayırt edilemese de bu dünyanın artık salt zeka ile yönetilemeyeceği (en azından süper zeka Trump ve Netanyahu’nun zekası ile) ve insana dair bir vicdanın sesinin dünyanın her yerinden yükseldiğini görmek, insanlığa dair bir umudun ve duygunun hala yaşıyor olduğunu göstermektedir.

Her karanlığa doğacak bir ışığın ve her ışığın nihayetinde karanlıkla son bulacağı bu dünyada, bulunduğumuz çağın karanlıklarından aydınlığa çıkaracak olan, insanlığın evrensel asgari insanlık paydasında birleşmesidir.

Modern çağın ilkel imparatorluk idealleri yahut dünyaya hükmetme adına mesiyanik kör inançlara teslim olması adına çıkarılan savaşlara karşı umudumuz, tarihten ders almayan zalimlerin lanetle anılacağı bir yok oluşa bizatihi şahit olmaktır.

Bütün mesele, insanların rengine, tenine, enine-boyuna, meşrebine-mezhebine, diline-dinine bakmadan maruz bırakıldığımız bu karanlıklardan çıkmaya dair bir kibrit çakıp çakmadığımızla alakalıdır. 

Hak ile batılın birbirinden gece ve gündüz gibi daima ayrı olduğu dünya serüveninde iyilik ve kötülük de daima var olmuştur. Hakk tarafında olduğumuz inancı ile fakat iyilikten yana olanlarla (Takdir edilesi İspanya başbakanı Pedra Sánchez örneği vb.) vicdanın sesini birlikte yükseltmenin umudunu taşıyoruz. 

Her karanlık, koynunda içinden çıkılacak bir aydınlık saklar. Bu aydınlık Gazze’de de İran’da da dünyanın karanlığına ışıdı.

Bu ışıkla İslam devletlerinin sessiz ihaneti karşısında, Müslüman mısın değil misin sorusunu sormaktan utanır hale geldiğimiz bir İslam dünyası. 

O halde soru şu: İyi misin, kötü mü? 

Bütün mesele bu!

MAHMUR UYANIŞ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.