Ülkede gün geçmiyor ki bir olay yaşanmasın. Her yeni gelişen olay bir öncekinden şiddetli ve hasırlı olduğu için güncel olanı aklımızda kalıyor. Birkaç tivit sallayıp hikayelerimizde paylaştıktan sonra rutinimize dönüyoruz ya da daha doğrusu dönmek zorunda kalıyoruz.
Siverek’te yaşanan olayı tam olarak idrak edemezken Maraş’taki katliam deyim yerindeyse soğuk duş etkisi yarattı. Bir çiçeğe,böceğe kıymaması gereken yaşlarda olan çocuk,onlarca kişiyi gözünü kırpmadan öldürebiliyordu. Filmlerde görülebilecek sahneler insanların gözleri önünde yaşandı.
Ateş her zaman olduğu gibi sadece düştüğü yeri yaktı. Ucundan kıyısından sorumlu olan kimseler üstlerine alınmadılar durumu. Tv lere çıkıp o önlem alındı ,şu görevlendirildi,olay boyutlarıyla inceleniyor gibi boş cümlelerle insanların gazını almaya çalıştılar sadece.
İçi boşaltılmış,duygu/düşünme yetisi elinden alınmış yarınsız bir toplum yaratıldı. İnsanlar günün ekonomik koşullarında,boğazlarına kadar battıkları bok çukurunda olduklarından artık reaksiyon vermez hale geldiler.
Hangi kanalı açsan mafya dizileri, vurdulu kırdılı çete filmleri,rajon kesen tipler,evden kaçan kızlar,maddeye bulaşmış tipler vs . Bu gibi şeyler yedi yirmidört gözlerimizin içine sokulduğundan,zaten bu tarz şeyleri seven,pirim veren toplumun büyük bölümünde sempatiyle karşılanıyor.
Bu toplum ne yazık ki eli kalem tutan,okuyanı sevmiyor kabul etmiyor. Bu kadar okuyup profesör mü olacaksın cümlesini duymayanımız kalmamıştır. Bunun tersine bağıran çağıran,şiddet yanlısı,eli sopalı,beli silahlı tipler seviliyor ve örnek alınıyor. Sedat Peker gibi tiplerin kahraman ilan edildiği,Çakıcı,Ağar gibi isimlerin ülkeyi yönlerdirdiği, Çatlı gibi bir katilin filminin yapıldığı bir ülkedeyiz.
Müzikten sanata, futboldan siyasete,günlük yaşamdan ekonomiye dört bir yanımız dikenli tellerle çevrili.Bizde bu çerçevenin içinde kalan kuzular misali kaderimize boyun eğmiş durumdayız. Tabi ki bu cendereden çıkacağız yeter ki kendimiz olabilelim…