“Susalım” diyorum…
“Konuşmayalım” diyorum…
“Siyasete bulaşmayalım” diyorum…
Ama olmuyor. Çünkü mesele siyaset değil artık; mesele hayatımızı karamsarlaştıran gelişmeler, Mesele çocuklarımızın geleceği, bu şehrin kaderi, bu toprakların yarını.
İçimdeki ses;
Neden bu kadar öfkeli, çünkü ortada bir gaye yok. Bir hedef yok. Bir vizyon yok.
Bakın, eleştiri yapmak kolay diyoruz ya doğru. Ama daha zor olan, ortada hiçbir plan yokken susmaktır. Asıl zor olan, gelecek beklentilerimize cevap bulamamak...
Şimdi sakin sakin şunu soralım:
Bu şehir için önümüze konulmuş somut bir 5 yıllık yol haritası var mı?
Mesela biri çıkıp şunu dedi mi:
“Şanlıurfa 5 yıl sonra şu noktaya gelecek…”
Ya da herhangi bir ilçe belediyesi şunu net şekilde ortaya koydu mu:
“Biz ilçemizi şu projelerle, şu yatırımlarla, şu hedeflerle dönüştüreceğiz…”
Yok.
Onun yerine ne görüyoruz?
Kilitli parke…
Ağaç dikimi…
Protokol ziyaretleri…
Taziye programları…
Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere belediyelerden şunu beklemek çok mu zor..
Mesela:
“5 yıl içinde Şanlıurfa’yı uluslararası turizmin merkezlerinden biri haline getireceğiz. Yıllık turist sayısını 5 milyona katlayacağız.
Ulaşım altyapısını buna göre büyüteceğiz.”
Ama böyle bir hedef duyan var mı?
Mesela Tarım…
Bu şehrin kalbi geleceği
Harran, Suruç, Bozova ovaları…
Bu kadar verimli topraklara rağmen insanlar neden her yıl batıya göç ediyor?
Neden biri çıkıp şunu söylemiyor:
“Bu bölgeden göçü azaltacağız. Üreticiyi yerinde tutacağız. Tarımsal desteklerle insanımızı toprağına bağlayacağız. 5 yılın sonunda şu kadar insanı göç etmekten kurtaracağız.”
Bu kadar zor mu? Evet çok zor.
Ama zor olması, plansız olmayı meşrulaştırmaz.
Zor olması, günü kurtaran anlayışı normalleştirmez.
Bugün şehirde konuşulanlara bakıyorsunuz…
Dedikodular, kulisler, yönsüz tartışmalar…
Ama kimse çıkıp şunu demiyor:
“Biz buradayız. Planımız bu. Hedefimiz bu.”
Bu şehir günü kurtaran yönetim anlayışını çoktan aştı.
Şanlıurfa artık küçük hesapların, dar bakışların, kısır çekişmelerin kaldırabileceği bir şehir değildir.
Potansiyeli büyük, beklentisi yüksek, sabrı ise giderek azalan bir şehir haline geldik malesef…
Bir yönetim, halkına şunu diyebilmelidir:
“5 yıl sonra beni buradan değerlendirin. Çünkü size şimdiden söz veriyorum.”
Eğer bu cevap verilmiyorsa sorun halkta değil, yönetim anlayışındadır.
Bu şehir, belediyelerden sadece çöp toplamalarını değil halka büyük hizmetler sunan, büyük vizyoner projeler üzerinden gelmelerini istiyor.
Aksi halde…
Yapılan her iş, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, büyük bir potansiyelin küçük hikâyesi olarak kalacak.
Ben susmayı denedim.
Olmadı...