SAHTE İTİBAR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Durkheim, toplumu ayakta tutan şeyin "ortak vicdan" olduğunu söyler. Eğer bir toplumda neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair o manevi sınır kaybolursa, orada kuralsızlık baş gösterir. Bugün Şanlıurfa’da; kadim ahlakın yasak ve ahlaksızlık saydığı tefeciliği yapanların itibar görmesi, yaptıklarının ise ulu orta bir "ticaret" gibi alkışlanması, Durkheim’ın bahsettiği o toplumsal frenin tamamen patladığının göstergesidir.

Eskiden bu topraklarda tefecilik yapanın kapısı çalınmaz, selamı alınmaz, sofrasına oturulmaz, kız alınıp verilmezdi. Toplum, bu haksız kazanç sahiplerine karşı bir "dış fren" mekanizması işletir; onları sosyal bir izolasyona mahkûm ederek "durmaları gereken yeri" hatırlatırdı. Yani toplumsal denetim, bireyin sınırsız para hırsını "ar ve hayâ" duvarıyla engellerdi.

Peki, bugün ne değişti?

Bugün; insanların çaresizliğinden beslenen, yuvalar yıkan, ocaklar söndüren tefeciler, şehrin en ön saflarında ağırlanır hale geldi. Durkheim’ın "sınırsız arzular" dediği o dipsiz kuyuya düşen bu kesim, elde ettikleri haksız güçle toplumun en üst basamaklarına tırmanıyorlar. İşin acı tarafı ise toplumun bu kişilere "yanlış yapıyorsun" demek yerine, onların önünde ceket ilikleyip onlara sahte bir itibar sunuyor oluşudur.

Bu "yeni güç", finansal-hukuki sistemin boşluklarından ve insanların ekonomik darboğazından sızarak bir saltanat kuruyor. Toplum ise bu paranın kaynağını sorgulamıyor; parayla elde edilen ahlaksız gücün kaç ocağı söndürdüğünü, kaç babayı çaresiz bıraktığını görmezden geliyor. Tefecinin itibarlı sayıldığı bir yerde, artık ahlaki bir rehberlikten söz edilemez. Bu durum, toplumsal yapının ruhsal çöküşü, yani bir nevi "toplumsal intihardır".

Durkheim, "Yoksulluk koruyucudur, çünkü insanı sınırlar" derken, belki de alın teriyle kazanılan az malın, illegal yolla elde edilen çok zenginlikten daha onurlu olduğunu kastediyordu. Ancak Urfa’da bugün, alın terinin yerini nüfuz ticareti ve tefecilik çarkları aldı. Toplumun düğünde ve taziyede bu işleri yapan kişilere sunduğu her "başköşe", aslında kendi onurundan ve çocuklarının geleceğinden verdiği bir tavizdir.

Sonuç olarak; Şanlıurfa’da tefecinin ve haksız kazanç sahibinin itibar gördüğü her gün, bu şehrin kadim ruhundan bir parça daha koparıyor. Eğer toplum, bu "ahlaksız güce" karşı kendi birlikteliğinden kaynaklanan manevi yaptırımını yeniden devreye sokmazsa, paranın satın aldığı bu sahte itibar hepimizi esir alacaktır.

Unutmayalım; tefecinin alkışlandığı bir toplumda, helal para kazanılarak icra edilen meslekler ve kıt kanaat geçindirilen hayatlar, yeni neslin bilincinde birer "enayilik" olarak yer edinecektir.

 

SAHTE İTİBAR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.