Bir önceki yazımızda, kooperatiflerde ortaklıktan çıkarılma işleminin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu çerçevesinde keyfiliğe kapalı, sıkı şekil ve usul kurallarına bağlı bir süreç olduğu; çıkarma sebeplerinin anasözleşmede açıkça düzenlenmesi gerektiği, anasözleşmede gösterilen sebeplerle sınırlı olarak çıkarma kararı alınabileceği, bu yetkinin kural olarak genel kurula ait olmakla birlikte anasözleşme ile yönetim kuruluna devredilebileceği, ayrıca alınan kararların gerekçeli olması, ilgili defterlere işlenmesi ve notere tevdi edilerek ortağa tebliğ edilmesi zorunluluğu gibi temel hususlara değinmiştik. Bu yazımızda ise önceki yazımızın devamı niteliğindeki hususlar ele alınacaktır.
Çıkarma kararının ortağa tebliği, sürecin en kritik aşamalarından birini oluşturmaktadır. Nitekim kooperatif anasözleşmesinde çıkarma kararının noter marifetiyle tebliğ edilmesi öngörülmüşse, bu işlemin adi posta yoluyla yapılması usule aykırılık teşkil edebilecek ve uyuşmazlıklara konu olabilecektir. Bu nedenle, yönetim kurulunun tebligat usulüne ilişkin anasözleşme hükümlerine titizlikle riayet etmesi gerekmektedir.
Hakkında çıkarma kararı alınarak bu karar kendisine noter aracılığıyla tebliğ edilen ortak, iki seçimlik hakka sahiptir. Buna göre ortak, tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde çıkarma kararına karşı itiraz davası açabileceği gibi, çıkarma kararının genel kurulda görüşülmesini talep ederek itiraz edebilir. Genel kurula itiraz, yapılacak ilk genel kurul toplantısında görüşülmek üzere, yönetim kuruluna hitaben ve noter aracılığıyla gönderilecek bir yazı ile gerçekleştirilmelidir. Bu yönüyle, çıkarma kararının tebliğinde olduğu gibi, itiraz sürecinde de noter aracılığıyla işlem tesis edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Ortak tarafından genel kurula itiraz edilmesi halinde, aynı anda çıkarma kararına karşı dava açılması mümkün değildir. Ancak konu genel kurulda görüşülerek çıkarma kararı kabul edilirse, ortak bu kararın kendisine tebliğinden itibaren üç ay içinde yeniden dava açma hakkına sahip olacaktır. Buna karşılık, çıkarma kararı kendisine tebliğ edilen ortak, üç aylık süre içerisinde genel kurula veya mahkemeye başvurmaz ise çıkarma kararı kesinleşecektir.
Öte yandan, çıkarma kararına karşı genel kurula itiraz edilmesi veya dava açılması halinde, bu süreçler sonuçlanıncaya kadar ortağın ortaklık sıfatı devam etmektedir. Bu kapsamda ilgili kişinin ortaklığa bağlı hak ve yükümlülükleri aynen sürmekte olup, örneğin genel kurulda alınan aidat kararlarına uyması ve mali yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, genel kurul toplantılarına katılma hakkı da devam etmektedir. Bununla birlikte, hakkında verilen çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınması da mümkün değildir.
Sonuç olarak, ortaklıktan çıkarılma işlemi, hem Kanun hem de anasözleşmede öngörülen usul ve esaslara tam uyum sağlanarak yürütülmesi gereken, şekli kuralları ağır basan bir süreç olup, bu kurallara aykırı şekilde tesis edilen işlemler hukuki ihtilaflara yol açabilecektir.