Ticaret şirketleri, ekonomik amaçlarla bir araya gelen kişilerin oluşturduğu ve temel hedefi kâr elde etmek olan organizasyonlardır. Bu şirketlerin kuruluşu, işleyişi ve pay sahipleri ile ilişkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile düzenlenmiştir. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olup, ortaklarının kişiliğinden ayrı ve bağımsız bir hukuki yapıya sahiptirler. Bu nedenle, şirket ortağı, şirketin tüm paylarına sahip olsa dahi şirket ile arasındaki borç ve alacak ilişkilerinde serbestçe hareket edemeyecektir. Bu itibarla, ortağın şirket ile olan hukuki münasebetleri, şirket malvarlığının korunması ve ortaklık yapısının sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi amacıyla kanuni düzenlemelerle çeşitli sınırlamalara tabi tutulmuştur.
Bu kapsamda, pay sahiplerinin şirkete borçlanması hususu Kanunun 358 inci maddesinde özel olarak hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm uyarınca, pay sahipleri; sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçeleriyle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamazlar. Söz konusu düzenleme, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde bulunmayan, 6102 sayılı Kanun ile getirilen ve daha sonra 6335 sayılı Kanun ile esnetilen bir hükümdür.
Maddenin ilk halindeki temel amacı, şirket malvarlığının ortaklar tarafından kişisel amaçlarla kullanılmasının önüne geçmek, şirketin mali yapısını korumak ve özellikle örtülü kazanç aktarımı ile şirket kaynaklarının kötüye kullanılmasını engellemektir. Nitekim madde gerekçesinde, uygulamada pay sahiplerinin şirket kasasını adeta kişisel finansman aracı gibi kullanmasının ciddi riskler doğurduğu açıkça ifade edilmiştir.
Pay sahiplerinin şirkete borçlanabilmesi için iki şartın birlikte sağlanması zorunludur. Buna göre, öncelikle pay sahibinin sermaye taahhüdünden doğan ve vadesi gelmiş herhangi bir borcunun bulunmaması gerekmektedir. Ayrıca şirketin mali yapısının da buna elverişli olması, yani serbest yedek akçeler ile dönem kârı toplamının geçmiş yıl zararlarını karşılayabilecek düzeyde bulunması şarttır. Bu düzenleme ile, özellikle özkaynakları zayıf olan şirketlerde ortaklara kaynak aktarımının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Öte yandan, 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında borçlanma mutlak yasak olmaktan çıkarılmış, belirli şartlara bağlanarak kontrollü bir serbestlik getirilmiştir. Bu çerçevede pay sahipleri şirketle ticari ilişki kurabilmekte, mal veya hizmet alımında bulunabilmekte; ancak bu işlemlerin emsal koşullarda ve üçüncü kişilerle aynı şartlarda gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Kanuna aykırı şekilde pay sahiplerine borç verilmesi halinde ise yaptırım öngörülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 562/5-b maddesi uyarınca, 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler hakkında 300 günden az olmamak üzere adli para cezası uygulanacaktır.
Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü maddesi uyarınca, kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları halinde, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılmaktadır. Bu kapsamda; alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri ile ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilmektedir. Bu itibarla, şirketin ortaklarından olan alacaklarına emsallere uygun bir faiz uygulanması, bu faiz tutarlarının aylık dönemler itibarıyla ortaklara fatura edilmesi ve tahakkuk esası gereği kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, pay sahiplerinin şirkete borçlanması kural olarak yasak olmayıp belirli şartlara bağlanmıştır. Bu sistem, şirketin finansal disiplininin korunmasını ve ortak ile şirket malvarlığı arasındaki ayrımın netleştirilmesini amaçlamaktadır. Bu itibarla, pay sahipleri vadesi gelmiş sermaye borçlarını tamamen ifa etmiş ve şirketin mali yapısı yeterli olduğu takdirde şirkete borçlanabilecek; aksi halde bu işlem Kanuna aykırılık teşkil edecek ve yaptırıma tabi olacaktır.