Hz.İbrahim Gazabı tutar.
Balıklıgöl sadece birkaç sazan balığından, birkaç taş kemerden ibaret değildir.
Orası Urfa’nın hafızasıdır. İnancıdır. Dünyaya açılan vitrindir.
Ama yıllardır kimse gölün kendisine değil, gölü besleyen damarlara bakmıyor.
2007’de yaşanan kuraklıktan sonra DSİ raporları hazırlandı, bilimsel tezler yazıldı. Harran Üniversitesi’nde yapılan akademik çalışmalarda Balıklıgöl’ü besleyen karstik su havzasının Keşmer Dağı ve çevresi olduğu açıkça ortaya kondu. Hatta havza haritalandı.
Söylenti değil, bilimsel kayıt.
2015 tarihli “ Şanlıurfa Balıklıgöl Havzası Karstik Su Kaynaklarının Kalite Parametrelerinin İncelenmesi” adlı tezde şu ifade yer alıyor:
“Balıklıgöl havzasının memba kısmındaki karstik kaynaklardan çıkan suların, havzanın nihai boşalım noktası olan Balıklıgöl’e ulaştığı belirlenmiştir.”
Bugün ise aynı havzada beton yükseliyor.
TOKİ girdi. Yeni konut projeleri konuşuluyor. Di
Aman Allahım birde dinamit patlatılıyor...
Suyun yönü değişirse?
Dağın taşın üstüne beton döktüğünüz yerde yağmur toprağa işlemez. Su yer altına süzülemez. Karstik damar beslenemez. Sonra dönüp “Balıklıgöl neden çamurlaştı, neden suyu azaldı?” diye toplantı yaparsınız.
Bu şehir geçmişte nice değeri ihmalle kaybetti.
Bari Balıklıgöl’ün suyunu kendi elimizle kurutmayalım.
Çünkü mesele sadece bir göl değil…
Mesele Urfa’nın kalbine beton dökülmesidir.
Kaynak:
Recep Yetiş, “Şanlıurfa Balıklıgöl Havzası Karstik Su Kaynaklarının Kalite Parametrelerinin İncelenmesi”, Harran Üniversitesi, 2015.