İki yakayı bir araya getirmeye çalışan barış sefilleri olarak, dört başı mamur hayatımız olmadı hiçbir zaman.
Kanla sulanıp ölümle katıklandı ömrümüz her sabah ve akşam.
Acıdan delik deşik olan yüreğimizden umutları eleyeli çok oldu.
Savaş ve barışlı iki uçlu bir hayatta, yüreği hiç acıya bulanmamışlar, savaştan yana nekrofilik beslemelerine azık katarak, can nedir bilmeyen caniliklerine mahkum ettiler bizi yıllarca.
Ekradın erkanına cühela olanları baş etti bir taraf ve kitleleri sürükledi başı kesilmiş serseri tavuk gibi peşinden , sadece sol yatağında kıvrananlar.
Yüreğimizi iğne iğne kazıp ektiğimiz umutlara, fare görmüş fil tepkisi verip göğsümüzün üzerinde fil gibi tepindiler.
Biz bağırdıkça hortumladılar barış adına ne varsa içimizden.
Kimi gasp etti hakkımızı ilahi payemizden, kimi gasp edilmiş haklar adına servet payladı.
İştahı kanla kabaran vampirler, bileklerini kesip kendi kanlarını içecek sonlarını görmekten korkuyorlardı hep. Yıllarca süren ölümlerden, sürgünlerden dolayı başını ellerinin arasını alıp dizlerini karınlarına çekerek, usulca evlatlarının yasını tutmaya bile vakti olmadı anaların.
‘Hiç yoktan susturulan şarkılar’ kaldığı yerden devam etsin istemedi ağzında ölüm nakaratıyla dolaşanlar. Orkestra şefleri mütemadiyen ölüme sustular ve ölümle devam ettirdiler halkların yüreğinde kanserlerini.
Kendi dışında cereyan eden hesaplardan bihaber, yüreği iki taraf arasında cereyanda kalanlar çarpıldılar daima.
Delikanlı olduğuna sevindikleri evlatlarını koklayamadan doyasıya, fidanlarını yere gömdü anneler.
Oyuncak silahları henüz yokken, neden sonra gerçek silahlarla savaştıklarını öldüklerinde anladılar.
Ölümler üleştirdiler milletler hesabına.
Kim daha fazla öldüyse kaybeden, kim daha fazla öldürdüyse kazanan oldu.
Çetelemesini tuttular ölümlerin ve saptılar asgari standartlarından insanlığın.
Yaşatmak kazanmaktır, görmediler, bilmediler, duymadılar.
Tabut tabut omuzlarda taşınan insanlığından arlanmayanlar, karşı taraf fazla ölmüşse bununla vakarlandılar.
“Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir.” diyen Puşkin ile “Korkuyorum, bir gün biri çıkıp Ey İnsanoğlu! Diyecek ve kimse üstüne alınmayacak.” diyen İlhan Berk arasında, hepimiz kötü olsa dahi barışa susamış kanlı yürekler taşıyoruz.
Barışı erkene almak gibi bir heyecana bizi sevk eden duygularla, uyanan umutlarımızı sağıyoruz beş vakit kazasız belasız münacatlarla.
“Bir hayal, tek başına kurulduğu vakit sadece hayaldir. Birlikte kurulduğu vakit bir gerçekliktir.” der Japon müzisyen Yoko Ono.
Tek başına dillendirmekten dahi korktuğumuz barışa dair hayalleri, şimdi baş başa verip gerçekleştirmenin eşiğinde bekliyoruz.
Barış hiçbir zaman geç değildir. Savaş ise yüzyıllarca da sürse hep erkendir. Hakların teslimiyetle tesis edilmiş bir barış yıkılmaz bir kaledir insanlığın adına.
“Zeytine and olsun” ki bu, kardeşlerin barışıdır.
Bekliyoruz, umutla..