KALBİNE RAST GELSİN

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayatta bazı karşılaşmalar vardır ki ne takvimde yeri bellidir ne de planların içinde... Bir insan, bir cümle, bir kitap ya da bir melodi çıkar karşınıza ve farkına varmadan hayatınızın yönünü değiştirir. Biz buna çoğu zaman "rast gelmek" deriz. Oysa rast gelmek sadece tesadüf değildir; bazen hayatın en doğru zamanda sunduğu en anlamlı karşılaşmadır. Bazen bir söz kalbine işler, ruhuna dokunur; seni, kendinden bile öteye taşır. Bazen kalbine rast gelir biri, bazen de en derin yerinden sessizce rast gider. Ama geriye bıraktığı iz, ömrün boyunca seninle yürür.

Tasavvuf geleneğinde zaman, yalnızca saatlerin gösterdiği bir akış değildir. Sufiler için vakit, insanın hakikatle buluştuğu en kıymetli emanettir. İbn Acîbe, sufinin "vaktin çocuğu" olduğunu söyler. Vakti ise kılıca benzetir: Ona yumuşak davranan güvende olur, sert davranan ise yaralanır. Çünkü vakit, zorlanarak ele geçirilecek bir şey değil; idrak edilerek yaşanacak bir hakikattir.

Belki de her vaktin bir makamı vardır. Bunlardan biri de Rast Makamı'dır. Farsça kökenli "rast" kelimesi; doğru, hakikatli ve hayırlı anlamlarını taşır. Bu yüzden Bertan Rona'nın "Bazılarıyla karşılaşırız, bazılarına ise rastlarız." sözü üzerinde durmaya değerdir. Çünkü gerçekten de bazı insanlar hayatımıza sadece girer; bazıları ise ömrümüze dokunur.

Halk arasında sıkça kullandığımız "Rast gelsin", "İşin rast gitsin", "İyilere rast gelesin" gibi dualar, yüzyılların birikimidir. İnsan en çok kendisini iyiliğe, hakikate ve umuda götüren karşılaşmalar için şükreder.

Rast Makamı'nın makamların anası kabul edilmesi de boşuna değildir. Rengi beyazdır. Nasıl beyaz bütün renkleri içinde barındırıyorsa, Rast Makamı da bütün makamların özünü taşır. Rivayet edilir ki gönlü daralanların, zihni karışanların dinlediği Rast Makamı, insanı yeniden kendi merkezine çağırır.

Bugün ise bambaşka bir çağın içindeyiz. Her gün olumsuz haberlerle uyanıyor, bitmek bilmeyen telaşların içinde savruluyoruz. Böyle zamanlarda ister istemez şu soruyu soruyoruz: Sürekli kötü olana rast gelmemiz sadece bir rastlantı mıdır; yoksa kalbimizin yönünün bunda da bir payı var mıdır?

Elbette hayatın bütün acılarını düşüncelerimiz belirlemez. Ancak yaşadıklarımızı nasıl anlamlandıracağımızı büyük ölçüde kalbimizin yönü belirler. Kaygıyı büyüttükçe umut görünmez olur; öfkeyi çoğalttıkça merhamet sessizleşir. İyiliğe niyet eden bir gönül ise karanlığın içinde bile bir ışık bulabilir.

Belki de Rast Makamı'nın bize hatırlattığı en önemli hakikat budur: İyiliğe rast gelmek istiyorsak önce içimizde iyiliğe yer açmalıyız. Çünkü insan çoğu zaman baktığı kadarını görür, aradığı kadarını bulur; kalbinde taşıdığına rast gelir.

Peki, rast gelmenin en güzeli nedir?

Bana göre; çağın hızına kapılıp insanlığını unutmamış, kendini bilen, vicdanını koruyan, empati duygusunu yitirmemiş, merhameti hayatının merkezinde tutan bir insana rast gelmektir.

Çünkü bugün en büyük zenginlik; makam, servet ya da şöhret değil, insan kalabilmiş bir insana rast gelebilmektir.

Dilerim yolunuza hakikati çoğaltan insanlar, kalbinize umut eken sözler ve ruhunuza şifa olan karşılaşmalar rast gelir.

Kalbinize rast gelsin.

KALBİNE RAST GELSİN

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.