MEMLEKET FETİŞİZMİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Memleket fetişizmi, faşizmin anasını ağlatan kafatasçı bir bakış açısı. Bu tahtakurusu zihniyet, memleketleri çürüten bir veba gibi her yerde karşımıza çıkmakta. Bundan beri olup memleketten öte bir bakış açısı kurulmadan da her memleketi iyisiyle kötüsüyle yorumlamak mümkün değildir.

 Her türlü pisliği gururla boynunda tasma gibi taşıyıp başka memleketteki sıradan bir kötülüğü genelleyen bu bayağı tavır, artık insanın geldiği son aşağılık seviyedir.

Çıktığı çukura burun kıvıran aslını kaybetmiş nasipsiz, nesebini inkâr eden soysuz türemesi birçok insan, gelişmiş iletişim ağlarında daha çok görünür oldu.

Yaşadığı her travmayı başkasına genelleyen, her şehri bir vakıa üzerinden yargılayan aklı kıt, soyu kesik, haysiyeti bozuk, kendine yetmeyenlerin başkasına akıl dağıttığı bir ukala topluluk.

Ar edecek bir damarı kalmayınca, insanlık adına kendinde mevcut her damarı kesip ahlaksızlığı iftihar olarak sunan tüketici primatlar. 

Oturduğu yerden pişik olmuş idrakı ile her şehre laf atmaktan başka bir hüneri olmadığı gibi bunu utanmadan görünür olma kaygısıyla bir hünermiş gibi sunmanın hastalığına tutulmuş kişilik bozuklukları. 

Freud’un analizini yapamayacağı bir psikoloji, Durkheim’in bu anomik kişilik bozukluklarının intihar etmelerine dair teşhisini boşa çıkarıp iftihar etmelerine şaşacağı bir sosyolojik vakıa ve DNA’sındaki bozukluğun nereden geldiğinin şifrelerini çözemeyecek F.Colins’i hayretler içinde bırakacak kuduz bir azınlık.

Görünür olmak ve görüntüden başka bir varlık alanının bırakılmadığı son zamanlarda özelde Urfa’ya yönelik bir vakıa üzerinden hazır kıta bekleyen nesebi gayri sahih, aslını ifşa etmekten utanıp var olmayı göze alamayan eziklerin kullanıcı adlarının sahteliğiyle hakaretamiz saldırıları artık iğrenilecek bir bıkkınlık veriyor.

Her vakıada “Peygamberleri yakan şehir” diyerek Urfalılara ağza alınmayacak küfürler savurup hakarette bulunan Nemrut’un dışarıya saçtığı tohumları, bilmiyor ki dedeleri İbrahim’i yakamadı. Bugün Urfa, bu yakılamamış peygamberin selameti içinde yaşıyor, iyisi kötüsüyle gelenek ve görenekler dokusunu korumaya çalışan bir şehir olarak. 

Kötülük mü elbette, pislik mi tabi, iğrenç olayların döndüğü ilişkiler ağı mı mutlaka. Rüşvet, iftira, kayırma, dolandırıcı, faiz, tefe, fesat ihaleler mi muhakkak. Fakat şehri bırakın, mezralarda bile her türlü pisliğin, ar edilmeyen namussuzlukların döndüğü bir dünya artık geldiğimiz nokta.

Müge Anlı’nın bile programına çıkarmaktan utanacağı çarpık ilişkilerin kendi evinde yaşandığını görmeden, söz konusu Urfa olunca, “peygamberleri yakan şehir” diyerek, ağzında köpürmüş salyalarla saldırıya geçmekte hazır olanlara sözümüz.

Söz konusu Urfa olunca, yaşadığı gerçekliği atlamış, büyüdüğü mahalleyi/köyü inkar edip kendisinin de hiçbir zaman yaşamasının mümkün olmayacağı ideal şehir anlayışıyla Urfa’yı kıyaslar ama yaşadığı çöplüğü görmez. 

Urfa acısının bunların beyinlerini yaktığı gibi bir kuyruk acısı bıraktığı da muhakkak; aksi halde her haberde kuduz bir it gibi saldırgan, haysiyet yoksunu insan müsveddelerinin türemesi söz konusu bile olamaz.

İnsan artık biyolojide sınıflandırılmış organizma olmaktan çıkamıyor. Bu sınıftan daha aşağılık bir canlı olarak da çıkmak mümkün, kendini gerçekleştirmiş ve değerlendirilebilecek bir üst insan olarak da.

Bu bir memleket fetişizmi yazısı değildir, memleket faşisti olup her şehri, her türlü kötüleyenlere karşı hissiyatımın zorunlu dışavurumudur. 

Nihayetinde sınıflandırılmış bir canlı olmaktan öteye geçmeyi başarmış beşere,  kozasını yırtıp iyiliği öne çıkaran ve bunun peşinde olan her şehrin insanlarına selam olsun.

MEMLEKET FETİŞİZMİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.