TOPRAK BİR GÜN DOYURUR, EĞİTİM İSE GELECEĞİ KURAR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değerli hemşehrilerim,

Geçtiğimiz günlerde Harranlı iki genç kardeşimizin, Ömer ve Mustafa Yıldırım’ın hikâyesini okudum.

İki kardeş de tıp fakültesini bitirmiş, doktor olmuş ve en güzeli de gelip kendi memleketleri Harran’da görev yapmaya başlamış.

İlk bakışta, “Ne güzel, iki memleket evladı doktor olmuş.” deyip geçebiliriz.

Ama ben bu hikâyeye biraz daha farklı bakıyorum.

Çünkü bu, sadece iki gencimizin doktor olması değildir.

Bu hikâye, Harran’ın, Akçakale’nin ve bütün Şanlıurfa’nın geleceğinin nerede olduğunu bize gösteren çok önemli bir örnektir.

Yıllardır Harran ve Akçakale denildiğinde aklımıza toprak gelir, tarım gelir, pamuk gelir.

Evet, toprağımız bereketlidir.

Çiftçimizin alın teri kutsaldır.

Ama artık hep birlikte kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Toprak, çocuklarımızın geleceğini tek başına taşıyabilir mi?

Her yıl çocuklarımızla, ailelerimizle birlikte otobüslere binip başka şehirlere mevsimlik tarım işçisi olarak gidiyoruz.

Çünkü toprak artık gençlerimizin tamamına yetecek bir gelecek sunamıyor.

Harran’ın ve Akçakale’nin en büyük serveti tarlaları değil, çocuklarıdır.

Bugün tarladan çıkıp doktor olan Ömer ve Mustafa kardeşlerimiz varsa, yarın bu topraklardan yüzlerce mühendis, öğretmen, hukukçu, akademisyen ve bilim insanı çıkabilir.

Yeter ki eğitimi bir masraf değil, geleceğe yapılmış en büyük yatırım olarak görelim.

Özellikle kız çocuklarımızın eğitimine ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Bir kız çocuğu okur, meslek sahibi olur ve kendi ayakları üzerinde durursa sadece kendi hayatını değiştirmez.

Annesine umut olur.

Kardeşine örnek olur.

Mahallesine cesaret verir.

Ve bir süre sonra bütün toplumun kaderi değişmeye başlar.

Elbette herkes doktor olmak zorunda değil.

Herkes mühendis, akademisyen veya yüksek makamlarda görev yapan bir insan olmak zorunda da değil.

Ama herkesin eğitimli, bilinçli, üreten ve düşünebilen bir birey olmasını istemek zorundayız.

Bugün siyasetimizden ekonomimize, sosyal hayatımızdan aile yapımıza kadar birçok alanda daha bilinçli bir topluma ihtiyacımız var.

Bu nedenle artık çocuklarımızın geleceğini sadece tarlalarda aramayalım.

Tarlalarımızı elbette koruyalım.

Çiftçimizi elbette destekleyelim.

Ama çocuklarımızı da okullara, üniversitelere, bilime ve sanata taşıyalım.

Çünkü toprak insanı bir sezon doyurur; eğitim ise bir toplumun kaderini baştan sona yazar.

Bu toprakların çocukları başarabilir.

Yeter ki onların önünü açalım.

Yeter ki kızımızı da oğlumuzu da okutalım.

Yeter ki onlara “Sen yapamazsın” demek yerine, “Sen başarabilirsin” diyelim.

Geleceğimiz toprağın altında değil, çocuklarımızın zihnindedir.

Ve eğer bugün çocuklarımızın eğitimine yatırım yaparsak, yarın Harran’dan ve Akçakale’den sadece mevsimlik işçiler değil; doktorlar, öğretmenler, mühendisler, bilim insanları ve bu ülkeye yön verecek nice insan çıkacaktır.

Hep birlikte çocuklarımızı tarlalara değil, geleceğe emanet edelim.

Çünkü bizim en büyük hasadımız eğitimli bir nesil olacaktır.

TOPRAK BİR GÜN DOYURUR, EĞİTİM İSE GELECEĞİ KURAR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.