İnsan olabilme kabiliyeti ile dünyaya gelen beşer, ehil ve cahil olabilme potansiyelini de içinde taşır. Ulaştığı her nimeti sıradanlaştırıp inkar ile evrimini tamamlar.
Elinde olmayanın arzusu ile eline geçtiği nimetin nankörlüğü arasında gidip gelen bir canlı.
Sahip olduğu her nimeti israf ile malul insan, yitirince kıymet bilir çelişkiler içinde sürdürür yaşamını.
İmamesi kopmuş tespihin saçılması gibi dağınık insanı toparlayacak olan ise sahip olduğu her nimetin başkasında eksiklik olduğuna inanmasıyla başlar. Bu inanç ve anlama kudretine ulaştığında insan olmaya başlar.
Hayatını sürdürebilme ehliyetini haiz olması bile varlığı adına mülkünde bulunan en büyük hazine olduğunu fark etmesiyle de kâmil insan olur.
Haliyle, beşerden hallice, kendi acısını yaşar önce, başkasının acısını da hissetmeye başlayınca insan olma tekâmülünü gerçekleştirir.
Gel gör ki başkasının acısını da bir yere kadar yaşayıp sonrasında sıradanlaştırıp görmezden gelinen bir acıya dönüştürür, vicdanını susturur, zihnini meşgul etmekten kaçar, nefsine dokunmadıkça yaşanan her acıya uzak durur.
Dua etmekle zengin, eylemin duanın cüz-i temimi olduğundan yoksun insan, sadece oturduğu yerden hazırda bulduğu duasıyla yetinir. Zamanın dua ile yetinilmeyecek kadar yeni bir işlerlikte olduğunu fark etmediğinden, başına gelecek her saldırıyı öngörmekten de yoksun kalır.
Yazının başlığını Sıradanlaştırılmış Gazze diye yazacaktım, ama yine mi Gazze diye çoğumuzun başlıktan hareketle okumayacağını düşündüm, bu da bir muhasebe olarak kalsın burada.
Bütün bu giriş cümleleri, Gazze’de yaşananlara karşı insan olarak nerde durduğumuzun bir eskizi.
Hala yine mi Gazze diyorsanız, yazıyı burada okumayı bırakabilirsiniz.
Pandemide bir insanın öldüğü haberini aldığımızda duyduğumuz korku ve endişe ile ölüm vakalarının artmasıyla ölümü ve acıyı nasıl sıradanlaştırdığımız çok yakın ve canlı bir hatıra olarak, dün ve bugün etkileri hala devam eden bir acı olarak duruyor güncemizde.
Gazze’de felç olmuş bir yalnızlığa mahkûm edilen ümmetin mihenk taşı insanlar, hala ümmetin tam ortasında bir katliam şeridi gibi durmakta.
İnsanoğlu bu ya, içi acır diline vurur, bir süre sonra acısı durur, son merhale ise alışır ve sıradanlaştırır. Sıradanlaştırmanın bir katliamdan daha büyük bir felaket potansiyelini barındırdığını kavramaktan yoksunluk ise insan olmaktan çıkıp haksızlık karşısında şeytanlaştırılmış bir suskunlukla hakikate ihanet etmektir.
Bir beşer olarak kalma kabiliyetsizliğini kendinde barındıran ilkel canlı olarak insan, başkasının ızdırabını duyumsamaktan da uzaklaşır ki geldiğimiz nokta bir beşer olmaktan bir adım ötesi değildir.
Yaşanılan çaresizlik ile Gazze’yi kaypak gündem içinde yitirmek, nasıl bir felakete sürüklendiğinin ağır faturasının kesileceğini görmekten de uzak olmak demektir.
İnsanoğlu duyduğu bir acıyı unutmanın nimet olduğunu bilir, fakat acıyı sıradanlaştırmanın kendi felaketi olacağını bilmekten uzak yaşamak, Necip Fazıl’ın deyimiyle “hayat süren bir leş” olmaktır.
Acıya alışsak da sıradanlaştırmadan lanet yahudilerin katliamlarına maruz kaldığını Gazze’deki her ölümü ilk günkü gibi hissetmekten uzak durmamamız gerektiğini bilerek yaşamak Müslümanca hissetmenin gereğidir.
Gazze her gün yeniden haritada var olan bir gerçeklikle var ve daim olacaktır. Bu temenni ya da dua da ancak insan olarak kalan son çırpınmaların gayretine dahildir.
Her türlü soytarılıkla dolu gündemden uzak, sadece Gazze ile meşgul olmazsa zihnimiz, işgal edilmiş bir ümmetin sayıdan ibaret pısırık mensupları olarak bize geçmiş olsun demektir.
Suç ve Ceza’da, “Önce biraz ağladılar; ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır.” der, Dostoyevski.
Tarihe Tanıklığım kitabında, “Alışmak, çoğu zaman kabul etmekten daha tehlikelidir.” der, Aliya.
Alıştık, alıştırıldık ve sıradanlaştırdık mı?
İşte bu alışmaktan daha kötüsü sıradanlaştırmanın çukurunda debelenen bir canlı olmaktır.
Gazze, dilimizde yara gibi bir kelimenin iki hecesi, gömleğimizde bir kan lekesi, gözümüze kaçmış bir toz zerresi, parmağımıza batmış bir kıymık parçası, ayakkabıda vuran nasır tutması…
Bütün bu acılar insana ağır gelir, hafifleterek diyelim ki en az bu acılardan biri kadar rahatsız edip bizimle değilse Gazze, Gazze’ye değil bize yazıktır, halimiz acınası.
Alıştıysak bir umut, insan kalmak cevheri hala duruyor olabilir içimizde.
Sıradanlaştırdıysak geçmiş olsun, bir canlı türü olmaktan öte değiliz.
Alışmayanlara ve dahi sıradanlaştırmayanlara Gazze’nin hatırına selam olsun.