İSİM İLE MÜSEMMA

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsim ile müsemma arasında mutabakat aranmaz. İsmi, her türlü sahtekarlığa perde çekmek için  kullanışlı üfürükten bir aforizmadır bu. Eşyanın hakikatine uygun düşse de insanın eylemiyle alakasız bir hikaye. 

İsmine bakıp yüzüne tükürmekten ağzımızın kuruduğu cisimlerle dolu bir dünya. Muhatap olmaktan başka çarenin kalmadığı, alternatifsizliğin zorunlu bıraktığı sığınaklar arasında gidip geliyor insan. Yeni ve yenilik adına yapılan ya da vaad edilen her şeyin bu kadar hızlı bir şekilde eskidiği ve itibarını yok ettiği bir hız çağı. 

Hedonizmin insanı kul ettiği bir farkındasız yaşam biçimine dönüşme formu içinde yok oluş. Durduğu yerin dönme dolap gibi işi bitince insanı yörüngesinden savurduğu, pragmatizmin insanı peçete gibi kullandığı bir sistematik hayat arızası içinde debeleniştir çünkü görünen.

İsmine aldanıp sığınıp gidilen her kapıda paspas olma haysiyetsizliğinin normalleştirilerek geri dönüşümü menfaatperest bir mamul haline getirilmiş insanoğlu devri.

Adında Allah olan bir kulun küfre, adında yaradan adına hiç bir izin bulunmadığı yaratılanların insanı imana çağırdığı çelişkiler içinde gidip geldiğimiz bir dünya.

İsmine bakıp gidip iştahla tavuk yenilen yerden kanatlı eti, kebap yenilen yerden eşek eti çıkan Abdullahların Allah’ın vaaz ettikleri ile alakasızlığı arasında çekiştiğimiz bir insan tüketimi pazarında, soysuzlar çetesine mahkum bir piyasa.

Yenilik adına levhaların değiştiği ama okları hayatına saplamak için yayını daha çok geren organize edilmiş bir saplantılı siyaset.

Kalkınmaya yol açmak için yakıta yüklenerek, çiftçiyi at ile sürüme zorlayan, tarlasını darlayan, her gece yarısı şimşek gibi çakan zamlar ile kalkınma adı altında ezilenlerin püresini çıkarmaya dönük bir mali kriz politikası.

Her demi, lgbtlilerin rehinesiymiş gibi lehlerine izahat vermekten başka siyaset üretemeyen üzgürlük sevdalıları.

Vesair örnekleri sayısız çoğaltılabilecek her yönetişim biçimi içinde yer almak için bir isme sığınıp insanı keklemeye yönelik bir siyasi hezeyanlar döneminden geçiyoruz. Sahip olduğu her türlü değeri, pazarlık mevzusu yapacak tıynetsizler içinde yürüyüşü yalpalanmış bir sakat istikametsizlikle sınanıyor bu halk.

Doğrunun günden güne değiştiği, isimler ve sloganlarla tesis edilenin hakikat olarak lanse edildiği bu çok politik yönetenler sınıfınca, alt tabaka bir hayalet mezarlığı gibi görmezden gelinerek yönetilip yönlendirilmekte.

Tutarsızlık denizinde sarılmak zorunda kalınan yılanlı ve çok yalanlı siyaset arenasındaki pembe köpük ile insanların meydanlardaki hakikati arasındaki kopukluk gittikçe artıyor. 

Diline bakıp aldandığımız, çelişkilerinde hikmet aradığımız her siyasi manevra içinde çırpındıkça batıyoruz. 

İsim ile müsemmanın, söz ile eylemin tutarsızlığı arasındaki uçurumda bir mutabakat aramak zorunludur artık. İsme aldanıp cisme koşulan, sorgulamadan teslimiyetin talep edildiği bir temsiliyet devrinde, ışığa uçan pervane gibi ancak kendini yakar insan nihayetinde.

İSİM İLE MÜSEMMA

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.