MEVSİM GEÇİŞLERİNDE DUYGUSAL DALGALANMALARA DİKKAT!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son günlerde kendinizi daha yorgun, isteksiz ya da tahammülsüz hissediyor musunuz? Sabah yataktan kalkmak biraz daha zor geliyor, gün içinde enerjiniz çabuk tükeniyor veya normalde üzerinde çok durmayacağınız şeyler sizi daha fazla etkiliyor olabilir.

Özellikle yazdan sonbahara geçtiğimiz bu günlerde danışanlarımdan ve çevremden benzer cümleleri daha sık duyuyorum. “Neden böyle hissediyorum bilmiyorum, üzerimde bir ağırlık var.”

Aslında mevsimler değişirken yalnızca gardırobumuz, günlük rutinimiz ya da dışarıda geçirdiğimiz süre değişmiyor. Bedenimiz ve ruh halimiz de bu değişime uyum sağlamaya çalışıyor.

GÜNEŞ AZALIRKEN RUH HALİMİZ DE ETKİLENEBİLİYOR

Sonbaharla birlikte günlerin kısalması, güneş ışığından daha az yararlanmak, uyku düzenindeki değişiklikler ve günlük yaşamın yeniden hızlanması bazı kişilerde belirgin bir enerji düşüşüne neden olabiliyor.

Bir sabah oldukça enerjik uyanırken ertesi gün hiçbir şey yapmak istememek, daha çabuk sinirlenmek, uyuma isteğinin artması, işlere başlamakta zorlanmak veya kendimizi daha hassas hissetmek bu dönemlerde karşımıza çıkabiliyor.

Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var. Her duygu değişimini hemen bir hastalık olarak değerlendirmemek gerekir.

İnsan ruhu her gün aynı çizgide ilerlemez. Bazen enerjimiz yükselir bazen düşer. Bazen daha sosyal olmak isteriz bazen de biraz kendi alanımıza çekilmeye ihtiyaç duyarız. Mevsim geçişleri de bu dalgalanmaların daha görünür olduğu dönemlerden biridir.

“ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİM” DEMEDEN ÖNCE

İnsan kendisindeki değişimi fark ettiğinde çoğu zaman önce kendisini sorguluyor.

“Neden bu kadar tahammülsüz oldum?”

“Niye hiçbir şey yapmak istemiyorum?”

“Bende bir sorun mu var?”

Oysa bazen ihtiyacımız olan şey kendimize yüklenmek değil son günlerde hayatımızda nelerin değiştiğine bakmaktır.

Uyku saatimiz değişmiş olabilir. Daha az güneş görüyor olabiliriz. İş veya okul temposu artmış olabilir. Yaz aylarında daha hareketli ve sosyal olan yaşamımız bir anda ev ve iş düzenine dönmüş olabilir.

Ruh halimizi yalnızca yaşadığımız olaylar değil uyku, beslenme, hareket, gün ışığı ve günlük rutinlerimiz de etkiler.

Bu nedenle birkaç günlük isteksizliği “Ben artık hiçbir şeyden keyif almıyorum” şeklinde yorumlamak yaşadığımız geçici duyguyu zihnimizde olduğundan daha büyük hale getirebilir.

ŞANLIURFA’DA YAZDAN SONBAHARA GEÇİŞ

Şanlıurfa gibi yaz aylarının oldukça sıcak geçtiği şehirlerde mevsim değişimini biraz daha farklı yaşıyoruz. Uzun ve sıcak günlerden daha serin havalara geçerken günlük yaşam düzenimiz de değişmeye başlıyor.

Yaz boyunca sıcak nedeniyle ertelenen işler, okulların açılması, çalışma temposunun artması ve günlerin kısalması derken sonbahar yalnızca hava sıcaklığındaki bir değişiklik olmaktan çıkıyor. Hayat yeniden hızlanıyor.

Tam da bu noktada bedenimizin ve zihnimizin bu yeni düzene uyum sağlamak için biraz zamana ihtiyaç duyabileceğini unutmamak gerekiyor.

Kendimizi birkaç gün yorgun hissettiğimizde daha fazla kahve içerek, sürekli uyuyarak veya kendimizi zorlayarak çözüm bulmaya çalışabiliyoruz. Oysa bazen yapılabilecek en basit şeyler çok daha değerlidir.

Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanmak, kısa da olsa yürüyüş yapmak, uyku saatlerini sürekli değiştirmemek, öğün düzenini korumak ve gün içinde kendimize küçük molalar vermek bu geçişi daha sağlıklı yaşamamıza yardımcı olabilir.

Bir de son zamanlarda çok sık gördüğüm bir durum var. Kendimizi iyi hissetmediğimiz her boşluğu telefonla dolduruyoruz.

Canımız sıkılıyor telefona bakıyoruz. Moralimiz bozuluyor sosyal medyada geziniyoruz. Uyuyamıyoruz yine ekran başındayız.

Fakat zihnin de bazen gerçekten dinlenmeye ihtiyacı var. Özellikle akşam saatlerinde ekran süresini biraz azaltmak ve uyumadan önce zihni sürekli yeni uyaranlarla meşgul etmemek düşündüğümüzden daha önemli.

HER SONBAHAR HÜZNÜ “NORMAL” DEĞİLDİR

Mevsim geçişlerinde yaşanan bazı duygusal değişimler geçici olabilir. Ancak burada süreye ve yaşantımızın ne kadar etkilendiğine dikkat etmeliyiz.

Eğer isteksizlik ve mutsuzluk haftalar boyunca devam ediyorsa, daha önce keyif aldığınız şeylerden artık keyif alamıyorsanız, uyku veya iştah düzeniniz belirgin biçimde değiştiyse ve günlük sorumluluklarınızı yerine getirmekte zorlanıyorsanız yaşadığınız durumu yalnızca “mevsimdendir geçer” diyerek ertelememek gerekir.

Çünkü bazen mevsim değişikliği var olan psikolojik zorlanmaların daha görünür hale gelmesine de neden olabilir.

Psikolojik destek almak için hayatımızın tamamen kontrolden çıkmasını beklemek zorunda değiliz.

KENDİNİZE BİRAZ ZAMAN TANIYIN

Sonbahar bize aslında güzel bir şeyi de hatırlatıyor. Doğada bile her dönem aynı değil.

Her gün aynı enerjide olmak, her sabah aynı motivasyonla uyanmak ve sürekli iyi hissetmek zorunda değiliz. Ruh sağlığı hiç üzülmemek ya da hiç yorulmamak anlamına gelmiyor. Önemli olan yaşadığımız duyguyu fark etmek, ne kadar sürdüğünü gözlemlemek ve ihtiyaçlarımızı görmezden gelmemek.

Bu nedenle bu günlerde kendinizi biraz daha yorgun, hassas veya isteksiz hissediyorsanız önce kendinize şu soruyu sorun:

“Son zamanlarda bedenime ve zihnime gerçekten iyi bakıyor muyum?”

Bazen değişen yalnızca mevsim değildir. Mevsim değişirken biz de biraz yavaşlamaya, rutinimizi yeniden düzenlemeye ve kendimizi dinlemeye ihtiyaç duyabiliriz.

Unutmayalım her mevsimin insanda bıraktığı duygu farklıdır. Önemli olan o duyguyla savaşmak değil bize ne anlatmaya çalıştığını fark edebilmektir.

MEVSİM GEÇİŞLERİNDE DUYGUSAL DALGALANMALARA DİKKAT!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.