Kaide kalmadı ki istisnası olsun.
Her şeyin birbirine girdiği ve gözü makam görenlerin aldığı zevk, nalıncı keseri gibi bütün hazları kendine yontan bir keşmekeşlikle berdevam ediyor her yerde.
Siyasetten ticarete, dinden sanata kadar herkesin bir şekilde bunlara tutunmasının işe yaradığını gördüğü oyunlarla, bu alanları sefahatle alt üst ettiği sefil bir dünya kurgulanmış her yanımızda.
Kaidesi olmayınca, yükünü taşıyacak bütün değer sütunları, ahlakın bütün taşıyıcı yapıtaşları bir bir üstümüze devriliyor.
Hakkın dilini kullanıp hak yiyenlerin burnunun dibine bir hakikati koyunca da rahatsız olmak bir kenara morali bile bozulmayanların, felsefi bir terim olarak moral normundan habersiz, yaratılış normalliğinden azade, ahlaktan vareste bir yüzsüzlük içinde normalleri oluyor her hak yiyiş ve her yalan.
İstisnalar kaideyi bozmaz fakat müstesna olmadığı halde kendini öyle konumlandırıp takım taklavat takılan bir liyakatsizler ordusu tarafından işgal edilmiş her makam.
Hasbi hakedişleri olmadığından hasbelkader birilerinin kravatına tutunup bir yerlere gelenlerin havası oturdukları koltuklardan daha baş döndürücü.
Liyakatin ahbap referansına kurban gittiği her alanda, makamınca konuşamayan bu referanslı işgalcilerin her konuşması bir fecaat.
Her kurum ve kuruluşta bir cümlesinden ve hareketinden sirkatin ifşa eden merd-i kıpti gibi sırıtanlara referans olanlar, bunlardan tevarüs eden mahcubiyetin altında eziliyorlar farkında değiller ya da umurlarında değil.
İki cümleyi bir araya getiremeyenlerin, iki yakayı bir araya getirmeme sebebi olduğu bu liyakatsiz çark; hak, hukuk, din ve adil bir insan olmak adına her türlü değeri öğütüyor.
Sorgulandığında izahın izanına kasteden üslupları ile hakikatin cellatlığını yapan bu ensesi kalınların referans türemelerinin karşısında artık reverans etmekten başka bir halimiz kalmadı.
Akaidin her kaidesini kendileri için bir istisna gibi tevil ederek, geldikleri her yeri ilahi bir buyrukmuş gibi tescillemiş bir kibirle, her alanı kendilerine ikram edilmiş gibi görenlerin cirit attığı referanslılar dünyasında figüran olarak koşturmaya devam ediyoruz.
Her türlü istisna ile her türlü istismar edenlerin kitabına uydurdukları her türlü yamuklukları, kaideler kitabının şirazesini kaydırdı ki ne cilt tutar, ne kapak.
Sıfırdan başlamak kolaydır da liyakat ayarlarını sıfırlayan bu kefeleri bozuk teraziye ayar vermek zor. Kuyumcunun bir gram hassasiyetinin olması gerektirdiği liyakat, meselesinde, kaidesizlikle uydurulan tonlarca çapsızla kantarın topuzu kaçırıyorlar.
İstisnalar kaideyi bozdu. Kaide, köşesinde hazırda birileri için bekletilen kullanışlı bir ayarsızlıkla duruyor. Nerde gücü kantarın topuzuna yeten varsa ibresi onlara ayarlanmış bir şeklide, ibaresi anlam ifade etmeyen bozuk çürük bir söz niteliğinde.
Değişmez, şaşmaz kaide Allah'İn elinde, o halde istisnasız bir şekilde Allah israilin belasını versin.