Bu cümleyi yıllardır duymuşsunuzdur. Neredeyse son on yılda bu cümlenin geçmediği bir sohbet ortamı olmamıştır. Bundan daha kötüsü olamaz dediğimiz her şey oldu ne yazık ki. Bu durumlardan dolayı ağrı eşiği seviyemiz pik seviyede.
Son günlerde gündemde olan fon krizini iyi kötü duyduk. İnanın ki vurgunun seviyesini hesaplayacak bir makine icat edilmemiştir. Başka ülkede olsa en alttan en üste kadar onlarca yüzlerce yöneticinin istifa edeceği böylesi bir durumda neredeyse yaprak kımıldamıyor. Bunca şeyi sanki ben yapmışımda sorumlusu benmişim hissine kapılıyorum. Asıl sorumlular iğne ucu kadar bile olsa üstlerine alınmıyorlar.
En kötüsü de iktidara toz kondurmayanların bunu bile olabilir görmeleri. Ben soğan ekmek yerim ama iktidara devlete zeval gelmesin modunda olanlar. Devleti, iktidarı kutsal görenler bu gibi vurgunları hayatın akışı içinde değerlendiriyorlar.
Geçen bir sokak röportajında AKP’li bakanın iki milyar vurgun yaptığını duyan emekli, olsun bende yirmi iki milyar maaş alıyorum diyerekten gündemden aslında ne kadar bihaber olduğumuzu gün yüzüne çıkarmıştı.
İktidarın gücünü kaybetmemek adına neredeyse tüm tuşlara basıyor. Öyle bir hale geldi ki bu tuşların hiçbir öneminin olmadığını kendileri de biliyor. Çünkü toplum reaksiyon göstermiyor ya da gösteremiyor. Muhalefeti bölüp ve başlarına elli yerden çorap ördükleri için zaten dağınık olan muhaliflerin hepsi kendi derdinde. CHP’nin başına gelenler ortada, HDP/DEM ile ağır aksak olan barış/çözüm süreci kıskacında, İYİ, YENİYOL gibi partiler bir türlü beklenen gelişimi gösteremedi. Müthiş bir mühendislikle hem muhalefeti hem de halkı çok iyi dizayn etmiş durumdular.
Ekonomik buhran deyim tam olarak bu olmalı bence de. İnsanlar ekonomik anlamda tam bir buhran içerisinde. Bankaya borcu olmayan, tefeciye düşmeyen, eşinden dostundan destek almayan bir kişi bile kalmamıştır ülkede. Kiminle konuşursanız dert tasa içinde. Alım gücü neredeyse yok denecek kadar az. Bir şeyler biriktirip ev araba alacak kimse kalmadı.
Ve bu durum güneşin doğuşu, gecenin karanlığı ne kadar gerçekse o kadar gerçek bir şekilde belliydi. Hep günü kurtaran projelerle, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın şiarıyla bugünlere geldik ve yazının başında olduğu gibi bu daha iyi günlerimiz…