"SU AKAR TÜRK BAKAR"

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

​“Dünya, öküz ile balığın sırtındadır.”

​Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bu hadis-i şerifiyle insanoğlunun geçiminin ve rızkının ağırlıklı olarak bu iki canlıyla kaim olduğunu ifade etmiştir: Toprağı işleyip sabanı çekmek için öküz, protein ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamak için ise balık…

​Ne var ki ilim liyakatsiz ellerde heba edilince maskaralıklar da kaçınılmaz oluyor. Nitekim söz konusu öğretiyi sığ bir mantıkla ve yalnızca zahiri manasıyla ele alıp dünyanın gerçekten kocaman bir öküzün boynuzları üzerinde durduğunu sananlar olmuştur. Oysa sözün hakikatine bakıldığında, içinde muazzam bir saptama barındırdığı görülür.

​Günümüzde öküzün yerini traktör almıştır; balık ise protein açığının kapatılmasındaki mucizevi işlevini aynen korumaktadır. Nitekim bugün dünya tablosuna baktığımızda traktörünü ve balığını üretemeyen ülkelerin, tarımsal açıdan kendine yetemeyen gelişmemiş ülkeler olduğunu görürüz.

​Koyun yılda bir ya da iki yavru verirken, balık yılda bir milyona varan yumurta bırakabilir. Koyun yetiştiriciliği yemsiz düşünülemez; ancak balıkçılık —güneş ışığı aldığı sürece— sudaki zooplankton ve fitoplanktonlar sayesinde sıfır yem maliyetiyle dahi yürütülebilir.

​Dünyada et ihtiyacının karşılanmasında ve çeşitlendirilmesinde su ürünleri devasa bir sektörken, ülkemizde bu potansiyelin henüz başındayız.

​Oysa sadece Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), yaklaşık 198.473 hektar su yüzey alanı ile Türkiye’nin en büyük yapay göl alanına sahiptir. Dünya genelinde su depolama hacmi kategorisinde 3. sırada yer alan bu devasa potansiyel akılcı bir şekilde değerlendirilirse, bölgedeki su ürünleri üretimi ve tüketimi hızla artacak, ulusal ekonomiye de muazzam bir katkı sağlanacaktır. GAP tamamlandığında yıllık 32.500 ton balık üretimi, 50 milyon dolar gelir ve 6.500 kişiye istihdam oluşturulması mümkündür. Üstelik bu rakamlara kanal ve kanalet yüzey alanları dâhil bile değildir. Onlar da eklendiğinde GAP’taki su yüzey alanı, Kıbrıs adasının yüzölçümüne yaklaşmaktadır.

​Peki, vizyon ve irade birleşince nelerin mümkün olduğunu görmek ister misiniz?

​Bozkırın ortasında, denize kıyısı olmayan Eskişehir’de bugün lüks yatlar ve gondollar üretilip ihraç ediliyor. Keza Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde de benzer başarılı çalışmalara şahit oluyoruz. Bu örnekler bize açıkça gösteriyor ki bir şehrin mülki ve yerel idarecileri —Valisi, Rektörü, Belediye Başkanı— aynı masada buluşup ortak bir irade koyduğunda aşılamayacak hiçbir engel, değerlendirilemeyecek hiçbir potansiyel yoktur.

Oysa ki el an yaşadığımız zaman dilimine baktığımda ise, rahmetli babamdan duyduğum bir anektodu hatırladım. Bir ara Birecik Köprüsü yapılırken Urfa'ya gelen yabancı mühendislerden biri, Fırat Nehrine uzun uzun bakar ve tarihte 1000 yıl önce ulaşımda kullanılan bu nehrin üzerinde herhangi bir baraj ve ulaşım olmadığını öğrenince şu sözü söyler ve kalkar gider: 

"su akar Türk bakar"  !!! 

"SU AKAR TÜRK BAKAR"

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.