KUSURLARI GİZLEMEK

  Muhterem Kardeşlerim…

Her Müslüman dinini en doğru şekilde öğrenmeli, özellikle ahireti için dünyada ne yapılması gerekiyorsa o şekilde davranmalı, yaşamalıdır. Bizde yine siz değerli okuyucularımıza Tam İlmihal Saadet-i Ebediye’den faydalanarak, kendi kafamızdan hiçbir şey katmadan aktarmaya çalışacağız.

Efendim;

 İnsanlar, bir günah veya bir kusur işleyebilir. Bunlarda ısrar ediyorlarsa hâlini düzeltecek şekilde güzel nasihatlerde bulunulmalıdır. İnsanların kusurlarını gizlemeli, Müslüman’ın ayıbını örtmelidir.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Kim, bir Müslüman’ın dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allahü Teâlâ da onu kıyamet günü sıkıntılardan korur. Kim, Müslüman’ın ayıbını örterse, Allahü Teâlâ da onun dünya ve ahirette ayıbını örter. Kişi, arkadaşına yardımcı olduğu müddetçe, Allahü Teâlâ da onun yardımcısı olur.” [Müslim]

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona zulmetmez, zulmedilmesine de yardımcı olmaz. Kim arkadaşının ihtiyacını giderirse, Allahü Teâlâ da onun ihtiyacını giderir. Kim, Müslüman’ın sıkıntısını kaldırırsa, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarını kaldırır. Kim, Müslüman’ın ayıbını örterse, Allahü Teâlâ da kıyamette onun ayıbını örter.” [Tirmizi]

“Bir mümin, arkadaşının ayıbını görmez, onu gizlerse, şüphesiz Allahü Teâlâ bu hareketi sebebiyle onu Cennete koyar.” [Taberani]

“Kim bir ayıp örterse, diri diri kuma gömen suçsuz kız çocuğunu kurtarmış gibi sevap olur.” [Ebu Davud, Nesai, Hakim]

“Kötülük etmeyin, ayıp araştırmayın! Kim bir Müslüman’ın ayıbını araştırırsa, Allahü Teâlâ da onun ayıbını ortaya çıkarır ve böyle bir kimse, en gizli bir yerde sığınsa bile, onu rezil eder.” [Tirmizi]

“Müslümanların ayıbını araştıran, onlara kötülük etmiş ve onları kötülüğe itmiş olur.” [Ebu Davud]

“Kim arkadaşını, tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa, o kimse, aynı günaha müptela olmadan ölmez.” [Tirmizi]

 

Arkadaş, bir günah veya bir kusur işleyebilir. Bunlarda ısrar ediyorsa hâlini düzeltecek şekilde güzel nasihatlerde bulunmalıdır.

Hazreti Ömer’in Şam’da bir arkadaşı vardı. Gelenlerden onu sordu. “Şeytana arkadaş oldu. Günah işliyor” dediler. Bunun üzerine Hazreti Ömer öyle diyen kimseyi susturup, “Giderken bana uğra” dedi. Dönüşte o kimseye bir mektup verdi. Mektubunda Mümin suresinin ilk üç Âyet-i Kerimesini yazıp, lüzumlu nasihatlerde bulundu. 3. Âyet-i Kerimede, Allahü Teâlâ’nın her şeyi bildiği, günah işleyenlerin tevbesini kabul edeceği ve azabının şiddetli olduğu bildiriliyordu. Şam’daki arkadaşı mektubu okuyunca ağladı. “Elbette Allahü Teâlâ’nın söylediği doğrudur. Ömer de bana nasihat etti” diyerek tevbe edip günahlarından vazgeçti.

 

Salih bir kimsenin arkadaşı günahlara dalmıştı. “Artık onunla arkadaşlığı bırak! Çünkü o sapıttı” dediler. O ise, “Arkadaşım asıl şimdi bana muhtaçtır. Böyle bir anda onu bırakmak arkadaşlığa yakışmaz. Arkadaşımın düzelmesi için çalışacağım ve ıslahı için dua edeceğim” dedi.

 

Arkadaşımızı, hoşlanmadığımız hareketlerinden dolayı terk etmemeliyiz. Yerinde ikazlarımızla tevbekâr olup, eski haline dönmesine çalışmalıyız. Eğer ondan yüz çevirip münasebetlerimizi kesersek, günah ile felaket ile onu baş başa bırakmış oluruz. Arkadaşa karşı vefalı olmak lazımdır. Vefa demek, ihtiyaç halinde ona yardım etmektir. Arkadaşın dindeki ihtiyacı, maldaki ihtiyacından daha çoktur. Onunla beraberken günah işlemeye utanabilir. Arkadaşlık, yakın akrabalık gibidir. Çocuğumuz, kardeşimiz, bir günah işlerse onu hemen terk etmeyiz. Arkadaşı da hatasından dolayı tamamen terk etmek uygun olmaz. Kusurunu düzeltemeyen arkadaşı bırakmamalı, çünkü dörtbaşı mamur arkadaş bulunmaz.

 

Kötü biri ile de arkadaşlık etmek elbette uygun olmaz. Fakat arkadaşımızın bazı kusurları görülünce, onu tamamen terk etmek de doğru değildir. Çünkü kusursuz dost olmaz.

 

Arkadaşımızın kusurlarını yüzüne vurmak, aramızın açılmasına sebep olur. Şeytanın da istediği budur. Onun için, şeytanın dediğini yapmamalı, arkadaşın kusurlarını gizlemeli. Bize karşı işlediği hatalarına gelince, bunu affetmemiz gerekir. Hatta hatasını tevil etmemiz, mazur görmeye çalışmamız vaciptir. Arkadaşımızın bize karşı olan bir kusuru için, bir çok mazeret aramalıdır. Şayet kalbimiz yine mutmain olamazsa, kabahati kendimizde bulmalıyız. Kendi kendimize, “Sen ne katı yüreklisin! Arkadaşın sana yetmiş mazeret buldu. Sen hâlâ kusur arıyorsun” demelidir. Eğer arkadaş, hatasını anlayarak özür dilemişse, hemen affetmeli. Çünkü İmam-ı Şafii hazretleri, gönlü alınmaya çalışıldığı halde rıza göstermeyen kimsenin makbul biri olmadığını bildiriyor.

 

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Arkadaşının mazeretini kabul etmemek günahtır.” [İbni Mace]

“Özrü kabul etmeyen, özür dileyenin günahını yüklenmiş olur.” [İbni Mace]

“Kaba kimseye nazik davranan, zulmedeni affeden, mahrum edene ihsan eden, uzaklaşana yaklaşan yüksek derecelere kavuşur.” [Bezzar]

Allahü Teâlâ da hiddetini, öfkesini yenenleri övüyor. (Al-i İmran 134)

 

Bid'at ehlinin bid'atini ve alışverişte insanları kandıranların bu hilelerini söylemek gerekir, gıybet olmaz. Ama bir kimsenin günahının zararı yalnız kendine ise ve bu günahı gizli ise, bunu açığa çıkarmak günah olur.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Kim, bir Müslüman’ın ayıplarını örtüp gizlerse, Hak Teâlâ da, dünya ve ahirette onun ayıp ve kusurlarını örter. Kul, din kardeşine yardım ettiği müddetçe, Allahü Teâlâ da o kula yardım eder.” [Müslim]

“Bir kimse, senin ayıplarını söyleyerek seni kötülerse, sen de onun ayıbını söyleyerek kötülemeye çalışma! Bunun sevabı senin, vebali de kötü söz söyleyenindir.” [Nesai]

“Müslümanlara eza cefa yapmayın, onları çekiştirip ayıplamayın ve onların hata yapmalarını arzulamayın!” [İbni Hibban]

 

Gıybet, Kur'an-ı Kerimde, ölü kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir. Gıybetin bazı durumlarda zinadan da kötü olduğu Hadis-i Şerifle bildirilmiştir. Gıybet, kendi ayıp ve kusurlarını bırakıp, başkalarının ayıp ve kusurlarını araştırmaya çalışmaktır ki, bir Müslüman için bundan daha kötü ve zararlı bir şey yok gibidir. Biz, kendi ayıplarımızın ortaya dökülmesini, rüsvay olmamızı istemediğimiz gibi, başkaları da ayıplarının açıklanmasını istemez. Sen arkadaşının ayıbını örtersen, Allah da senin ayıbını örter. Sen başkasının ayıbını açarsan, senin ayıplarını da açan çıkar. Elâleme rüsvay olursun. Bu husus Hadis-i Şerifle bildirilmiştir.

 

Gıybet, söz taşımak ve diğer günahlardan kaçınmak Cihad-ı Ekber olarak bildirilmiştir. Ne mutlu kendi kusurunu görebilenlere...

 

Kendi kusurlarını araştıran ve bunların çaresini düşünerek başkasının kusurlarını göremeyen Müslüman çok iyi insandır.

Hadis-i Şerifte de, “Kendi ayıbını gören, Allahü Teâlâ’nın hayır dilediği kimsedir) buyuruluyor. Kişi için kendi noksanını bilmek gibi irfan olmaz. (İmad-ül İslam)

 

Salih bir arkadaş bulunca, ona lüzumlu hürmeti göstermeli, onun can ve malını kendi can ve malından önce tutmalıdır. Ayıplarını araştırmamalı, ayıbı olsa bile görmemeli ve kimseye söylememeli, hatta kendi kendine ayıbını düşünmemeli, asla münakaşaya girmemelidir. Aleyhinde konuşan olursa, münasip şekilde susturmalıdır. Alınacağı veya üzüleceği bir söz söylememelidir. Suizanda bulunmamalı, uygunsuz hareketlerini dalgınlığa ve unutkanlığa yormalıdır. Yani bir mazeret arayıp suçsuz olduğunu kabul etmelidir. Çünkü güzel ahlak sahibi, insanları mazur görür. Onların kusurlarını meydana çıkarmaz.

 

Güzel ahlaklı mert kimse, insaflıdır. Yani kendisi insafla hareket eder; fakat başkasından bu insafı beklemez. Böyle bir arkadaşın sevdiklerini sevmeli, sevmediklerinden ve düşmanlarından uzak olmalıdır! Ona karşı ve herkese karşı tevazu sahibi olmalıdır. Böyle bir kimseyi kendisine dost ve kardeş bilmelidir. Ona hürmet göstermedikçe ilminden istifade edemez.

 

Arkadaşın kusurlarını gizlemeye çalışmamız çok iyi olur. Müslüman, kusurları gizleyici olmalıdır.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Kim arkadaşının ayıbını örterse, Allahü Teâlâ da kıyamet günü onun ayıbını örter. Kim de Müslüman arkadaşının aybını açığa vurursa, Allahü Teâlâ da onun ayıbını açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.” [İbni Mace]

“Kendine reva gördüğünü, sana reva görmeyenin arkadaşlığında hayır yoktur.” [İ. Adiy]

 

Allahü Teâlâ cümlemizi din kardeşlerinin, arkadaşlarının kusurlarını gizleyen, kendi kusurunu görebilen, hiç kimsenin gıybetini yapmayan Salih kullarından eylesin. (Amin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACIOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.