KERAHET VAKİTLERİ

Geçenlerde bir iş nedeniyle sabah erkenden arabamla yola çıktım.  Zorunlu olarak doğu yönüne doğru ilerlerken güneş ufuktan yükselmeye başladı. Karşı konulmaz bir rahatsızlık verdi, sanki gözlerimi ısırıyordu. İbadet için kerahet olan bu vaktin, aslında tüm işler için de kerahet olduğunu düşündüm. 

İslam dışındaki beşeri dinler, Kâinatın yaratıcısı Yüce Allah'ı tanımadıkları için tam olarak çözemedikleri, işlevlerine ve büyüklüklerine hayran kaldıkları güneş, ay, yıldız gibi eserlerini mabud edinmişlerdir. Milyonlarca  yıldan beri  en  küçük bir şaşma olmaksızın her gün dünya üzerine doğup batan  ve bütün dünyaya ışık, ısı ve enerji sunan güneş birçok topluluklarca ilah olarak tanınmıştır. Güya Allah'ı tanıyan Hristiyanlık ve Yahudilik gibi muharref dinlerce  de doğrudan tanrı sayılmasa da kutsal kabul edilmiştir. Bu itibarla ibadetlerini, ayinlerini  güneşin doğuşu, batışı ve istiva dediğimiz tam tepede oluşu vakitlerine tahsis etmişlerdir.,

Güneşi ilahlaştıran bu batıl dinlerin saçmalıklarına benzememek için “kerahet vakitleri” olarak nitelendirilen vakitlerde Müslümanlara bazı ibadetler yasaklanmıştır. Sahabeden Ukbe b. Âmir el-Cühenî (RA)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Rasulullah (ASV) bize üç vakitte namaz kılmayı ve ölülerimizi defnetmeyi yasaklıyordu: Güneşin doğmasından itibaren bir veya iki mızrak boyu yükselmesine kadar, güneşin gökyüzünde tam dik oluşundan batıya yönelmesine kadar ve güneşin sararmasından itibaren batmasına kadar." (Müslim, Müsafirîn, 293; Ebû Dâvud, Cenâiz 51.)

Sabah, öğle ve akşamüstü olmak üzere üç kerahet vakti olduğu Hadis-i şeriften anlaşılmaktadır.

Sabah keraheti: Güneş doğarken başlayıp yaklaşık 45 dakika sonrasına kadardır.

Öğle keraheti: Güneşin, göğün tam ortasında bulunduğu Öğle namazı vaktinden yaklaşık 30-40 dakika öncesinden öğle namazı vaktinin girmesine kadardır.

Akşamüstü keraheti: Güneşin batmadan önce gözleri kamaştırmaz duruma gelmesinden (yaklaşık 30-40 dakika önce) batışına kadar olan vakittir.

Kerahet vakitlerinde sadece namazın değil, her işin mekruh olduğunu düşünüyorum. Bu vakitler, güneşin keskinliğiyle her türlü iş ve çalışmalar için şaşırtıcı, aksatıcı ve yorucu, hatta tehlikeli bir durum oluşturuyor. Gözün görüş alanını kısıtladığı gibi, göze bağlı olarak faaliyet gösteren birçok duyguyu da olumsuz etkilemektedir. Güneş tam tepedeyken istiva denilen kerahet vaktinde göze fazla etkisi yok ama bu kez de beyni etkilemektedir. Özellikle yaz mevsiminde İstiva vaktinde bir gölge ya da başında koruyucu olmaksızın güneş altında çalışan kimse, güneşin tehlikeli etkilerine maruz kalır.

İbadetler konusunda Kerahet vakitleri ilgili hükümleri de bilmek gerekir.

Unutulmamalıdır ki, kerahet vakitlerinde o vaktin farz namazı kılınmamışsa vakit çıkmak üzereyken de olsa o farz namaz kılınmalıdır. Güneş doğmamışsa sabah namazının farzı, güneş batmamışsa ikindi farzı mutlaka kılınmalıdır. Peygamberimizi (ASV) şöyle buyurmuştur: ″Her kim ikindi namazının bir rek’atini güneş batmadan evvel yetiştirirse, onu yetiştirmiştir. Her kim de sabah namazının bir rek’atini güneş doğmadan evvel yetiştirirse, o da bu namazı yetiştirmiştir.” (Müslim, Mesâcid, 30.)

Hanefilere göre, kerahet vakitlerinde, o vaktin farz namazı dışında kaza namazı ve hiçbir nafile namaz, hatta tilavet secdesi dahi kılınamaz.

İslam âlimleri diğer bazı hadis rivayetlerine dayanarak, bu üç vakte ilaveten iki vaktin daha nafile namazlar için kerahet olduğunu tesbit etmişlerdir:

1- İmsak vakti girdikten sonra güneş doğuncaya kadar nafile namaz olarak sadece sabah namazının iki rek'at sünneti kılınabilir. Ondan başka nafile bir namaz kerahet vardır.

2-İkindi namazının kılınmasından itibaren güneşin batmasına kadar nafile namaz için kerahet vardır.

Şafiî mezhebine göre camilere girişte oturmadan kılınan iki rek’at tahiyyetü’l-mescid namazı ile kaza namazları için kerahet vakti yoktur, her vakit kılınabilirler. Yine Şafiilere göre, cenaze, küsuf, hüsûf, tavaf, abdest ve istihare namazlarını kerahet vakitlerinde kılmakta da bir sakınca yoktur. Ayrıca Cuma gününün zeval vakti, kerahet yasakları kapsamı dışındadır.

Ayrıca, Mekke Harem’i, kerahet vakti hükümlerinden hariçtir. Orada her zaman her namaz kılınabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.