NAKBE BİTER Mİ?

İsrail güçleri, Nekbe sırasında yaklaşık 1 milyon Filistinliyi zorla topraklarından çıkararak sürgün etti, Filistinlilere ait 675 köy ve kasaba yok e...

5
İsrail güçleri, Nekbe sırasında yaklaşık 1 milyon Filistinliyi zorla topraklarından çıkararak sürgün etti, Filistinlilere ait 675 köy ve kasaba yok edildi, binlerce Filistinli öldürüldü. Nekbe’den dolayı halihazırda Filistinlilerin yüzde 80’i mülteci durumunda dünyanın farklı yerlerinde yaşıyor. https://iktibasdergisi.com/ 2023/05/17/arap-birligi-buyuk-felaket-nekbe-icin-tarihi-bir-adim-atacak/ Nakbe, bir durum değil; bir duruştur. Nakbe, umut, çaba ve direnmedir. Nakbe, bir imandır: Allah’ tan daha güzel bir vekil olmadığına, ondan başka ilah olmadığına, ondan başka Rab olmadığına imandır. Nakbe, Balfour Deklerasyonu ile başlayan sürecin, 1948’ de fiiliyata dönüşmesi sürecinde, Küresel Siyonizm’ in, Filistin’ i işgale başlaması, katliamlar ve tehcirlerin adıdır. Nakbe, İslam ümmeti ve yeryüzündeki şereflilerin ve hürlerin davasının adıdır. Acının, direnişin, bir kimliğin, bir davanın, kulluğun adıdır. Gittikçe küçülen Filistin’in, gittikçe kirlenen şerefimizin, namusumuzun adıdır. Evden, Allah’ tan, ümmetten, uzaklaşmanın adıdır. Bu uzaklaşma ilkin zihinlerde başladı ve küresel ifsat için esas öncelikli olanda buydu. Aşağıdaki güncel yazıdan örnek verelim. Yazıda diyor ki: “Siyonist işgal rejiminin 14 Mayıs 1948’de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesini “Nekbe” (Büyük Felaket) olarak adlandıran Filistinliler için ilk kez Birleşmiş Milletler’de anma töreni düzenlendi. Mahmud Abbas törende, “Bizi neden korumuyorsunuz?” diye sordu.” https://iktibasdergisi.com/2023/05/16/filistinlilerin-ugradigi-buyuk-felaket-icin-bmde-anma- Aslında ahlaksızca bir manevra bu. BM' nin yapması gereken en acil şey; İsrail'in gayrimeşru olduğu hakikatını onaylamasıdır. Bu, kendi insan hakları anlayışlarının da, hukuk ve insanlık vicdanının da gereğidir. Ancak BM ' den böyle hukuki bir vizyon ummak beyhudedir. Sadece bu yazıyı okuduğumuzda; Uluslararası toplum denen düzeneğin Filistin’ e bakışını da ama asıl önemli olan Mahmut Abbas örneğinde şekillenen uzaklaşma ve onur kaybının, öğrenilmiş çaresizliğin nasıl da uluslararası toplum tarafından korunduğunu zaten anlıyoruz. Onlar, Mahmut Abbas’ ı zaten koruyorlar, Filistin’ i değil. Zira Mahmut Abbas dediğimiz zihni yapıyı korumak; İsrail’ i korumaktır zaten. Onlar Mahmut Abbas’ ı koruyor ama Hıdır Adnan’ ı zindanda öldürüyor, arkadaşlarını, aileleriyle birlikte evlerinde öldürüyorlar. İşte Siyonizm’ in/uluslararası toplumun inşa ettiği Abbas denen zihniyet, bu katillere ‘neden bizi korumuyorsunuz’ diye soru soruyor. İnsan, hiç düşmanından koruma ister mi? Selim Sezer' e ait yazıdan bir kesit: “Ancak yaşananlar bunlardan ibaret de değildi. 15 Mayıs gününden itibaren yaklaşık 800 bin Filistinli, yaşadıkları yerlerden zorla çıkarıldı. Hayfa ve Yafa gibi önemli şehirler, haftalarla ifade edilen kısa sürelerde tamamen İsrail güçlerinin eline geçti ve Arap nüfustan büyük ölçüde “arındırıldı”. Yirmiden fazla katliam gerçekleşti, 400 civarında Filistin köyü haritadan silindi. Yüz binlerce Filistinli için, nesiller boyu devam edecek mültecilik hayatı başladı.” https://yenipencere.com/kose-yazilari/nekbeden-seyh-cerraha-filistinde-etnik-temizlik Aslında insanlığın ortak meselesidir Nakbe. Zira küresel Firavunluk/Emperyalizm/Uluslararası tolum, dünyanın kendisinden başka diğer toplumlarının hemen hepsine yaşattığı bir uygulamadır. Nakbe, herkesin kendi aidiyetlerine, ait olduğu yere geri dönme iradesidir. Bu, tüm ümmetin, insanlığın namus meselesidir. Herkes Nakbe’ yi yaşıyor. Zira herkes kendi asli merkezlerinden, fıtratlarından, fıtri mecraından uzaklaşmış durumdadır. Filistin’ de eve dönüş ile insanlığın kendi fıtratına; müslümanın kendi ilahına dönmesi birbiriyle orantılıdır. İnsanlar toprağa, doğaya, fıtrata, ahlaka, hukuka…… dönmeli, Rabbine dönmeli insanlık zira dönüş onadır zaten. Umutlu olmak Rabbimizin terbiyesi iledir, direniş iledir, teslim olmama iledir, zilleti ve yenilgiyi kabullenmeme ile ilgilidir. Haktan, hukuktan ayrılmama ile ilgilidir. “Firavun, bütün çocukları öldürmüştü ama Musa yaşıyordu.” Evet, Nakbe, herkesin ait olduğu yere geri dönme iradesidir, dedik. Neresidir peki insanın/insanlığın ait olduğu değer/yer? Gücün/güçlünün zulmettiği ve insanın tanrılığını ilan edip mevcut küresel ifsadını ve vahşetini sürdürmesini öngören değerler sistemi mi yoksa Allah’ tan başka ilah tanımayan vahyin/adaletin/hukukun/direnişin/fıtratın/merhametin/barışın/inşanın… öngördüğü değerler sistemi mi? Sosyal medyada rastladığım bir paylaşım, durumu özetliyor adeta: “Gazze’deki yaşlı bir adamın elinde şunlar yazıyordu: "Suyuma el koy, evimi yık, işimi elimden al, toprağımı çal, babamı hapse at, annemi öldür, ülkemi bombala, hepimizi aç bırak, hepimizi aşağıla, ama yine de ben suçlu olayım, neden mi: Çünkü bir roketle karşılık verdim." Noam Chomsky” İşte Nakbe bu. Tabii bu sadece Filistin’ deki Nakbe. Daha önce de vardı Nakbe. Daha sonraları da İslam ümmeti için nice Nakbeler gerçekleştirdiler ve her defasında da ehli secdeden destek aldılar. Yani bizi, bize ve bize benzeyenlerin yardımı ve katkısı ile kırdılar. Afganistan, Irak, Lübnan, Yemen, Lübnan, Suriye, Sudan, Arakan, Mısır… Aslında Nakbe ümmetiyiz biz. Evet, Nakbe’ yi doğru tanımlamalıyız ki, nerede olduğumuzu, buraya bizi, kimlerin getirdiğini ve nereye gitmemiz gerektiğini bilelim. Nakbe, bir tespitin adıdır ve dönüş/eve dönüş ise sadece direnişle ve umutla mümkündür. Sadece Balfour Deklerasyonu mu Nakbemiz? Sevr, Sykes-Picot, Lozan… Nakbe değil miydi? Ya da Nakbe’ ye giden diğer Nakbeler, o yola döşenen taşlar değil miydi? Camp David, Nakbe değil miydi? Normalleşme denen zillet anlaşmaları Nakbe değil mi? Nakbe devam ediyor. Nakbe, İngiliz ve Batı'nın, Siyonist çeteler eliyle Filistin'de hala devam eden soykırımı başlattığı tarihten önce de vardı, sonrasında da devam etmektedir. Nakbe, sadece Küresel Siyonizmin Filistin’ e yerleşmesi değildir. Nakbe, Siyonizmin küresel oluşudur. Nakbe, küresel sömürü ve tehcirin ta kendisidir ve küresel ölçekte devam etmektedir. En çok da İslam coğrafyalarında yaşanmaktadır. Nakbe, İsrail denen çetenin merkeze alındığı bölgesel ve küresel sistemin devam eden uygulamalarıdır. Nakbe, Emperyalizm, Kapitalizm ve tek kutuplu küresel sömürü sisteminin mazlumlara, zayıflara uygun gördüğü konumdur. Nakbe, bizi kendimize getirmesi gereken ölçekte bir felakettir ve Nakbe, Nakbe’ den daha büyük bir felakete uğramış olanları olumlu yönde etkilemez. Nakbe, İsrail için kurulan ve İsrail için konumlanan ülkelerin pozizyonlarıdır. Nakbe, Firavun’ un öldüremeyeceği çocukların eve dönüşüdür. Ve hiçbir Firavun, eve dönecek çocukları öldüremeyecektir. Nakbe, eve dönecek çocukların Rabbine iman etmek ve tevekkül etmektir. "Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım." Kasas, 5 Rabbim, bu isteğine karşı bizleri hassas kılsın. Olması gereken yerde olmayan her şeyin ve herkesin, olması gereken yere dönmesini gerçekleştirme gayretinde olanlarla kılsın. Selam ve dua ile.