Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) heyetinin 9-11 Ocak tarihleri arasında Şanlıurfa’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, heyette yer alan isimler kente dair izlenimlerini paylaşmayı sürdürüyor.
Bu isimlerden biri olan Muğlatürk, Fethiyetürk, Milas, Menteşe gazeteleri İmtiyaz Sahibi ve
Özdemir, yazısında Şanlıurfa’nın yalnızca tarihiyle değil, taşıdığı ruh ve maneviyatla da öne çıktığını ifade etti. Göbeklitepe’den Harran Evleri’ne, Balıklıgöl’den Hz. Eyüp Sabır Makamı’na kadar kentin her noktasında tarihin ve inancın hissedildiğini belirten Özdemir, bu atmosferin TİMBİR’in birlik anlayışıyla örtüştüğünü aktardı.
Özdemir’in, yazdığı yazısında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
ÖZDEMİR: TARİHİN SIFIR NOKTASINDA BİRLİK RUHU
“Tarihin sıfır noktasında durduğunuzda zaman geriye akmaz; insanın içi derinleşir. Şanlıurfa’da geçmişe bakmazsınız, geçmiş size bakar. Bu şehir tarihi anlatmaz; yaşatır. İşte bu yüzden Şanlıurfa, bir mekân değil; bir bilinçtir.
Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkan Yardımcısı olarak bulunduğum bu kadim şehirde, bir yönetim kurulu toplantısının çok ötesinde bir birlik hâliyle karşılaştım. Aynı masada oturmanın değil, aynı değerde buluşmanın ne demek olduğunu burada daha derinden hissettim. TİMBİR’in bir kurumdan öte, büyük bir aile oluşu; Şanlıurfa’nın sahiplenici ruhuyla anlamını çoğalttı.
“BU ŞEHİR, TEMSİLİN ÖTESİNE GEÇTİ”
Şanlıurfa’nın TİMBİR içindeki güçlü temsili biliniyordu. Ancak bu şehir, temsilin ötesine geçti. Bizi ağırlamakla yetinmedi; kendi hikâyesinin içine aldı. Resmi cümlelerin soğukluğundan uzak, “hoş geldiniz”den çok “evinizdesiniz” duygusunu yaşatan bir ev sahipliği vardı. Bu sahicilik, şehrin karakterini en yalın hâliyle ortaya koyuyordu.
Tarihin sıfır noktasında insan yalnızca geçmişle değil, niyetle de yüzleşiyor. Şanlıurfa’da hissettiğimiz birlik ruhunun arkasında, bu niyeti diri tutan bir duruş vardı. TİMBİR’in bugün bir aile gibi hissedilmesinde emeği ve vizyonu belirleyici olan Genel Başkanımız Süleyman Basa’ya özellikle teşekkür etmek isterim. Bir kurumu büyütmek mümkündür; asıl zor olan, büyürken ruhunu kaybetmemektir. Şanlıurfa’da yaşadığımız atmosfer, bu hassasiyetin sahaya yansımasıydı. Burada hissettiğimiz birlik, bir görev birlikteliği değil; kalpten gelen bir yol arkadaşlığıydı.
HARRAN EVLERİ, BALIKLIGÖL, HZ. EYÜP SABIR MAKAMI…
Harran Evleri’ne baktığınızda bir mimari değil, bir hayat biçimi görürsünüz. Kerpiç duvarlar, yüzyıllardır ayakta kalmanın ne demek olduğunu sessizce anlatır. Ardından tarihin sıfır noktası olarak kabul edilen Göbeklitepe, insanlığa şunu hatırlatır: Bu topraklar tarihi sonradan yazmadı; tarihi başlatan yerlerden biri oldu. Henüz yolun başında olan Karahantepe ise güçlü bir işaret verir: İnsanlık hikâyesi tamamlanmadı; yeni kapılar açılıyor.
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, bu kadim geçmişin bugüne taşınmış güçlü hafızasıdır. Taşın, toprağın ve insan emeğinin binlerce yıl sonra bile nasıl konuşabildiğini burada görürsünüz. Kazıyla ortaya çıkan bilgi, müzede anlam bulur; şehrin tarih anlatısı burada bütünlenir.
YAZININ TAMAMI İÇİN BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ…


0 Yorum