Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) heyetinin 9-11 Ocak tarihleri arasında Şanlıurfa’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, heyette yer alan isimler kente dair izlenimlerini paylaşmayı sürdürüyor.
Heyette yer alan Kastamonu Medya Genel Koordinatörü, TİMBİR Kurucu Üyesi ve Kastamonu Bölge Başkanı Hasan Cengiz de Şanlıurfa’ya dair izlenimlerini okuyucularla paylaştı.
Cengiz, yazısında Şanlıurfa ziyaretinin kendisi için yalnızca mesleki bir program olmadığını vurgulayarak, çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği kentte yıllar sonra yeniden bulunmanın derin duygular yaşattığını ifade etti.
Cengiz’in yazısında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
CENGİZ: BENİM İÇİN DERİN BİR GÖNÜL YOLCULUĞU OLDU
“Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) heyetiyle birlikte, “Peygamberler Şehri” Şanlıurfa’da gerçekleştirdiğimiz ziyaretler ve görüşmeler, benim için yalnızca mesleki bir program değil; aynı zamanda derin bir gönül yolculuğu oldu.
Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği bu kadim şehirde, yıllar sonra bir misafir gibi Urfa’yı yeniden gözlemlemek tarifsiz duygular yaşattı bana. Bir zamanlar top oynadığım futbol sahasının altında, binlerce yıl öncesine ait yaşam izlerinin bulunduğunu görmek -bugün Mozaik Müzesi olarak karşımızda duran bu alan- tarihin adeta sıfır noktasında yaşadığımızı bir kez daha hatırlattı.
“BU ŞEHRİN NEDEN ‘MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ’ OLDUĞUNU DAHA İYİ ANLADIM”
Göbeklitepe, Karahantepe ve Harran’da yaptığımız gezilerde; insanlık tarihinin binlerce yıl öncesine uzanan izlerini yerinde görmek, bu şehrin neden “medeniyetlerin beşiği” olarak anıldığını daha iyi kavramama vesile oldu. Özellikle Harran’da, dünyanın bilinen ilk üniversitesinin kalıntılarını yerinde görmek; bilimin, felsefenin ve astronominin bu topraklardan dünyaya yayıldığını hissetmek hepimiz için son derece etkileyiciydi. Asırlar önce ilim talebelerinin dolaştığı avlularda yürümek, Urfa’nın sadece inancın ve tarihin değil, aynı zamanda bilginin de merkezi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Manevi iklim ise bu yolculuğun en etkileyici boyutlarından biriydi. Balıklıgöl’de Hazreti İbrahim’i, Çile Mağarası’nda Hazreti Eyyüb’ü, Harran’da Harranî Hazretlerini hissetmek; insanı zamanın ötesine taşıyan, kalbe dokunan anlar yaşattı bizlere. Bu toprakların yalnızca tarih değil, aynı zamanda güçlü bir maneviyat taşıdığını bir kez daha idrak ettik.
“YÖRESEL LEZZETLER, DAMAKLARIMIZDA UNUTULMAZ İZLER BIRAKTI”
Elbette Urfa’dan söz edip de Urfa gastronomisini anmamak, bu kadim şehre büyük bir haksızlık olurdu. Program kapsamında düzenlenen sıra geceleri ve ilçe belediyelerimizin gastronomi merkezlerinde bizlere ikram edilen yöresel lezzetler, adeta damaklarımızda unutulmaz izler bıraktı. Urfa kebaplarının eşsiz tadının yanı sıra; borani köftesi, Göbeklitepe çorbası ve şıllık tatlısı, sofralarımızı adeta bir lezzet şölenine dönüştürdü. Bu eşsiz tatlar, Urfa’nın sadece tarihin ve maneviyatın değil, aynı zamanda güçlü bir mutfak kültürünün de başkenti olduğunu bir kez daha gösterdi.”
YAZININ TAMAMI İÇİN BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ…

0 Yorum