Urfa Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10–11 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenen “Kendimizi ve kentimizi yönetmek: Kentte demokrasi ve toplumsal barış” çalıştayı tamamlandı.
Çalıştay, Türkiye’nin uzun yıllardır süren çatışma, güvenlikçi politikalar ve demokratik gerileme ekseninde biriken toplumsal ve siyasal sorunlarının tartışıldığı kritik bir dönemde yapıldı.
İki gün süren etkinlikte siyasetçiler, akademisyenler, hukukçular, yerel yöneticiler, kadın ve emek örgütleri ile insan hakları savunucuları bir araya gelerek barışın toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutlarını ele aldı.
ÇALIŞTAYIN SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI
Çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı. Çalıştay, barışın yalnızca çatışmasızlık değil; toplumsal adaletin sağlandığı, halk iradesinin tanındığı ve farklı kimliklerin eşit şekilde bir arada yaşayabildiği demokratik bir toplum inşası olarak ele alınmasını sağladı.
ŞANLIURFA'DA UZUN YILLARDIR SÜREN SORUNLAR ELE ALINDI
Şanlıurfa özelinde yapılan değerlendirmelerde, kentin uzun yıllardır yoksulluk, mevsimlik tarım işçiliği, zorunlu göç ve demokratik temsil sorunlarıyla karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Bölgesel ekonomik geri bırakılma ve kamu yatırımı eksikliğinin toplumsal barışı zedeleyen yapısal sorunlar arasında yer aldığı ifade edildi. Çalıştayda üretime dayalı yatırımların artırılması, tarım ve sanayinin desteklenmesi ile altyapı ve sosyal hizmetlerde eşitsizliklerin giderilmesi gerektiği kaydedildi.
Açıklanan bildirgede sağlık alanında da Şanlıurfa ve çevre illerde altyapı eksikliği, sağlık personeli yetersizliği ve nitelikli hizmete erişimde yaşanan sorunların toplumsal adaletsizliği derinleştirdiği belirtildi. Anadilde eğitim, inanç özgürlüğü ve kültürel çoğulculuk konularındaki yapısal sorunlar ise demokratik barışın önündeki temel engeller olarak değerlendirildi.
ÇALIŞTAYDA BARIŞ VE TOPLUM ÇAĞRISI
Çalıştay, ekolojik yıkım ve yaşam alanlarının tahribatının da toplumsal barış için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Barışın, halkın iradesi, örgütlü toplumsal katılım ve demokratik denetimle sağlanabileceğine dikkat çekildi.
Sonuç bildirgesinde, tüm siyasal aktörler barış sürecini şeffaf ve demokratik ilkelerle yürütmeye; yerel yönetimler katılımcı ve çoğulcu yönetim anlayışını güçlendirmeye; sivil toplum ve toplumsal kesimler ise barışı birlikte inşa etmeye çağrıldı.
Çalıştay, aktif ve kolektif bir toplumsal mücadele alanı olduğuna işaret eden önemli bir adım olarak değerlendirildi.

0 Yorum