Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, mevsimlik tarım işçisi kadınların yaşadığı sorunların araştırılması ve çözüm politikalarının geliştirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) araştırma önergesi sundu.
Ayan, Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü maddeleri gereğince verdiği önergesinde, mevsimlik tarım emekçilerinin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarına dikkat çekerek, özellikle kadın işçilerin daha ağır koşullar altında çalıştığını vurguladı.
AYAN: KADIN EMEKÇİLER ÇİFTE SÖMÜRÜYLE KARŞI KARŞIYA
Vekil Ayan gerekçede, her yıl binlerce tarım işçisinin özellikle bölge illerinden batı illerine çalışmak amacıyla göç ettiği, ancak düşük ücretlerle ve insanlık dışı koşullarda çalıştırıldıklarını ifade etti.
“KADINLARIN ÖZGÜN HİÇBİR ALANININ OLMAMASI GÜVENLİKLERİNİ DE TEHLİKEYE ATMAKTADIR.”
Ayan açıklamasında, kadınların hijyen koşullarından yoksun çadırlarda yaşamak zorunda kaldığı, ifade edilerek şunları kaydetti:
“Mevsimlik tarım emekçilerinin sorunları on yıllardır devam etmesine rağmen çözüm odaklı politikalar geliştirilmemiştir. Her yıl binlerce emekçi özellikle bölge illerinden Batıya çalışmak için gitmekte, gittikleri yerlerde insani olmayan koşullarda çok ucuz yevmiyelere çalıştırılmaktadırlar. Mevsimlik tarımda çalışan kadın emekçilerin sorunları ise daha katmerli durumdadır. Hijyenden uzak çadır ortamlarında hem çalışıp hem çocuklarla ilgilenilmeye çalışılmakta, çoğu zaman tuvalet ve banyonun bulunmaması ciddi sağlık sorunları oluşturmakta, kadınların özgün hiçbir alanının olmaması güvenliklerini de tehlikeye atmaktadır. Üstelik çoğu yerde erkeklere göre daha az yevmiye almakta, emekleri adeta sömürülmektedir. Tevgera Jinen Azad (TJA) Şanlıurfa özelinde mevsimlik tarımda çalışan kadınların sorunlarına dair bir sahadan doğrudan elde edilen bilgiler ve 165 tarım emekçisi kadınla konuşularak bir rapor hazırlamış ve bunu kamuoyu ile paylaşmıştır. Rapora göre; kadınlar sabah 04.00-05.00 dolaylarında kalkmakta, çocukların bakımı ve kahvaltıyı hazırlamakla meşgul olmaktadır. Güne erken başlayan kadınlar ardından erkeklerle birlikte tarlaya gitmekte ve günlük en az 10-12 saat çalışmaktadır.”
“TUVALET YOK, GİTMEMEK İÇİN SU İÇMİYORUM…”
Mevsimlik tarım işçisi kadınların hem ağır çalışma koşulları hem de yetersiz yaşam imkânları nedeniyle düşük ücretler ve hijyen ile güvenlik sorunlarıyla mücadele ettiğine dikkati çeken Ayan, şunları ifade etti:
Tarla dönüşü ise kadınlar yine temizlik, yemek, bakım faaliyetlerine emek vermekte, günlük çalışma saati 16 saatlere dek sürmektedir. Günlük yevmiyeler genellikle 400-500 lira bandındadır, aylık kazanç asgari ücretin neredeyse yarısı kadardır. Uzun saatlere varan, herhangi bir tatil günü olmadan çalışılan mevsimlik işçilikte herhangi bir sosyal güvence de bulunmamaktadır. Kalınılan çadırlarda tuvalet ve banyoların olmaması ise en çok kadınlar için hijyen sorunu yaratmaktadır. Kadınlar açık alanları kullanmak zorunda bırakılmakta, hijyen ve güvenlik doğrudan tehdit altına girmektedir. Görüşülen kadınlardan birkaç tanesi “tuvalet yok, gitmemek için su içmiyorum…” diyerek durumun vahametini anlatmış, bu durumun aynı zamanda ciddi sağlık sorunları barındırdığını da dile getirmiştir. Kadınlar regl dönemlerinde hijyenik pedlere erişim imkanlarının neredeyse olmadığını, bu günlerde sancıları olsa dahi çalışmak zorunda kaldıklarını belirtmiştir. Çadırların çoğu zaman tarlada, denetimsiz ve aydınlatmadan uzak yerlere kurulması kadınlar için sürekli bir tedirginlik hali yaratmaktadır. Taciz, rahatsız edici bakışlar ve sözler tarlalarda en sık görülen erkek şiddeti biçimlerindendir.
“RAHATSIZ EDEN OLUYOR AMA SÖYLEYEMİYORUZ…”
Ayan, çadırların yerleşim yerlerine çok uzak olmasının kadınların sağlık hizmetlerine erişiminin önünde önemli bir engel oluşturduğuna dikkat çekerek, “ Kadınlar, banyo yaparken görünmemek için geceyi beklediklerini, ışık yakmadan yıkanmak zorunda kaldıklarını belirtmektedirler. Yaşanan tacizlere karşı da çoğu zaman iş kaybetme korkusuyla ses çıkaramadıklarını, “Rahatsız eden oluyor ama söyleyemiyoruz…” cümleleriyle ifade etmektedirler. Hastanelerin kurulan yerleşim çadırlarından çok uzak olması kadınların sağlık hakkına erişiminin de önünde büyük engel. Kadınlar ancak çok “riskli ve ciddi” durumlarda hastaneye gidebiliyor, onun dışında rahatsızlıklarını kendi başlarına atlatmaya çalışıyorlar ki bu durum kalıcı hasarlara dahi yol açabiliyor. Özellikle hamile, gebe, lohusa kadınların hastaneye erişiminin olmaması hem çocuğu hem anneyi riske atmaktadır. Mart ayında başlayan göç mevsimi birçok çocuğun okulunu aksatmasına da sebep olmakta “ dedi.
“GÜVENLİ ÇALIŞMA VE YAŞAM ORTAMI SAĞLANMALI "
Mevsimlik tarım emekçisi olan kadınların yaşadığı çifte sömürü, güvensiz, sağlıksız koşulların bir an önce düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Ayan, açıklamasını şu şekilde sonlandırdı:
"Çocuklar aileleriyle birlikte yollara düşmekte, Mart ayı itibariyle okullarına devam edememektedir. Raporda durum tespitinin ardından kadınların talepleri sıralanmaktadır. Bunların başında; yeterli ve düzenli bir gelire sahip olmak, İkincisi, sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması, Güvenli çalışma ve yaşam ortamının sağlanması, Temiz su, tuvalet, banyo ve hijyen koşullarının hayata geçirilmesidir. Bu talepler insani birer hak olmasına rağmen yıllardır bu sorunlara dair düzenleme yapılmaması kabul edilebilir değildir. Mevsimlik tarım emekçisi olan kadınların yaşadığı çifte sömürü, güvensiz, sağlıksız koşulların bir an önce düzeltilmesi, bu konuda kapsamlı politikaların hayata geçirilmesi amacıyla Mecliste araştırma komisyonu kurulmasını arz ederim."

0 Yorum