ÖZEL HABER I Şanlıurfa–Suruç karayolunun 20. kilometresinde, yolun sol tarafında tepelik alanın sona erdiği noktada, kaya eteklerinin batıya bakan yüzeyinde yer alan ve geçmişi 4. yüzyıla uzanan, yan yana oda biçiminde oyulmuş üç mağara “Sarı Mağaralar” olarak biliniyor.
Ne yazık ki bu tarihi yapı, yakın zamana kadar çevredeki köylüler tarafından hayvan ahırı ve yemlik olarak kullanılmış; bugün ise ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
GREKÇE, ERMENİCE, ARAPÇA VE LATİNCE KİTABELER DİKKAT ÇEKİYOR
Yapının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise epigrafik izler. Ortadaki mağaranın girişinin üzerinde kısmen silik durumda 4 satırlık Grekçe bir inşa kitabesi yer alırken, kitabenin sağ alt köşesinde çerçeve içerisinde yer alan ve büyük bölümü silinmiş 3 satırlık Ermenice bir kitabe de dikkat çekiyor. Ayrıca ortadaki mağara ile soldaki mağara arasında bulunan duvar yüzeyinde aşınmış iki Arapça ve bir Latince kitabe de görülebiliyor.
Bu kapsamda araştırmacı ve yerel tarih yazarı Selahattin Güler, kaleme aldığı yazısında Sarı Mağaralar’ın acilen turizme kazandırılması gereken bir Roma dönemi eseri olduğunu ifade etti. Güler, Sarı Mağaralar’ın yalnızca mimari yapısıyla değil, aynı zamanda farklı dillerdeki yazıtlarıyla da dikkat çeken çok katmanlı bir tarihî miras niteliği taşıdığını ifade ederek, yapının turizme kazandırılması gerektiğine dikkat çekti.
Bölge, Batı dünyasında da uzun yıllardır araştırmacıların ilgisini çekmiş durumda. Anıt, ilk kez Alman doğubilimci ve gezgin Sachau’nun “Reise in Syrien und Mesopotamien” adlı eserinin 186. sayfasında bilim dünyasına tanıtıldı. Daha sonra Fransa’nın Bağdat Konsolosu Pognon tarafından daha detaylı kayıtlar tutuldu.
_1781873908.jpg)
SARI MAĞARALAR HEM BÖLGESEL HEM DE ULUSLARARASI BİR YERE SAHİP
1896 yılında Perdrizet ve Fossey tarafından özet bir çalışma olarak ele alınan yapı, 1972’de Jarry, 1977’de Petersen ve son olarak 1986’da Cyril Mango tarafından yayımlanan makalelerde de farklı yönleriyle değerlendirildi. Bu çalışmalar, Sarı Mağaralar’ın hem bölgesel hem de uluslararası akademik literatürde önemli bir yer edindiğine dikkati çekti.
ARADAN GEÇEN 14 YILA RAĞMEN HİÇ ÇALIŞMA YAPILMADI
Sarı Mağara ve kitabesi üzerine ilk Türkçe yayın, tarafından hazırlanarak 2012 yılında ŞURKAV Dergisi’nin 12. sayısında yayımlandı. Ancak aradan geçen 14 yıla rağmen konuya ilişkin kapsamlı yeni bir akademik çalışma yapılmadı.
KADERİNE TERK EDİLEN MAĞARALAR ŞİMDİLERDE YOK OLMA TEHLİKESİNDE
Yakın zamana kadar çevredeki köylüler tarafından hayvan ahırı ve yemlik olarak kullanılan mağaralar, bugün ise herhangi bir koruma veya bakım çalışması yapılmadığı için tamamen kendi kaderine terk edilmiş durumda. Tarihi ve kültürel değerine rağmen ilgisizlik nedeniyle giderek tahrip olan yapı, her geçen gün yok olma riskiyle daha da karşı karşıya.

0 Yorum