Zengin gastronomi kültürüyle UNESCO’nun ‘Yaratıcı Şehirler Ağı’na aday olan Şanlıurfa’da, mahalle kültürünün kalbi fırınlarda atmaya devam ediyor. Kentte günün her saati kokusuyla sokakları şenlendiren ve hiç sönmeyen odun ateşi, sadece asırlık tepsi yemeklerine değil, dillere destan pratik bir kahvaltı geleneğine de ev sahipliği yapıyor.
Urfalıların yaz kış demeden, her sabah vazgeçilmezi olan bu kahvaltı; hem sadeliği hem de ekonomik olmasıyla dikkat çekiyor.
FIRINDAN ÇIKAN LEZZET: KÖZLENMİŞ İSOT VE BALCAN (PATLICAN)
Şanlıurfa’da güne başlamanın en lezzetli ve en pratik yolu, mahalle bakkalından veya pazarından kişi sayısına göre alınan balcan (Patlıcan) ve Urfa isotunun (biberinin) doğrudan taş fırına götürülmesiyle başlıyor. Fırıncı esnafının odun ateşinde özenle közlediği sebzeler, sıcak sıcak fırından alınıyor.
Kısa sürede közlenen balcan ve isotlar kabuklarından soyulduktan sonra, yine o fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde tüten tırnaklı veya açık ekmeğin arasına sarılıyor.
"HEM MASRAFSIZ HEM PRATİK"
Günün her saati hareketli olan mahalle fırınlarının Şanlıurfa yaşamındaki yerini özetleyen bu kahvaltı geleneği, lüks restoranların kahvaltı menülerine adeta meydan okuyor. Ne uzun uzadıya hazırlık süreci gerektiriyor ne de bütçeyi yoruyor.
Tamamen doğal, masrafsız ve inanılmaz derecede pratik olan bu "fırın kahvaltısı", Şanlıurfa'nın dayanışma ve mahalle kültürünü diri tutarken, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin de en merak ettiği sokak lezzetlerinin başında yer alıyor. Geniş yemek kültürüyle öne çıkan kentte, fırıncılar her sabah bu eşsiz lezzeti sofralara yetiştirmek için yoğun bir mesai harcıyor.
Kaynak: HEDİBE AK

0 Yorum