Dünyanın en köklü yerleşim merkezlerinden biri olan Harran, antik döneme ait ezber bozan bir tarihi gerçekle yeniden gündeme geldi. Araştırmacı ve yerel tarih yazarı Selahattin Güler’in derlediği bilgilere göre, yaklaşık 3 bin yıl önce Şanlıurfa ve çevresinde Asur krallarının katıldığı devasa fil avları gerçekleştiriliyordu.
Günümüzde yalnızca Afrika ve Asya'nın tropikal bölgeleriyle özdeşleştirilen fillerin, antik çağda Mezopotamya’da doğal yaşamın bir parçası olduğu ortaya çıktı.
Güler’in paylaştığı Asur tabletleri ve saray kabartmalarından elde edilen öne çıkan ayrıntılar şöyle:
“Asur döneminde Yukarı Mezopotamya’da ve Urfa (Edessa) coğrafyasında fil yaşıyordu. Bugün filler yalnızca Afrika ve Asya'nın tropikal bölgeleriyle özdeşleştirilmiş olsa da antik çağda, özellikle MÖ 2. binyıldan MÖ 1. binyılın sonlarına kadar, Asya filinin bir alt türü olan Suriye fili (Elephas maximus asurus) Orta Doğu'da, Fırat Nehri çevresinde, Suriye'de ve Güneydoğu Anadolu (Mezopotamya'nın üst kısımları) bölgesinde doğal olarak bulunuyordu.
Orta Asur kralı I. Tiglatpileser (MÖ 1116-1090), Mezopotamya’da yayılma siyasetini hiçbir engel tanımadan uygulamış ve göçebe Ahlamu Aramileri’ni imha etmek amacıyla Fırat Nehri’ni 28 kez geçmiştir. Bundan başka ayrıca Harran ve Habur bölgesine birçok av seferi de gerçekleştirmiştir. Asur’daki Anu-Adad Tapınağı’nda bulunan bir tablette civardaki av partisini şöyle anlatır: “Harran’da ve Habur civarında 10 erkek ve güçlü fil öldürdüm; 4 fili de canlı olarak yakaladım. Canlı fillerle birlikte ölü fillerin derilerini ve dişlerini de şehrim Asur’a götürdüm.”
Yeni Asur İmparatorluğu döneminde krallar (örneğin II. Asurnasirpal ve III. Salmaneser), Fırat Nehri’ne ve günümüz Urfa/Cizre hattına düzenledikleri seferler sırasında bu bölgede vahşi filleri avladıklarını yıllıklarında ve saray duvarlarındaki kabartmalarında gururla anlatmışlardır. Örneğin, III. Salmaneser'in ünlü Kara Dikilitaş'ı üzerinde Asur'a vergi veya hediye olarak getirilen fil tasvirleri yer alır.
Asur ve Arami ustalar, bölgede yaşayan bu fillerin dişlerini işleyerek dönemin en görkemli mobilya süslemelerini ve fildişi sanat eserlerini üretmişlerdir. Urfa ve çevresi de dâhil olmak üzere Yukarı Mezopotamya bu dönemde yoğun bir fildişi işçiliği merkeziydi. Aşırı avlanma, insan baskısı ve bölgenin ikliminin giderek kuraklaşması sonucunda Suriye filleri MÖ 8. yüzyıl civarında (Asur İmparatorluğu'nun en parlak dönemlerinin sonuna doğru) tamamen ortadan kalkmış ve nesilleri tükenmiştir.”
Kaynak: SİNAN ÖZDEMİR


0 Yorum