kaynak olarak ekleyin
Kekemeliğin görünür belirtilerinin yanı sıra çocukların duygusal ve sosyal yaşamlarını etkileyen görünmeyen yönlerinin de bulunduğunu belirten Merve, ailelere ve öğretmenlere çocuklara karşı anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşım sergilemeleri çağrısında bulundu.
Kekemeliği bir buz dağına benzeten Merve, ses ve hece tekrarları, ses uzatmaları ve konuşma sırasında yaşanan blokların buz dağının görünen kısmını oluşturduğunu ifade etti. Konuşma kaygısı, kelimelerden kaçınma ve alay edilme korkusu gibi deneyimlerin ise çoğu zaman fark edilmeyen yönler arasında yer aldığını belirtti.
AKRAN ZORBALIĞI ÇOCUKLARIN İLETİŞİMİNİ ETKİLİYOR
Okul çağındaki çocukların konuşmaları nedeniyle alay edilme, taklit edilme veya dışlanma gibi durumlarla karşılaşabildiğini belirten Merve, bu deneyimlerin çocukların sınıfta söz almalarını ve kendilerini ifade etmelerini zorlaştırabildiğini kaydetti. Bazı çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmaktan kaçınabildiğini, günlük yaşamda bir restoranda yemek siparişi vermek gibi basit görünen durumlarda dahi güçlük yaşayabildiğini belirten Merve, çocukların zaman zaman kendi yerlerine başkalarının konuşmasını isteyebildiğine dikkat çekti.
MERVE: ÇOCUKLARIN KONUŞMALARINI KESMEYİN
Kekemeliğin isteyerek yapılan bir davranış olmadığının dile getiren Merve, çocuklara “Neden böyle konuşuyorsun?” gibi baskı oluşturabilecek ifadelerle yaklaşılmaması gerektiğini belirtti.
Çocukların konuşmalarını tamamlamaları için zaman tanınması, sözlerinin kesilmemesi ve cümlelerinin onlar adına tamamlanmaması gerektiğini ifade eden Merve, iletişim sırasında konuşmanın biçiminden çok çocuğun anlatmak istediklerine odaklanılmasının önemini değindi.
AİLE, ÖĞRETMEN VE TERAPİST İŞ BİRLİĞİ ÖNEMLİ


0 Yorum