“Şehir, insanın kendi varlığını yeryüzünde sergilediği en büyük aynadır” diyor Turgut Cansever.
Ne güzel bir tespit.
Bir şehrin yollarına, yapısal düzenine, estetiğine, çevre düzenlemesine hatta kaldırım genişliğine baktığınızda aslında gördüğünüz o şehri inşa eden ve yöneten zihniyetin birer yansıması.
Bu konuda bence hemfikiriz.
Şimdi elimizde bir büyüteç olduğunu varsayıp haritada Şanlıurfa ve oradan da Ceylanpınar’a yaklaşalım. Hazır gündem Ceylanpınar Devlet Hastanesi iken o bölgeye gidelim.
Başhekimin istifası, siyasi baskı ve tehdit iddiaları derken; aslında gözden kaçan ya da “Bunlar daha hayati” diyeceğimiz bir hususa değinmek istiyorum.
**
Hastane içi fokur fokur kaynarken, hastanenin dışı can çekişiyor.
100 bin nüfuslu ilçenin yanı sıra zaman zaman sınır ötesindeki hastalara da hizmet edilen hastane burası.
Hastanenin dere yatağına yapılmış olması ayrı, trafik akışının ters yönünde olması apayrı bir vahametken şöyle bir çevresine baktığınızda ‘aynada her şey bulanık’laşıyor.
Hastane burası, şehrin en hassas damarlarından biri ancak;
Hastaneye giden yolda bir kaldırım yok.
Engelli olup tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalanlar, bebek arabası ya da koltuk değneği olanlar yazın tozlu, kışın çamurlu yolda hastaneye ulaşmaya çalışıyor. Belki de ulaşamıyor!
Dere çevresinde kazaları önleyici tedbir bulunmuyor. Demir korkuluklar pas içinde ve yer yer eğrilmeler var ki bunlar da kazaların izleri.
Yolda dere ile alakalı uyarıcı levha da bulunmuyor.
Yolların bir kısmı mucur.
Aydınlatma mı? Hak getire. Güneş, şehri terk ettiğinde hastane karanlık bir siluete bürünüyor. Yaya nereden yürüyor, yolda sokak köpekleri var mı, en ufak bir tehlikeye karşı Allah’a emanet hastaneye ulaşıyorsunuz. Yaya için de sürücüler için de risk hayati!
Eczane önlerinde yükseltiler var. Hiçbirinde engelliler için bir hassasiyet gözetilmemiş. Engelli geçiş yolu yok.
Erişilebilirlik bir hak iken bu ilçede bir lütuf!
Soruyorum; bir yönetici şehrin korunmaya ve desteğe muhtaç kesimine yol açamıyorsa, diğer tüm yollar anlamını yitirmez mi?
Kanun, engellilerin erişimi için belediyeleri bu sorumlulukla yükümlü kılarken şehrin bu manzarası, görev ihmalinin de ötesinde yaşam hakkını yok saymak anlamına gelmez mi?
Aynada gördüğünüz ne?
Benim aynada gördüğüm; bulanık bir görüntü.
**
Dere çevresine oto korkuluk ve bariyer sistemleri kurulmalı.
Sınırlama işaretleri de mutlaka yollarda yer almalı.
Aydınlatma olmazsa olmazlardan. Gece görüşünün düşük olduğu dere kenarında kazalara karşı güçlü bir aydınlatma sistemi kurulmalı.
Hastaların araç trafiğiyle burun buruna kalması kabul edilemez bir risk. Bunun için de acilen kaldırım yapılmalı.
Eczaneler için engelli geçiş yolu düşünülmeli.
**
Gündemimiz şehrimiz, pusulamız hakkaniyet olduğu müddetçe kazanımlar çok daha başka olacaktır. Niye bu şehre doktor, öğretmen gelmiyor sorusu da bu çerçevede yok etmek mümkün olacak.
Hizmetin, tüm endişeleri gölgede bırakan bir güce dönüştüğüne şahit olacağız umarım.