Nesiller boyu hayırla yâd edilen tek mesleğin öğretmenlik olduğu malumunca, romantizme girmeden, drama da gerek duymadan yarın başına gelebileceklerin hesabını çözmenin sorumluluğuyla hakikatle yüzleşmek zorundayız.
Kimi bir harf öğretene kırk yıllık hizmeti göze alır, kimi ömrünü uğrunda canla başla feda ettiği öğrencisinden kırk kurşunla bulur karşılığını.
Hayatı anlamayanlar, ölümle terbiye edilir; hayatı çocuklarına anlatmayan ebeveynler ise kahırla.
Her türlü rezaletin trend ve akım, terbiyesizliğin hiperaktiflik; aşırılık, şımarıklık ve saygısızlığın ergenlik, bir ağacın dalını kırmakla bir katliamın aynı çocukluk olarak görülüp kanıksandığı bir psikolojik kılıflar zamanı.
Gerçeklerle yüzleşmeyen, yüzü arsızlıktan güneşte deri parçası gibi tabaklanmış, her değeri kendisi için biçilmiş bir şekle sokan, dünya sadece onlar için var hadsizliği içinde yaşayanlar, nihayetinde kendileri ve toplum için bir faciayı kaçınılmaz kılacaklardır.
İnsanoğlunun her türlü geliştirdiği alet-edevat, bilim ve teknikle zımparalayarak hiç ettiği manasızlık, sonunda insanları gelişmiş çağın modern yamyamlarına dönüştürdü.
Eyleminde tezatlık, söyleminde tutarsızlık, bu aradaki uçurumu kapatmayı dert edinmeyen bir arsızlıkla, asgari bir ideal hayat ancak hayalle malul kaldı.
Öğretmenle öğrenci arasına, müdahil olunduktan bu yana eğitim ve öğretim tökezledi. Ufkunda, yetiştirdiği neslin en güzel yerlerde olduğunu görmekten başka bir hayali olmayan öğretmenlerin ve öğretmenini su berraklığında seven öğrencilerin arasına girildi. Araya girildikçe öğretmenin ufku karardı ve gerildi, öğrencinin o berrak suyu kurudu ve çekildi.
Memleketin güngörmez ücrasındaki karanlıklara bir ışık gibi sızan, kör karanlık cehaleti bilgisiyle ışıtan öğretmen ile bir nasihati bile hakaret algılayan yeni bir nesil türedi.
Eğitim ve öğretime dair formasyonu bir tek okul forması olanlar, gidip gelip öğretmene rehberlik edeceği bir iş yerine dönüştürdü okulları. Okula girince öğretmene akıl veren, öğretmeni görünce aklına tatil gelenlerin çocuğu adına iyi bir gelecek hayali kurma hakkından hicap etmesi gerekir. Buna rağmen öğretmenler, ayırt etmeksizin her öğrenciyi bir görerek emanet bilip onların gelecekleri adına aydın yarınlar idealinden asla ödün vermediği de aklı ve kalbi selim olan herkesin bildiği bir hakikattir.
Canını öğrencilerine siper eden Ayla öğretmen, her öğretmenin ruhundan bir parça götürmüş ve her öğretmenin aynı fedakârlığı yapacağına dair en güzel şehit ve şahit olmuştur. Cennet ehli çocuklarımız canımızdan can almış, ruhumuza acı çalmış, kalbimizi parçalamıştır.
Öğretmenler, bir milletin sadaka-i cariyesidir. Bu hayırla hayatta kalır, milli ve manevi bütün değerler. Öğrenciler öğretmenlerin yegane varlık vesilesidir. Bununla umutlanır her toplum yarınlara dair.
Yeni nesil, hakkıyla öğretmenlerin eseri olmalı müdahillerin değil; zira dışarıdan gazel okunacak bir meslek değildir öğretmenlik.
Öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi rahat bırakın. Onların huzur ve güven içinde birlikte yarınlara koşmasına bakın. Bırakın berrak bir su gibi öğrenciler, öğretmenin kalbinin ve bilgisinin yatağında aydınlık yarınlara çağıldasın.
Öğretmen ve öğrencinin arasında tek perde saygı, sevgidir, müdahil kabul etmez.
Ağrılı ve sancılı zamanları kaderin aynı günlerine denk gelmiş Maraş’ın kahramanlığı ve Urfa’nın şanına asla bir leke düşmeyecektir.
Aydınlık yarınlara daha bir inanç, daha bir umut, daha bir gayret ile…
Vefat eden cennetin yüzü çocuklarımıza ve Ayla öğretmenimize rahmet, yaralı çocuklarımıza tezelden Rabbimden şifa diliyorum.