YALNIZLIĞIN ÜÇ YÜZÜ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan yalnız mıdır?

Bu sorunun cevabı, aslında hangi pencereden baktığına bağlıdır.

Bir yanıyla insan, doğası gereği yalnızdır. Dünyaya tek başına gelir, büyürken kendi iç yolculuğunu verir ve en sonunda yine tek başına gider. En derin acılarını da en saf sevinçlerini de aslında kendi içinde yaşar. Başkalarının varlığı bu gerçeği değiştirmez, sadece biraz daha katlanılır kılar.

Ama insan, bu yalnızlığı kabullenmekte zorlanır.

Bu yüzden hep birilerini ister yanında. Bir ses, bir dokunuş, bir “ben buradayım” hissi…

Çünkü insan en çok, kendiyle baş başa kalmaktan çekinir. Gürültülü kalabalıklar, çoğu zaman içimizdeki sessizliği bastırmanın en kolay yoludur.

Oysa kaçtığımız şey dış dünya değil, çoğu zaman kendi içimizdir.

Kendi sesimizi duymaktan, kendi gerçeğimizle yüzleşmekten korkarız.

Peki neden sürekli bir “öteki” ararız?

Neden başkalarının hayatını ölçü alırız?

Ne zaman “O yaptıysa ben de yapmalıyım” düşüncesi, kendi sesimizin önüne geçti?

Belki de cevap basittir:

Kendine dönüp bakmak, başkasını izlemekten daha zordur.

Oysa insanın asıl ihtiyacı, kendine şu soruları sorabilmesidir:

“Ben ne istiyorum?”

“Yaptıklarım bana ne katıyor?”

“Gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum?”

Bu sorular kolay değildir.

Ama insanı kendine yaklaştıran da tam olarak budur.

Yalnızlığın ise tek bir yüzü yoktur.

Bir yüzü insanı çaresizliğe ve boşluğa sürüklerken, diğer yüzü bir keşfe açılır. Bazen yalnızlık, varoluşun en derin anlamını fısıldar. Bir huzur olur, bir nefes olur; insanın kendisiyle buluştuğu sessiz bir alan olur.

Ve unutmamak gerekir:

İnsan hiçbir zaman tamamen yalnız değildir. İnanan bir kalp için, onu var eden ve gözeten bir kudret her zaman vardır.

Ama yine de insan, bazen bir dokunuşa ihtiyaç duyar.

Bir paylaşmaya, bir yakınlığa…

Çünkü insan hem yalnızlığıyla var olur hem de bağ kurarak anlam kazanır.

Belki de yalnızlığın üç hali vardır:

Biri insana “Yalnız değilsin, Rabbin var” der.

Biri “Yalnız hissetme, insanlarla bağ kur” diye hatırlatır.

Diğeri ise “Eğer yalnızlık seni gerçeğe götürüyorsa, onun kıymetini bil” diye fısıldar.

İşte bütün mesele burada başlar:

Yalnızlıktan kaçmak değil, onu anlamak.

Çünkü insan hem yalnızdır…

hem de bu yalnızlığı anlamlandırabildiği kadar güçlüdür.

Yalnızlık bazen idrake şifadır.

Bazen gerçeğe götüren bir adres olurken,

bazen de insanı boşluğa ve melankoliye sürükleyerek tehlikeli bir hâl alabilir.

Yalnızlığın içinde kaybolmak da vardır,

onun içinde kendini bulmak da…

Hangisine hazır hissediyorsan, yalnızlık seni orada bekler. Sakin ol.

Ama unutma:

Yalnızlık varken bile, yalnız değilsin...

YALNIZLIĞIN ÜÇ YÜZÜ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.