URFALININ DİĞER DİNLERE BAKIŞI

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu konuyu sadece Germüş’te atıl durumda olan ve bir dönem ahır olarak kullanılan kiliseye bakarak bile anlayabiliriz. Kendinden olmayanı kabul etmeme, hor görme, gücü yeterse ezebilme Urfalının ne yazık ki tipik özelliklerinden. 

Yanı başımıza ve en az kentimiz kadar tarihi kültürel zenginliğe sahip Diyarbakır ve Mardin’de bu durum oldukça farklı. Günümüzde faal olan onlarca kilise, ibadet yerleri mevcut ve hepsi bakımlı düzenli. İnanç turizmi bakımından çokta güzel reklamları oluyor kentlere. 

Mardin’de Midyat’ta adeta açık hava müzesi görevi görüyorlar. Dünyanın en güzel kiliselerinden biri olan Deyrulzafaran Manastırı muhteşem mimarisiyle Süryaniler’e ait çok önemli bir yapı ve dimdik ayakta. Bu arada konu ile ilgili enteresan bir bilgi vermem gerekiyor. Dünyadaki en kalabalık Süryani nüfusu Hindistan’da ve oradaki Süryaniler’in en az beş yüz bini Urfalı. Evet yanlış duymadınız Hindistan’da yaşayan beş yüz bin aslen Urfalı olan Süryani var. Oysaki günümüzde bu kadim kültürün kalıntıları bile yok denecek kadar az. Çünkü Urfalılar olarak yıkmışız, bozmuşuz, camiye çevirmişiz. 

Diyarbakır’ı anlatmaya sayfalar yetmez ne yazık ki. Yine çok önemli dini mabedlere ev sahipliği yapan bu kadim kent farklı kültürlerin bir arada yaşayabildikleri tarihi turistik bir yer. Hem ibadete hem de turizme açık birçok kilise görebilmek mümkün. Ermeni, Süryani olup günümüzde yaşayan birçok sanatçıları bile var. Bedri Ayseli’den Çoşkun Sabah’a, Nubar Terziyan’dan Aram Tigran’a kadar birçok isim bu kentin evlatları. 

Urfa ise bu konuda tam bir muamma. Yıllardır ağzımızda pelesenk olmuş şehir efsaneleri dışında pek bir şey yok. En bilindiği, Reha Muhtar’ın Urfalı olduğu ve onun da Ermeni doktor 

Vanes’in torunu diye söylendiğidir. Bununda gerçek payının olmadığı çok sonradan ortaya çıktı. 

Ama Urfa ile ilgili gerçek olan durumlar ne yazık ki çok daha vahim. Kendinden olmayana her zaman için bir güvercin tedirginliği yaşatmıştır bu kent. Günümüzde Selahattin Eyyubi camisi (eski ismi şirket) ismini almış olan Büyükyol’daki Ermeni kilisesinde 1895 yılında tam olarak bir facia yaşanmıştır. Yerli halka Ermeniler arasında süren çatışmalar her gün bir sürü insanın öldürülmesi ile içinden çıkılmaz bir hal almıştı. 28 Aralık 1895’de kiliseye sığınan binlerce Ermeni yakılarak öldürülmüştü. Devlet arşivlerinde beş yüz ile yedi yüz elli arasında olan bu sayı diğer kaynaklarda toplamda dört bini buluyordu. Burada haklıyı haksızı, doğruyu yanlışı konuşmuyoruz sadece olanı söylemeye çalışıyoruz. Merkeze bağlı köylerde ve özellikle benimde doğduğum yer olan Hilvan (Hoşin) da yine bu tarz ölümler olmuş. İnsanlar Fırat’ın sularına atılmış. O günlerde Urfa merkez nüfusunun en az yüzde yirmisi belki de otuzunu Müslüman olmayan halklar oluşturuyordu. Günümüzde bu sayı neredeyse sıfıra yakın ya da olanda kendini gizlemek durumunda kalıyor. 

Urfa, medeniyetin tarihin sıfır noktası. Bir sürü topluluğa ev sahipliği yapmış olan bu kent, günümüzde ne yazık ki turizmden hak ettiği değeri alamıyor ve kısır döngüler içerisinde boğuşuyor sadece. Geçen günlerde bile yoktan sebeplerle konserler iptal edildi. Zihniyetin topyekun değişmesi ve şapkayı önüne alıp düşünmesi gereken milyonlarca insanın olduğu çok zor bir kent URFA. Ve de son cümlemiz yine Urfalıca olsun. Allah eyı eder inşallah!

URFALININ DİĞER DİNLERE BAKIŞI

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.