Son zamanlarda Akçakale’de yaşanan olaylar artık sıradan haberler olmaktan çıktı.
Neredeyse her gün bir ölüm haberi, bir intihar vakası, ekonomik sıkıntıdan dolayı batıya göç eden aileler, gümrük kapısında ekmek mücadelesi veren insanlar…
Bir vatandaş iş bulamadığı için kendini gümrük kapısına zincirliyor, bir kadın aile içi sorunlar nedeniyle canına kıyıyor, bir genç geleceğini burada göremediği için memleketini terk ediyor.
Bunlar sadece bireysel olaylar değil; bunlar toplumun içten içe yorulduğunu gösteren ciddi işaretlerdir.
İnsan sadece parayla değil, umutla da yaşar. Bugün en büyük sorun sadece ekonomik kriz değil, insanların geleceğe dair umudunu kaybetmesidir.
Köylerde aile yapısı zayıflıyor, gençler işsizlikten bunalmış durumda, kadınlar kendilerini yalnız ve çaresiz hissediyor.
Herkes kendi derdini içine atıyor ama bu sessizlik gün geçtikçe daha büyük yaralara dönüşüyor.
Bu mesele sadece devletin değil, hepimizin meselesidir. Sosyologlar, psikologlar, din adamları, kanaat önderleri ve yöneticiler birlikte hareket etmelidir.
Akçakale’nin sadece yatırım değil, moral, destek ve yeniden umut veren bir toplumsal dayanışmaya ihtiyacı var.
Çünkü bazen insanlar ölmeden önce defalarca yardım çağrısı yapar…
Rabbim bizlere duymayı ve duyarlı olmayı nasip etsin.