BİZ BAŞKALAŞTIK BAYIM

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Başıboş bir halay haline getirilmiş kalabalıkları gördüm, imamesi kopmuş tespih saçmalığı. Hiçbir insana bulaşmadan, tek başınalığını karantinaya alan yalnızlıklar gördüm, hiçbir kelimeye ulanmadan dolanan edatlar gibiydiler.

En büyük yalanı kendilerine söylüyor, en büyük rollerini kendilerine oynuyorlardı. Hiç kimse kendisine benzemiyordu. Kendine en çok benzeyeni o kadar uzaktı ki kendisinden. Ayakta uyuyor, yürüyebiliyor, koşabiliyor, konuşabiliyorlardı; bu yüzden uyanık olduklarına inandırmışlardı kendilerini. Oysa her biri hacıyatmaz gibi sallanıyordu kendi kafataslarının duvarlarına çarparak…

Toplardamarlarının getirdiği kanı temizleyecek bir kalpleri yoktu. Atardamarları hayat bağışlayabilecek kadar temizlik bağışlıyordu kendilerine. 

Toplandılar mı bir yerde, her biri başka hayatlar üzerine konuşmakta mahir, kelimeleriyle insanlığı kurtaracak kadar da sahirdiler.      

Hiçbiri, gerçek rolünü oynamıyordu ve acısı, kendilerine bunu itiraf edemeyecek kadar çaresizdiler.

Her ortamda statülerine göre farklı, hep aynı insan gibi görünmekten korkuyorlardı.        Her birinin eksik kalmış bir hayatı vardı yaşamadığı, her birinin saçlarına dolanan beyazlardan bir acısı. 

Kahırlarını kibirle, zaaflarını gururla örtüyorlardı, kendileri değildi hiçbiri. 

Her biri yalnızlığını sosyalleşmek adına paylaşmaktan korkuyordu, her birinin yüzü, yıkımlarını göstermeyecek mimiklerle kasılmıştı. Oysa buruşturulup atılacak bir müsvedde olmuştu içleri. Açsalar ütülenecekti kalplerinin burukluğu birbirlerine. İtirafları zaaflarını ortaya çıkaracak ve her biri içini, aksinde görecekti. 

Ketumdular, edebiyat, sanat ve siyasetten konuştukça kendi gerçekliklerinden kopuyorlardı. Yaraları vardı her birinin, derin yaraları. Kendileri dışında her şeyi konuştukça dıştan iyileşen yaraları, içlerine derinleşiyordu. 

Huzursuzdular, her biri diğerinin huzursuzluğuna dokunamayacak kadar korkak, hiç biri diğerinin derdiyle huzurunu kaçıracak kadar cesur değildi.

Geceleri dertleri kalplerinin üzerine bağdaş kurmuş şekilde dönüyorlardı evlerine. Yarım bir insan gibiydiler, daima eksik.

Havaya, suya siyaset katar, kendi yangınlarına bir damla su imdadıyla bağırabilecek kadar sesi çıkmıyordu hiçbirinin.

Kendilerine gidecek yolları kapatmışlardı, her biri kendi çıkmaz sokaklarında kapanmıştı yüzükoyun kendi yangınlarına. Hep başkalarıydı yaşadıkları, kendileri olamadılar.

Biraz kendisi olabileni yaftaladılar, kendileri gibi acılarını gizleyen, eksikliğini tam gösteren tablolar taşımalarını istiyorlardı alın satırlarında. 

Yama tutmayacak kadar derindi yaraları. Huzurlu görünmek gibi bir yalanla mutluydular. Biraz sessizlik kaplayınca ortalığı, yüzünün yamacına vuracak acılarından korkarak konuşacak bir şeyleri mutlaka bulurlardı.

Gercek rolleri oynamaktan aciz kalınca, dramlarını komediye çevirmekte artistiler.

Modernizm bizi başkalaştırdı.

Aynada gördüğün sen değilsin, karşında gördüğün ben değilim.

Biz başkalaştık bayım!

BİZ BAŞKALAŞTIK BAYIM

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.