Bugün size çok basit ama insanın içine işleyen bir gerçeği hatırlatmak istiyorum…
Bundan 100 yıl sonra… Yani 2126’da…
Bu dünyada bizden kimse kalmayacak. Ne bugün dert ettiğimiz şeyler ne de uğruna koşturduğumuz dünya işleri…
Bugün “benim” deyip sımsıkı sarıldığımız evler…
Uğruna birbirimizi kırdığımız makamlar, mevkiler…
Gözümüzü kararttığımız para, mal, mülk…
Hepsi bir gün el değiştirip gidecek.
Bugün belki büyük gördüğümüz şeylerin çoğu, yarın bir hatıra bile olmayacak.
İnsan düşünüyor.
“Ben olmazsam dünya durur” sanıyor. Ama dünya dönmeye devam ediyor. Ne bizden önce duran olmuş, ne bizden sonra duracak olan olacak.
O yüzden insan kendini bu kadar yormamalı…
Bu kadar üzmemeli…
Bu kadar içini daraltmamalı…
Kim ne der, kim ne konuşur diye kendi ömrünü zindan etmeye değmez.
Bu hayat bir defa veriliyor insana…
Geri dönüşü yok, tekrar hakkı yok.
Urfa’da güzel bir söz vardır: “Dün geçer, yarın bilinmez…
Bugün insanın elinde olan tek şeydir.”
O yüzden bugünü yaşamak lazım…
Sevdiklerini kırmadan, incitmeden…
Gönül almadan gün bitirmeden…
Elindekinin kıymetini bilmek lazım. Bazen en büyük zenginlik; bir bardak çay, bir sıcak yuva, bir dost selamıdır.
Dünya malı gelir geçer…
Ama güzel bir söz, iyi bir kalp, temiz bir dua kalır.
Ve unutma…
İnsan en çok geride bıraktığı iz kadar yaşar.